ATATÜRK 'ÜN YAZDIĞI YURTTAŞLIK BİLGİLERİ

 

KAMUOYUNUN KENDİ KENDİNE ÖRGÜTLENMESİ


Hükümet tutum ve hareketlerini düzenlemek için, kamuoyuna önem verince, kamuoyu örgütlenir. Kamuoyunun sürekli yararlanılabilecek bir durumda hazır bulunması, onun ancak bir örgüte sahip olmasıyla mümkündür. Bu örgütte serbest eleştiri ve tartışma alanıdır. Bu alan sürekli açık tutulmalı, ve sürekli çeşitli ve değişik düşüncelerle beslenmelidir. Bu ise basının çalışması ve kamu yararının her gün yeniden yeniye tartışılması ile olur. Kamuoyunun işlediği, canlı olduğu ,ülkede , gazeteler yayımlanmasa halk şaşkınlığa uğrar ve çılgına döner. Sözünü ettiğimiz bu düşünce örgütünde şu özellikler görülür:
1) Düşünce örgütü, bir azınlığın ya da bir takım seçkin insanların yarattığı, ortaya koyduğu bir kurumdur. Kuşkusuz, halk kitlesi bu örgüte katılır. Ne var ki, başka alanlarda, işlerde olduğu gibi, bunda da halk kitlesinin rolü etkin değildir. Gerçi, halk yayını yansıtıp iletir ve düşüncelere yandaş toplar fakat düşünceleri ortaya koyan, ortaya atan ve yayın alanının odak noktasını oluşturan halk değildir.
2) Çağdaş düşünce örgütünde, gerçekte iki seçme tabakanın etkinliği vardır. Bu sınıflardan biri basım girişimini gerçekleştiren ve yönetenlerdir.
Basın, düşünceleri ortaya koymak ve yayımlamak için gerekli araçlardır. Siyasal düşünceleri de üreten basındır. Basın girişimleri, gazete, dergi ve kitap basma yoluyla gerçekleşir. Basının siyasal düşünceler üretmedeki rolü, çok daha başka niteliktedir. Çünkü ' siyasal düşünceleri ortaya atan, her zaman siyasal gruplar ve zümreler gibi belli düşünce dernekleridir.' Kabul edilmesi gereken şudur ki, siyasal düşünceler, siyasal partilerin çıkarına olarak onlar tarafından ortaya konur. Yoksa halk topluluğu içinde kendiliğinden ortaya çıkmaz.
3) İyice bilinmelidir ki, gazeteler okul kitapları değildir. Kimi aşağı düzeydeki insanların para ile yaptıkları basın savaşımları vardır. En adi yalanları duyurmada ve yaymada basının kullandığı bir gerçektir. Basın ve düşünce özgürlüğünün karşı karşıya bulunduğu başka tehlikelerde vardır. Basın ve dahası düşünce derneklerinin, ulusal hükümetin etkisinden kurtularak, siyasal ekonomik kimi gizli amaçlara alet olmasından korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslar arası yüksek para çevrelerinin, basın üzerinde ki gizli etkisi yada yalnızca yabancı devletlerin, örtülü ödeneğinin etkisi, işte bunların kamuoyunu aldatmalarından ve yanıltmalarından çok korkulur. Nedir ki özgürlükten çıkacak olan bu kötülük yada olumsuzluklar, kesinlikle çözümsüz değildir. İlkin basın özgürlüğüne meşru bir sınır çizilir. İkincisi ise gazeteler, özel bir örgüt kurarak, bununla kendi üzerlerinde ahlaksal bir etki yaratırlar. Başlangıçta bir kazanç işinden başka bir şey olmayan gazetecilik, zamanla bir toplumsal kuruluş durumuna gelebilir. Bundan başka halkın düşünsel, ve siyasal eğitim düzeyi ve tutumu da bir güvencedir. Halk, belli gazeteleri okumaya ve onları birbirleriyle denetlemeye ve gazetecilik yararlarına inanmaya alışır. Bütün bunların ötesinde her şeyin açık olmasıyla iyi niyetin gelişeceğine ve önemli sorunlar üzerinde iyi niyetli insanların her zaman çoğunluğu gelişeceğine ve önemli sorunlar üzerinde iyi niyetli insanların her zaman çoğunluğu oluşturacaklarını kabul etmek uygun olur. ' Çünkü, her zaman dünyanın yarısı ve bir zaman da dünyanın tümüde aldatılabilir. Ne var ki, bütün dünya her zaman aldatılamaz, kandırılamaz.' Deneyimler göstermiştir ki, her şeyi söylemekten insanları yasaklamak, kesinlikle olanak dışıdır. Fakat ulusal eğitim, ulusal görgü, görenek ve büyük manevi güçlere karşı hükümetin uygun gördüğü tutumu sayesin de başkaldırıcı düşüncelerin yayılmasına olanak vermeyecek toplumsal bir ortam yaratılabilir. Fakat her halde her şeyin söylenmesine izin vermek ve bunun karşısında da söyleyenlerin düşüncelerini eyleme dönüştürmelerini seyirci kalıp yalnızca önlemler getirmekle yetinmek anlamsızdır. Bütün halkın eyleme geçtiği gün, onları tutuklayacak güç yoktur. Nasıl tıbbi bir sağlık koruma varsa aynı şekilde de toplumsal bir sağlık koruma da vardır. Her ikisi aynı ilkeye dayanır. Maddi mikropları yok etme olanağı yoktur. Fakat kişinin vücudun da bedensel bir sağlıklılık yaratma mümkün olduğu gibi, toplumsal yapıda da manevi bir sağlık yaratma ve bu yolla bir güç ortamı hazırlama olanağı vardır.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.

 

| Önceki Sayfa |