ATATÜRK 'ÜN YAZDIĞI YURTTAŞLIK BİLGİLERİ

 

ÖZGÜRLÜĞÜN ÇEŞİTLERİ [ 466 (1) ]

Bir ulusun, kültürü yükseldikçe bireysel özgürlüğün alanları da genişler ve çoğalır. [ Örneğin, ilkel bir insanla, uygar bir insanın özgürlük gereksinimleri aynı değildir. ] İnsan toplumları uygarlaştıkça, türlü biçimlerde, birbirinden ayrı ve bağımsız özgürlükler ortaya çıkar. Bu özgürlükler, kapsam ve niteliklerine göre iki bölüme ayrılırlar:
I) Bireyin maddi çıkarlarına dayanan özgürlükler.
II) Bireyin düşünce hayatındaki özgürlük hakları.

I.Bölüm içinde sayabileceğimiz özgürlüklerin başlıcalar ı şunlardır:
1) Kişisel özgürlük
2) Konut dokunulmazlığı,
3) Bireysel iyelik (mülkiyet),
4) Ticaret, çalışma ve işletimcilik özgürlükleridir.
1) Sözcüğün dar anlamıyla, kişisel özgürlüktür. Yani serbestçe gitmek, gelmek, ulusal topraklarda kalmak ya da oradan çıkmak hakkına sahip olmaktır ( yolculuk yapma ve yerleşim hak ve özgürlüğü) bununla birlikte yasa dışı tutuklamalardan, hapis ya da her hangi bir cezadan korunmuş olmak güvencesidir. [ Kişinin özgürlüğü insanlığın zorunlu bir gereğidir. ]
2) Konut dokunulmazlığı: Bu hak, kişi güvenliğinin devamı ve devam edip gitmesidir. İnsan evinin sahibidir ve oraya ancak istediğini sokar. Bir insanın evine hükümetin karışması, yalnız yasanın belirlediği durumlarda ve yasal yolla olabilir.
3) Bireysel iyelik hakkı: Bir insanın kendi emeğinin ürünü olan her şeye sahip olması, bireyin, devletin karışamayacağı, yüksek haklarındandır. İnsan namusluca sahip olduğu mal ve mülkünü istediği gibi kullanabilir, satabilir, satmayabilir, istediğine verebilir, onları yakıp yok edebilir, yani istediği gibi kullanabilir. Eski çağlarda böyle değildi; bunun tam tersi idi, insanlar kendi istekleri dışında aileleriyle oturdukları yerle satılabilirlerdi.
Bireysel iyelik hakkını sınırlayan tek şey, kamu yararı için kamulaştırılmalıdır. Bununla birlikte hükümetin, belediyelerin, genel yönetimlerin hangi, zorunlu durumlarda, hangi usul ve biçimde kamulaştırabileceklerini, kamulaştırma yasalarıyla belirlenmiştir.
Düşünce ve kalem ürünü olan her yapıtta sahibinin hakkıdır. Bu hak ' Telif hakkı yasası' ile güvence altına alınmıştır.
4) Ticaret, çalışma ve işleyimcilik özgürlüğü: insan yaşamını kazanmak için istediği işte, meslekte ve sanatta çalışabilir, bu yönden serbesttir. Ancak bu özgürlüğü kamu yararı için ulusa yatkın olan, bir takım yasal sınırlamalara ve koşullara bağlıdır. Örneğin, bir sütçü, bir ekmekçi bir takım sağlık kurallarına uymak zorundadır.
Bir tüccar yabancı ülkeden getirdiği malları , gümrük vermeden yurda sokamaz. Herkes ülkede, istediği gibi, öğretmenlik, avukatlık, doktorluk yapamaz. bunun için yasalara uygun olarak bir takım niteliklere sahip olması gerekir. Bunlardan başka devletin siyasal ya da kamu yararı ve güvenliği amacıyla tekeli altında bulundurduğu işleri başkaları yapamaz. [ içki ve tütün gibi.] Bütün bu engellerin yanı sıra insan için her zaman yeterli ölçüde bir çalışma ve para kazanma özgürlüğü vardır.
I. bölüme giren özgürlükler daha çok doğrudan doğruya bireyin düşünsel yaşamına ilişkin özgürlük haklarıdır. Bunlardan başlıcaları :
1) Vicdan özgürlüğü
2) Toplantı özgürlüğü
3) Basın özgürlüğü
4) Dernek kurma özgürlüğü
5) Eğitim-öğretim özgürlüğü

1) Vicdan özgürlüğü: Her birey istediğini düşünme, istediğine inanma, kendine göre bir siyasal düşünceye sahip olma, inandığı dinin gereklerini yerine getirme ya da getirmeme hak ve özgürlüğüne sahiptir. Hiç kimsenin düşünce ve vicdanına baskı yapılamaz. Vicdan özgürlüğü, kişinin salt ve karışılamaz olan haklarının en önemlilerinden biri olarak tanınmalıdır.
Uygarlığın geri olduğu, bilginin henüz gelişmediği çağlarda, düşünce ve vicdan özgürlüğü, baskı altında idi. İnsanlık bundan çok zarar görmüştür. Özellikle din koruyucusu görünüşüne bürünmüş olanların, gerçeği görebilen ve düşünebilenlere, söyleyebilenlere karşı yaptıkları zulüm ve işkenceler insanlık tarihinde her zaman kirli korkunç olaylar olarak kalacaktır.
Türkiye Cumhuriyet' inde, her yetişkin dinini seçmede özgür olduğu gibi, belli bir dinin törenlerini yapmada serbesttir; yani dinsel tören yapma özgürlüğü de dokunulmazdır. Doğal olarak dinsel törenler toplumun güvenliğini bozamaz ve halkın göreneğine aykırı olamaz, siyasal gösteri biçimine de dönüştürülemez. Geçmişte çok görülmüş olan bu gibi durumlara, artık Türkiye Cumhuriyeti hiçbir biçimde katlanamaz.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bütün tekkeler, zaviye ve türbeler yasayla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık vb. yasaktır. Çünkü bunlar gericilik yuvaları ve bilgisizlik damgalarıdır. Türk ulusu böyle kurumlara ve onlara katılmış olanlara katlanamazdı ve katlanmadı da.
[Laiklik--- Türkiye Cumhuriyeti 'nin resmi dini yoktur. Devlet yönetiminde bütün yasalar, kurallar ve düzenlemeler bilimin çağdaş uygarlığa getirdiği ilke ve biçimler doğrultusunda, dünya gereksinimlerine göre yapılır ve uygulanır. Din anlayışı vicdana bağlı olduğundan, Cumhuriyet dinle ilgili düşünceleri , devlet ve dünya işlerinden, politikadan ayrı tutmayı, ulusumuzun çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı etkeni olarak görür. ]

2. Toplantı yapma özgürlüğü ve 3. Basın özgürlüğüdür. Bu iki özgürlük aynı ilkeye dayanır. O ilkede insanların, düşüncelerini özgürce söyleyebilmek ve yayımlamak hakkıdır.
Yurttaşlar kendi eğitim ve öğretimleri için ve halkın yararı açısından düşünce alışverişinde bulunmalıdırlar. Düşündüklerini istedikleri gibi söyleyebilmelidirler. En büyük gerçekler, kavrayış ve anlayışlar düşüncelerin, özgürce ortaya konması ve tartışılması ile ortaya çıkar ve yükselir.
' Toplantı, insanların birlikte düşünüp konuşmak ya da başka birinin sözlerini dinlemek amacıyla, geçici olarak bir araya gelmeleridir.'
' Toplantı' insanların, bir şeyi birlikte izlemek için toplanmalarından ya da insanların, birlikte yapmak için sürekli olarak bir araya gelmeleri durumundan ayırt edilmelidir.
Toplantı, ada yapılan kişisel bir çağrı üzerine, çağrıların toplanmasıyla yapılan özel toplanmada değildir. Ülkenin dirlik ve düzenini bozacak biçimde ve yerlerde toplanmak doğal olarak yasaktır.
Toplantı özgürlüğü, basın özgürlüğünden daha eskidir. Ne var ki basın özgürlüğü, basımcılık tekniğinin ve gazeteciliğin ilerlemesiyle daha büyük bir önem kazanmıştır.
Toplantı yapma özgürlüğü, anayasamız gereğince bireylerin doğal haklarındandır. Bu özgürlük ancak, ' Genel toplantılar yasası' çerçevesinde gerçekleştirilebilir. Çünkü güvenlik ve toplumsal ve siyasal düzeni koruma ile yükümlü olan hükümetin, gereken önlemleri alabilmesi için toplantı günü ve yerinin, zamanında usulü ve çerçevesinde bildirilmesi gerekir.
Basın özgürlüğü, yurttaşların günlük ya da belirli sürelerle çıkan gazetelere, dergilere yazacağı yazılar ya da yapacağı resimler aracılığıyla, ve yayımlayacağı kitaplarla düşüncelerini serbestçe ve açıkça bildirmelidir. Tiyatro, sinema ve gramofon, radyo telgraf da düşüncelerin yayımlanması ve duyulması için en önemli ve etkin araçlardır. Bir insanın her hangi bir yerde söylediği sözler orada bulunanlar arasında kalır; etkisi ancak bir an içindir ve sınırlıdır. Ne var ki, bu sözler radyo, ile söylenebilirse bütün dünya işitebilir. Telgrafta düşüncelerin yayılması da en hızlı araçtır. Ancak söz bir plağa geçerse, özellikle bir gazeteye, bir kitaba geçerse, düşünce saptanmış olur ve bütün dünyada okunur, doğal olarak gelecek kuşaklara ulaşır. Her hangi bir yüzeye yapılan resim ve yazılan yazılar ve aynı şekilde yapılan heykeller de düşünceleri yaşatan yapıtlardır. Türlü araçlarla saptanan ve hızla yayımlanan düşünceler, bütün insanlığın ilerlemesine ve tarihe büyük katkıda bulunur.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.

 

| Önceki Sayfa |