" Çalışma bireysel ve toplumsal
bir zorunluluktur."
1) Maddi varlık gereği:
a) Mal ve para varlığı, insanın kendisi için gereklidir,
çünkü insanın yaşama yönelik gereksinimleri vardır; bunlar
karşılanıp giderilmedikçe insan yaşayamaz. İnsanın düşünsel
ve ahlaksal gereksinimleri vardır. Bunlar giderilmedikçe
insanlık ve ahlak yönünden bağımsızlığı korunamaz İnsan
gibi yaşanamaz, insanın ruh dünyası kararır.
b) Maddi varlık aile ve devlet açısından da gereklidir.
Çünkü yarınına güvenle bakamayan bir insan, bir aile kurmayı
düşünemez ya da yaşama olanaklarından yoksun aileler kurulur.
Yaşama olanakları kısıtlı olan ailelerden oluşan bir devletin
varlığı da sağlam olmaz. Bir insan için mutluluk denilen
şey, bu saydığımız koşulların yaratılmasıyla olur.
İnsan maddi düşünsel ve toplumsal yaşam olanaklarından yoksun
kalırsa sıkıntıya düşer ve umutsuzluğa kapılır. Gözlerini
geleceğe çevirmeksizin yaşar. İnceleme ve araştırma için
zaman bulamaz. Kişinin düşünme yaşamı durur. Yaşam onun
için artık bir tutsaklık olur, iradesini yitirir. Anlaşılıyor
ki, insanın belli bir maddi varlığı edinmesi gerekir. İnsan
bu maddi varlığı edinmesi için de çalışması gerekir. Ne
var ki, insan yalnız özgürlük aracı olarak maddi varlığa
sahip olmalıdır. Yoksa maddi varlığa tutsak olmak için değil.
Kuşkusuz herkes aynım sağlık aynı yaradılış ve yetenekte
değildir. Fakat herkes aynı yaşam yasasına bağlıdır. Çalışmadan
hiçbir şey kazanılmaz. Herkes belli bir sınır içinde bir
yandan yeteneğinin, gücünün kökeninin ve çevresinin etkisi
altındadır, öte yandan da gereksinimlerinin baskısı altındadır.
İşte insan bu karşıt koşullar içinde yararlı bir sonuç elde
etmeye çalışmak zorunluluğundadır. Yararlı bir sonuçtan
söz ediyoruz; evet, çünkü, her hangi bir sonuca ulaşmaksızın
uğraşmak çalışma sayılmaz. Hiçbir şey yapmamak ya da sonuçsuz
anlamsız şeylerle uğraşmakta çalışma yasasına göre büyük
suçtur.
2) Her şeyi kazanmak gerekir- Doğa kendiliğinden bir şey
vermez, her şeyi kazanmak gerekir. Kazanmanın yolları nelerdir?
Bir tip olarak en ilkel, çıplak ve her şeyden yoksun bir
insanı ele alalım. Bu tip insan için kalıttan söz edemeyiz.
Çünkü seçtiğimiz örnek ailesiz, belli bir yerde oturmayan,
ilkel bir insandır. Bu noktada kazanmanın doğal yasalarını
arayacak olursak, yalnız tek bir ilke görünür: Çalışmak...
Bundan başka yol yoktur. İnsan doğal olarak kendi kendisine
sahiptir. Bu özellik insanı bütün dünyaya sahip kılabilir.
Yani, insan zekası, becerileri, ve yaratılarıyla iradesiyle
bütün öteki öğeleri kendine bağlayıp yetkisi altına alabilir.
Bu, bize çalışmanın yüksek değerini ahlaksal niteliğini
ve her şeyden kutsal olan bir hakkı, çalışma hakkını gösterir.
Çalışma insanların bedensel güçlerini geliştirir ve toplumsal
yaşam için gerekli olan her şeyi sağlar. Çalışmaksızın,
düşünce yönünden gelişmek ve ahlak olgunluğuna erişmek de
olanaksızdır.
" Tembellik, bütün kötülüklerin anasıdır"
Çalışma bir ceza çekme değildir. Çalışmaktan bir cezadan,
bir sıkıntıdan, bir kötülükten, kaçar gibi kaçmak çok kötü
bir şeydir, önlemsizliktir. Çalışmak gerçekte zahmet veren
bir şey değildir. Yalnız seçilen işle kişinin yetenekleri
ve zevkleri arasında uygunluk olmalıdır. Çalışmak ilk sıkıntıların,
ilk isteksizliklerin üzerinden gelindikten sonra en büyük
zevktir. Çalışmayı ceza saymak onun hoşa giden olumlu ve
iyi yanlarının tadına varmamak, doğaya karşı büyük haksızlık
olur.
İnsan yaptığı işin elinin altında ya da kafasındaki eserinin
büyüyüp ilerlemekte olduğunu görmekten ne büyük bir zevk
duyar. Bu eser, ister çiftçinin ekini toplaması, ister mimarın
yapısı yada yontucunun yontusu ister bir bilginin yada bir
sanatçının buluşu kitabı olsun hepside aynı zevki verir.
Bu zevk ise bütün çekilen sıkıntıları, zorlukları, saban
altında dökülen terleri, sanatçının düşünürün kimi zaman
çok üzüntülü ve sıkıntılı olan yorgunluklarını hemen unutturur.
3) Çalışmak toplumsal bir görevdir:
İnsan çalışır ama işini ancak toplumun varlığıyla geliştirip
olgunlaştırabilir. Yaralı değerli bir duruma getirebilir.
Ancak toplumun varlığı dolayısıyladır ki, kendisiyle öteki
çalışanlar arasında sürekli bir alış veriş iletişim düzeni
oluşmuştur.
Eğer yapılan işin kimseye yararı yok ise, çalışmak verimsiz
bir uğraştan öte olmaz. Bu nedenle topluma yararlı işler
yapmak gerekir; Bu durum çalışmanın toplumsal bir görev
olduğu yargısına götürür.
Çalışmak genel bir yasasıdır; gelir sahipleri, zenginlerde
bu yasanın dışında kalamazlar; var olan servetini ulusal
servetin artmasına katkısı olacak yolda kullanmalıdırlar.
Bir zengin bedensel bir güç tüketerek çalışmak zorunluluğundan
kurtulmuş olabilir. Fakat böyle bir durumda etkinliğini
düşünsel yönde göstermelidir.
[Türk ulusunun bağımsızlığını, bugünkü çocukların doğru
görüşlülüğü ve yorulmak bilmeyen çalışma tutkularıyla büyük
ve parlak olacaktır.(1923) Gazi M. Kemal ]
***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık
Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp
gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih
Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni
Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer
aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.