ATATÜRK 'ÜN YAZDIĞI YURTTAŞLIK BİLGİLERİ

 

MESLEK NASIL SEÇİLİR VE NASIL GERÇEKLEŞTİRİLİR?

1. Meslek seçimi: Her zorla yapılan çalışma insana aktı ve ağır gelir. İnsanın çalışmaktan hoşlanması ve zevk alması için uğraşı alanını, yani mesleğini yeteneklerine uygun ve gücü ile orantılı olarak seçmiş olması gerekir. Bu nedenle, gençlikte en önemli sorun, meslek seçimidir. Kişisel mutluluk ve aynı zamanda toplumsal yarar buna bağlıdır. Herkes yeteneği ile orantılı bir mevkide bulunmalıdır. Çoğu zaman bir genç, bir mesleği, onun dış görünüşteki yararlarına kapılıp seçmiş ise, kendisine verilen görevin zorluklarının üstesinden gelebilecek nitelikte ve güçte değil ise, aşırı ölçüde ve gereksiz, yararsız çalışmalar yapmak zorunda kalır ve mutsuz olur. Bundan başka bu işi daha iyi yapabilecek başka bir kişinin yerini almakla, haksızlık etmiş olur. Gençler kıskançlık duygusundan ve başkaların elde ettiği parlak sonuçların düşüne kapılmaktan sakınmalıdırlar. Ölçülülük ve toplumsal görev kaygısı bunu gerektirir. Biri, subay üniformasının sırmaları hoşuna gittiği için asker olmak ister, öteki de bir yazarın yada ressamın kazandığı servet ve ün, onun gözlerini kamaştırdığı için, zeka, yetenek ve öğretim durumunu göz önünde bulundurmaksızın yazar yada sanatçı olmak istese, bu gibi davranışların sonucu çoğunlulukla düş kırıklığıdır. Başka bir açıdan konuya bakacak olursak, böyle kişiler gerçekte toplum için yitirilmiş değerlerdir, çünkü bunlar doğru olarak yönlendirmiş olsalardı, kendilerine daha iyi bir yaşam sağlamış olurlardı; ve böylece de insanlığın mutluluğu arttırılmış olur. Her halde usa yatkın olan budur: Herkes kendi yeteneğine göre bir iş tutmalıdır. İnsanın değeri her işte belli olur. İşini iyi yapan kişinin bulunduğu durum ne olursa olsun, o iyi bir insan olabilir.
İnsan kendine göre bir meslek seçmeyip de başka bir uğraşı alanına yönelmekle özgürlüğünü sınırlandırmış ve geleceğini sanıldığından çok daha fazla yanlış yolda belirlemiş olur. Çünkü seçilen yoldan dönüş, pek kolay değildir, her mesleğin kendine özgü gerekleri, yol ve yöntemleri vardır. Bunlara insan zorunlu olarak uyar, bağlı kalır.
3) Mesleğin erdemleri: Her meslek belli yetenekler ve özel nitelikler ister. Bu, kuşkusuz bir gerçektir. Fakat kimi ortak olan erdemler vardır ki, bunlar aynı zamanda kişinin başarısı ve kendisine verilmiş işlerin yolunda gitmesi için gereklidir. En aşağı basamaktan en yukarıya kadar genel koşullar aynıdır: Üst düzeydekilere önem verme, saygı ve doğruluk; astlara ilgi gösterme ve üstlenilen işte çaba, doğruluk soğukkanlılık gösterme. Bu gibi erdemler olmadan ne arkadaşlar arasında iyi ilişkiler kurulur ne de yapılan işte başarıya ulaşır. Mesleğin kişiye yüklediği görev, yalnız o kişinin başarısını ve güvenliğini değil, belki daha çok toplumun refahını ilgilendirir.
Yurt, bütün çocuklarının çalışması, yardımı ve katkılarıyla yaşar ve ayrıca, toplumun düzeneğinde işe yaramayan hiçbir parça yoktur. Devleti yöneten bakanla, yurdun refahına, elinin işiyle katkıda bulunan sanatkar arasında yalnız küçük bir ayrılık vardır; o şudur: Birinin görevi ötekinden daha önemlidir. Ama her ikisi de iyi yapılmak koşuluyla, ahlak yönünden aynı değeri taşımaktadır. Bu nedenle herkes kendisine düşen işten memnun olmalıdır. Mesleği ne olursa olsun, sonuçta bir yarar ortaya çıkacak ve bir görevi yerine getirmiş olacaktır. İnsan, görevini yüreklilik, ataklık, ve doğrulukla namusluca yaparsa elinden geleni yapmış olur. Aynı zamanda bu görevi, ötekilere karşı kıskançlık ve çekemezliğe düşmeden yapmalıdır.
Yolunda yalnız olmayacaksın; orada aynı ereğe varmak isteyen başkalarıyla birlikte yürüyeceksin. Bu yaşam yarışında başkaları yetenekleri dolayısıyla geçebilirler. Bir başarı, elinizden kaçabilir. Bundan dolayı onlara kızmayınız ve elinizden geleni yapmışsanız kendi kendinize de kızmayınız. Gerçekte önemli olan çabadır. İnsanın elinde olan ve onu mutlu eden yalnız çabasıdır.
4) Girişim düşüncesi : Bir tembellik yada ahlak gevşekliği, çoğunlukla insanı atalarının yaptıkları aynı işte ve aynı noktada tutuklu bırakır. "Babam büyük babam böyle yaptılar. Ben niçin başka türlü yapayım" derler. Kuşaktan kuşağa dış yaşamın koşulları değişir. Yeni koşullara uymayan ve gelenekte direnen kişilerin yalnız kalması, zayıflığa düşmesi, yıkıma uğraması ve dahası yok olması kaçınılmaz bir sonuçtur. Bugün hiç kimse bir gezi yolculuğu için yavaş giden eski bir arabanın, yolun güzelliklerinden yararlanmak için daha uygun bir taşıma aracı olduğunu süremez. Bir işte ekspres treniyle giden bir yarışmacıyla yarış söz konusu olunca, at arabasıyla gitmek geç kalmak için en emin taşıttır. Her şey böyledir. Her şeyde en iyi olan ve insanın kendi gücüyle oranlı olan aranmalıdır. İnsan yüreklilik göstermeli ve tehlikeyi göze alabilmelidir. İnsan her yeni bir girişimde aynı bir coşku ve zevk duyar kendi değerini daha iyi anlar ve çevresinde de kendisine değer verdirir. Tek başına kalınca, kendi güçsüzlüğünün acısını çeker.
[ Zafer, "zafer benimdir" diyebilenin, başarı, "Başaracağım" diye başlayanın ve "Başardım" diyebilenindir. (1924) Gazi M. Kemal ]

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.

 

| Önceki Sayfa |