ATATÜRK 'ÜN YAZDIĞI YURTTAŞLIK BİLGİLERİ

 

DAYANIŞMA [522(7) ]


" İnsanlar birbirine bağlıdır."
" Bilim toplumların büyüklüğünü, gizini insanlara açmıştır; bu giz birbirlerine olan bağlardır. Bütün insanlar toplumsal bir vücudun organlarıdır ve bu nedenle birbirine bağlıdır. Bu karşılıklı bağ herkesi başkasının sorumluluklarına da karıştırır. Birde insanlar, ölenlerin kültürel kalıtçılar olduklarından aralarındaki bağlar her zaman her yerde söz konusudur.
Bu bağlar, doğaldır, toplumsaldır ve ekonomiktir. Bu doğal bağın bize öğrettiği şudur; Özellikle iş bölümü ve kültürel kalıtçılık nedeniyle herkes sahip olduğu şeyin, dahası kendi kişisel varlığının en büyük bölümünü atalarına ve aynı zaman diliminde yaşadığı insanlara borçludur.
Eğer böyle ise, yani eğer her yerde, insanın insana karşı bir borcu varsa, bütün borçlar gibi bununda ödenmesi gerekir.
Bu borçlar kim tarafından ödenmelidir ?
- İnsanlar arasındaki doğal ve toplumsal bağlardan yararlanarak servet kazananlar tarafından ! Çünkü eğer gelmiş geçmiş, adı bilinmeyen binlerce, birbirine zincirleme bağlı insanlar olmasaydı, bu servet birikimi de olmazdı.
Kime ödenmeli ?
- Doğal ve toplumsal bağdan yararlanamayıp zara görenlere ! Gerçi bu alacaklıların kişi olarak tek, tek kişilerin, temsilcileri vardır; devlet yada birçok sosyal yardım kurumları...
Nasıl ödenmeli?
- Bir kez devlete vergi özellikle artar vergi olarak ve sonra kendiliğinden, bağış olarak yardım kurumlarına verilebilir.
Bu söylediklerimizden, insanların birbirine bağlı ve birbirlerine yardımcı olmakdığından ötürü geçmişin ve bugün nimetlerinden hepsinin, eşit ölçüde yararlanamamış ve yararlanamamakta oldukları anlaşılıyor.
Bu eşitsizliği gidermek için bir kesim insandan, öteki kesim insanlar için adeta tazminat isteniyor. Bu birbirinden ayrımlılık gösteren yararlanma olanaklarının ortaya çıkmasının başlıca nedeni, kuşkusuzdur ki, insanların türlü nitelikleri ve yetenekleri dolayısıyla birbirine benzememeleridir.
Bu noktada şöyle bir görüş eri sürülmektedir: Gelişerek ilerlemenin amacı, insanları birbirine benzetmektir; dünya bir birliğe gitmektedir. İnsanlar arasında sınıf, derece, ahlak, giyim-kuşam dil gibi ölçü ayrılıkları gittikçe azalmaktadır. Tarih yaşama kavgasının birbirinin ırk, din, kültür, görgü ve göreneğine yabancı olanlar arasında çıktığını göstermektedir. Birliği doğru gidiş, barışa doğru gidiş demektir.
" Dayanışma nedir?" konusunda bir fikir edinmek için en uygun düşünüş ve görüş, bu son irdelemeler olabilir. Ne var ki, yalnızca bir düşünce olarak ele aldığımız dayanışma kuramları, uygulamada "sosyal yardımlar" adı altında toplanabilir. Bu sosyal yardımlara, devlet sosyalistliğine yaklaşarak ulaşılabilir. Bu yol yasa yoludur.
Örneğin:
1) İş yasası,
2) Kentlerin ve iş yerlerinin sağlık yönünden korunması [yasası]
3) Salgın hastalıklara karşı korunma [yasası]
4) İşçinin yaşlılığa ve iş kazalarına karşı sigorta [yasası]
5) Hasta ve yaşlı yoksullara zorunlu yardım [yasası]
6) Çiftçi sandıkları [yasası]
7) Yardım dernekleri kurulması [yasası]
8) Toplu konut yapılması [yasası]
9) Okul çocukları için okullarda kooperatiflerin kurulması [yasası]
Bütün bu tür derneklere, devlet bütçesinden yardım yapılır; bu ve buna benzer olanakları yaratmak için de yasalar düzenlenir ve uygulanır. [ Böylece dayanışma kuramı, sosyal yardım yollarıyla gerçekleştirilmiş olur. ]
Dayanışmanın, bu saydığımız biçimde, uygulamaları çoktur; fakat bu tür uygulamalar her yerde benimsenmiş değildir, hatta birçok eleştirilere de uğramaktadır. Özellikle dayanışma kuramının uygulanmasında, bireyin sorumluluk duygusunu zayıflatan ya da yok eden bir davranış olarak görmek isteyenler vardır. Bunlar diyorlar ki, güçsüzlüğümüzü kusur ve ayıplarımızı toplumun üstüne atmak bireysel sorumluluğu ortadan kaldırmaktır. Oysa, ahlak yasasının temeli, bireysel sorumluluktur.
Bu eleştiriler zorla ve hukuksal olarak toplumsal borç düşüncesini bir yana bırakmaya yetebilir. Dayanışmanın ahlakın temeli oluşturduğu düşüncesi de sağlam bir sav olmayabilir. Ne var ki, dayanışmanın uygulamada şunları ürettiği de görülmektedir:
1) Başkasına olan iyilik, bize de iyiliktir; başkasına olan kötülük bize de kötülüktür. Bu nedenle iyilikten yana olmak ve kötülükten kaçınmak gerekir.
2) Yaptığımız işler, çevremizde sevinçler ya da üzüntüler olarak yankılanır, bu durum bize vicdan görevlerini duyurur.
3) Dayanışma bizi başkaları için hoşgörülü ve anlayışlı yapar. Çünkü başkalarının kusurunda bizimde istemeyerek çoğunlukla suç payımız olduğunu gösterir.
Özet olarak, dayanışma herkes kendisi için yerine herkesin, herkes için düşüncesini ortaya çıkarır. Bu düşünce, toplumsaldır, ulusaldır, geniş ve yüksek anlamıyla insanın insancıllığıdır.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.

 

| Önceki Sayfa |