Hükümet tutum ve hareketlerini düzenlemek için, kamuoyuna
önem verince, kamuoyu örgütlenir. Kamuoyunun sürekli yararlanılabilecek
bir durumda hazır bulunması, onun ancak bir örgüte sahip
olmasıyla mümkündür. Bu örgütte serbest eleştiri ve tartışma
alanıdır. Bu alan sürekli açık tutulmalı, ve sürekli çeşitli
ve değişik düşüncelerle beslenmelidir. Bu ise basının çalışması
ve kamu yararının her gün yeniden yeniye tartışılması ile
olur. Kamuoyunun işlediği, canlı olduğu ,ülkede , gazeteler
yayımlanmasa halk şaşkınlığa uğrar ve çılgına döner. Sözünü
ettiğimiz bu düşünce örgütünde şu özellikler görülür:
1) Düşünce örgütü, bir azınlığın ya da bir takım seçkin
insanların yarattığı, ortaya koyduğu bir kurumdur. Kuşkusuz,
halk kitlesi bu örgüte katılır. Ne var ki, başka alanlarda,
işlerde olduğu gibi, bunda da halk kitlesinin rolü etkin
değildir. Gerçi, halk yayını yansıtıp iletir ve düşüncelere
yandaş toplar fakat düşünceleri ortaya koyan, ortaya atan
ve yayın alanının odak noktasını oluşturan halk değildir.
2) Çağdaş düşünce örgütünde, gerçekte iki seçme tabakanın
etkinliği vardır. Bu sınıflardan biri basım girişimini gerçekleştiren
ve yönetenlerdir.
Basın, düşünceleri ortaya koymak ve yayımlamak için gerekli
araçlardır. Siyasal düşünceleri de üreten basındır. Basın
girişimleri, gazete, dergi ve kitap basma yoluyla gerçekleşir.
Basının siyasal düşünceler üretmedeki rolü, çok daha başka
niteliktedir. Çünkü ' siyasal düşünceleri ortaya atan, her
zaman siyasal gruplar ve zümreler gibi belli düşünce dernekleridir.'
Kabul edilmesi gereken şudur ki, siyasal düşünceler, siyasal
partilerin çıkarına olarak onlar tarafından ortaya konur.
Yoksa halk topluluğu içinde kendiliğinden ortaya çıkmaz.
3) İyice bilinmelidir ki, gazeteler okul kitapları değildir.
Kimi aşağı düzeydeki insanların para ile yaptıkları basın
savaşımları vardır. En adi yalanları duyurmada ve yaymada
basının kullandığı bir gerçektir. Basın ve düşünce özgürlüğünün
karşı karşıya bulunduğu başka tehlikelerde vardır. Basın
ve dahası düşünce derneklerinin, ulusal hükümetin etkisinden
kurtularak, siyasal ekonomik kimi gizli amaçlara alet olmasından
korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslar arası
yüksek para çevrelerinin, basın üzerinde ki gizli etkisi
yada yalnızca yabancı devletlerin, örtülü ödeneğinin etkisi,
işte bunların kamuoyunu aldatmalarından ve yanıltmalarından
çok korkulur. Nedir ki özgürlükten çıkacak olan bu kötülük
yada olumsuzluklar, kesinlikle çözümsüz değildir. İlkin
basın özgürlüğüne meşru bir sınır çizilir. İkincisi ise
gazeteler, özel bir örgüt kurarak, bununla kendi üzerlerinde
ahlaksal bir etki yaratırlar. Başlangıçta bir kazanç işinden
başka bir şey olmayan gazetecilik, zamanla bir toplumsal
kuruluş durumuna gelebilir. Bundan başka halkın düşünsel,
ve siyasal eğitim düzeyi ve tutumu da bir güvencedir. Halk,
belli gazeteleri okumaya ve onları birbirleriyle denetlemeye
ve gazetecilik yararlarına inanmaya alışır. Bütün bunların
ötesinde her şeyin açık olmasıyla iyi niyetin gelişeceğine
ve önemli sorunlar üzerinde iyi niyetli insanların her zaman
çoğunluğu gelişeceğine ve önemli sorunlar üzerinde iyi niyetli
insanların her zaman çoğunluğu oluşturacaklarını kabul etmek
uygun olur. ' Çünkü, her zaman dünyanın yarısı ve bir zaman
da dünyanın tümüde aldatılabilir. Ne var ki, bütün dünya
her zaman aldatılamaz, kandırılamaz.' Deneyimler göstermiştir
ki, her şeyi söylemekten insanları yasaklamak, kesinlikle
olanak dışıdır. Fakat ulusal eğitim, ulusal görgü, görenek
ve büyük manevi güçlere karşı hükümetin uygun gördüğü tutumu
sayesin de başkaldırıcı düşüncelerin yayılmasına olanak
vermeyecek toplumsal bir ortam yaratılabilir. Fakat her
halde her şeyin söylenmesine izin vermek ve bunun karşısında
da söyleyenlerin düşüncelerini eyleme dönüştürmelerini seyirci
kalıp yalnızca önlemler getirmekle yetinmek anlamsızdır.
Bütün halkın eyleme geçtiği gün, onları tutuklayacak güç
yoktur. Nasıl tıbbi bir sağlık koruma varsa aynı şekilde
de toplumsal bir sağlık koruma da vardır. Her ikisi aynı
ilkeye dayanır. Maddi mikropları yok etme olanağı yoktur.
Fakat kişinin vücudun da bedensel bir sağlıklılık yaratma
mümkün olduğu gibi, toplumsal yapıda da manevi bir sağlık
yaratma ve bu yolla bir güç ortamı hazırlama olanağı vardır.
***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık
Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp
gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih
Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni
Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer
aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.