Bireysel haklar kuramının temeli
şöyle kuruldu: Her türlü hakkın kökeni bireydir. Çünkü gerçek
özgür ve sorumlu olan yaratık yalnız insandır.
Buna göre, bireyin yalnızca doğal hak ve ahlaksal sorumluluğu
ile bağımlı kılınmış olan salt bağımsızlığı bütün uygarlık
kurumlarından önce gelen ilk durum olarak, ilk başlangıç
noktası olarak kabul olunuyor. Fakat öte yandan insanların
toplumsal ve siyasal kurumların bir bölümü ise zorunlu ve
yazgısal yasaların hükümlerine göre evrimleşir. Bu yazgının
var olduğu oranda ve zekanın bu yazgının gidişini ve yönüne
uydurmak zorundadırlar. Bu zorunluluk durumu gerçekte, kaçınılması
mümkün olmayan bir sonucu, daha mükemmel ve daha uyumlu
yapmaktır. Doğanın ve tarihin bir ürünü olan ulusun bireyleri
sürekli bu gerçekle karşı karşıya dırlar ve ona saygı duyarlar.
Böyle bir ulusun kurduğu devletin de temeli ereği bireysel
hak olur.
Bireyin birinci hakkı, doğuştan getirdiği yeteneklerini
özgürce geliştirebilmesidir. Bu gelişmeyi sağlamak için,
en iyi yol ise bireye başkasının aynı değerdeki hakkını
zarara uğratmaksızın tehlike ve zarar kendisine ait olmak
üzere, ona kendi kendini, istediği gibi yönlendirmeye ve
yönetmeye izin vermektir.
Bireysel hakların oluşturduğu çeşitli özgürlüklerin tüm
amacı, işte bu özgürce gelişmeyi sağlamaktır. Bu haklara
saygı duymayan, göstermeyen siyasal toplum temel görevini
de yerine getirmemiş olur ve devlet varlılığının amaç ve
anlamını yitirmiş olur.
***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık
Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp
gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih
Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni
Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer
aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.