Bundan sonra ortak ulusal düşüncenin,
ahlakın, duygunun, coşkunun, anı ve geleneklerin ulus bireylerinde
oluşmasını ve kökleşmesini sağlayan ortak geçmişin, birlikte
yaratılmış ve yaşanmış tarihin vicdanları ve kafaları doğrudan
doğruya birleştiren ortak dilin ulusların oluşumunda en
önemli etkenler olduğunu bir kez daha vurguladıktan sonra
ulus üzerine ikincil öğeleri göz önüne almadan, mümkün olduğu
kadar her ulusun yapısına uyabilecek bir tanımı bizde verelim:
A) Zengin bir anı kalıtına sahip bulunan;
B) Birlikte yaşamak konusunda ortak istek ve uzlaşmada içtenlikli
olan ;
C) Ve sahip olunan kalıtın korunmasını birlikte sürdürmek
konusunda iradeli ortak olan insanların birleşmesinden ortaya
çıkan topluluğa ulus adı verilir. Bu tanım iyice düşünülecek
olursa, bir ulusu oluşturan insanlar arasında ki bağların
değerine, gücüne ve vicdan özgürlüğüyle insanlık duygusuna
verilen önem kendiliğinden anlaşılır.
Gerçekten geçmişten kalan ortak tutku ve acı kalıtı ;
Gelecekte gerçekleştirilecek ortak izlence ;
Birlikte sevinmiş olmak, birlikte aynı umutları beslemiş
olmak.
Bunlar elbette bugünün uygarlık anlayışında bütün öteki
koşulların üstünde bir anlam ve kapsam taşır.
[ Bir ulus kurulduktan sonra bireylerinin, devlet yaşamında,
ekonomide düşünce ve yaşamında ortaklaşa çalışmasıyla ortaya
çıkan ulusal kültürde, kuşkusuz ulusun her bireyinin çalışma
payı, katkısı ve hakkı vardır. Buna göre bir kültürden olan
insanlardan oluşan topluluğa ulus denir, dersek ulusun en
kısa tanımını yapmış oluruz. ]
Öyleyse sorunu ilke olarak dile getirelim.
***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık
Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp
gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih
Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni
Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer
aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.