Çağdaş demokraside bireysel özgürlükler
bir değer ve önem kazanmıştır; artık bireysel özgürlüklere
devletin ve hiç kimsenin karışması söz konusu değildir.
Ancak bu denli yüksek ve değerli olan bireysel özgürlüğün
demokrat ulusta neyi, anlattığı özgürlük sözcüğünün salt
olarak düşünebilen anlamıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan
özgürlük, toplumsal ve uygar insan özgürlüğüdür. Bu nedenle
bireysel özgürlüğü düşünülürken, her bir bireyin ve sonuçta
ulusun ortak çıkarını bireysel özgürlüğü sınırlandırır.
Bireysel özgürlüğü sınırlandırma, devletin de görevi ve
temelidir. Çünkü devlet, bireysel özgürlüğü sağlayan bir
örgüt olmakla birlikte, aynı zamanda bütün özel etkilikleri,
genel ve ulusal amaçlar için birleştirmekle yükümlüdür.
' Özgürlük başkasına zarar vermeyecek her türlü kullanım
yetkisinde bulunmaktır.' Denildiği zaman yurttaş özgürlüğünün,
yalnız bunun amaç edinildiği, devletin bu amacı gerçekleştirmek
için bir araç olduğu anlatılmış olur. Ne var ki, bu araç
ulusun genel çıkar amacını koruyacaktır. Öyleyse bireysel
özgürlüğe sınır olarak ' başkalarının özgürlüğünün sınırını
' gösterirken bireysel özgürlüğün, ulusun genel çıkarının
gerektirdiği ölçüden daha fazla kısıtlanamayacağı kabul
edilmiş oluyor. Bu düşünce basittir, fakat uygulanması çok
güçtür. Çünkü bireysel özgürlüğün ölçüsünün, devlet etkinliğini
zayıflatmaması gerekir. Devletsiz bir toplum ya da zayıf
bir devlet hayatının sonucu, herkesin herkese karşı savaşımıdır.
Bu savaşımın, çoğunluğun özgürlüğünü boğmayacak biçimde
doğrultularak gerçekleştirilmesi gerekir.
Bu doğrultma işi bireyin sorumluluğuna, girişimlerine ve
gelişmesine engel olacak ölçüye vardırılmamalıdır. Yurttaşların
girişim ve sorumluluk duyguları ne ölçüde gelişirse, devlet
için de o denli iyidir.
Bireysel özgürlükten, ne ölçüde özveride bulunulması gerekeceği,
içinde bulunulan zamana ve ülkeye göre değişir. Olağan üstü
dönemler, olağan üstü önlemler gerektirebilir. Bütün bu
önlemleri ve kısıtlamaları tanımak gerekliliği devlet düşüncesini
ve kavramını gösterir.
Bu noktalardaki önlemlerin etkisini ve sınırlarının genişliğini
ölçmek, büyük bir sanattır. Devlet sanatı işte budur, *[
Bu sanatta başarılı olma derecesi, özgürlüklerin sınırlarını
çizen yasada görebilir. ]
Çünkü, ' bu sınır ancak yasayla çizilir ve belirlenir '
Şurası kesindir ki yurttaşların genel özgürlüğü ve esenliği
için bireylerden, ancak devlet için gerekli olan bir bölüm
özgürlüklerinin bırakılması istenebilir.
Türk ulusunun tarihini göz önüne getirelim, daha düne değin
altında ezildiği baskı, tutsaklık ve zorbalığın kara, kanlı
pençesini duymamak mümkün değildir.
Türk, zorbalık ve tutsaklık zincirlerini koparabilmek için
iç ve dış düşmanlar karşısında kendi yaşamını ortaya attı;
çok kanlı ve tehlikeli savaşımlara girdi, sayısız özverilere
katlandı, başarılı oldu ancak, ondan sonra özgürlüğünü kazandı.
Bu nedenle özgürlük, Türkün yaşamının ta kendisidir.
Artık, Türkiye' de ' her Türk özgür doğar, özgür yaşar'*
Türkün bu günkü ulusal ve siyasal terbiyesi ve yüksek değerliliği,
onun amacını ve bulunduğu durumu belirlemiştir.
Türkler demokrat, özgür ve sorumluluk taşıyan yurttaşlardır.
Türk Cumhuriyet' inin kurucuları ve sahipleri doğrudan doğruya
kendileridir. Türk kişisel özgürlüğünden ve çıkarlarından
bir bölümünü ' anayasada belirlenmiş olan ölçüde' Cumhuriyet
'e bırakmıştır. Cumhuriyet bireyin bıraktığı bu özgürlükleri,
bireyin ve Türk ulusun içeride özgürlüğünü, dışarıda da
bağımsızlığını sağlamak için kullanır.
***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık
Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp
gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih
Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni
Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer
aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.