|
Can DÜNDAR
1 EKİM 2002
MİLLİYET
Aldatma
Mevzusunu Birde Ondan Dinleyin
Atatürk de şu sıralar pek bir revaçta olan ‘aldatma’
konusu üzerine özel notlar tutmuş... Atatürk’e göre erkek dışarıda
gezerse, evde bekleyen eşi de bir erkeğe gereksinim duyar
Adettendir; Türkiye’de bir konu tartışılırken biri
çıkıp "Atatürk diyor ki" diye lafa girer ve ondan bir anı ya da özdeyiş
nakleder. Kadınlar, erkekler ve ihanetler konusunun dile düştüğü
bugünlerde, bu adeti bozmayalım ve tartışmaya Mustafa Kemal Paşa’nın pek
üzerinde durulmayan "çok özel" notlarıyla katılalım. Bakın bundan 85 yıl
önce, kadınların henüz peçeden sıyrılmadığı dönemde 37 yaşındaki Kemal
Paşa, kadın ve erkek özgürlüğünün sınırlarını nasıl çiziyordu:
BU FİKİRLERİ YAKACAKTI...
Paşa, 1918 Haziran’ında
böbrek hastalığının tedavisi için Avusturya kasabası Karlsbad’daki bir
sanatoryuma gitmişti. Orada günlük tuttu. Aslında, "fikirleri ve
hayatıyla ilgili sırları" içeren bu 6 defteri imha etmek niyetindeydi.
Ancak bunu yapmadı ve notlar günümüze ulaştı.
"Karlsbad’da Geçen Günlerim" başlıklı bu defterin 6 Temmuz Cumartesi
tarihli bölümünde çok ilginç satırlar vardır. Kemal Paşa o akşam
Imperial Otel’de Miralay Emin Bey ve eşiyle yemek yedi. Sonra da otelin
iç salonunda vals yapan zarif kadınları ve smokinli erkekleri izleyerek
sohbet ettiler... Mustafa Kemal, Sofya’da valste aldığı birinciliklerden
söz etti. Emin Bey’in eşi iç çekerek "Ben de dansı çok severim" dedi:
"Bu hayatın bizde yerleşmesi ne kadar zor!"
"İşten dönen erkek biraz hava almak istemez mi?"
İKİ FELSEFEDEN BİRİNİ SEÇMELİ
Mustafa
Kemal, bu yakınmanın verdiği ilhamla odasına çıktı. Kadın erkek
ilişkisine dair görüşlerini günlüğüne yazdı: "Bizde iffet, sıkı denetime
tabidir. Avrupalı bunu tanımıyor. Onlar bizim nazarımızda tamamen
ahlaksız; onlar nazarında biz tamamen vahşi..." Kemal Paşa’ya göre, iki
felsefeden birini tercih etmek gerekiyor:
Birincisi "doğal hale dönüş". Yani "erkek ve kadının tamamen özgür
olacağı, kadının hiçbir bağlılığa tabi olmayacağı bir nizam".
İkincisi erkek ve kadının, kendine denk bir eş buluncaya kadar saflığını
koruyacağı, eşini bulunca yuva kurup ölene dek maddi, manevi, fikri
varlığını ona adayacağı bir düzen...
EVE KAPANMAK OLUR MU?
Kemal Paşa, 2. düzenin kadının aleyhine işlediğini şöyle anlatıyor: "İslamiyet’te
uygulanan tesettür (örtünme), kadınların, kocalarından başka erkekle
ilişki kuramamaları ve ev dışında bir hayata sahip olmamaları, bir
dereceye kadar kadınları alıkoyar. Fakat erkekler için bugünkü uygarlık
ortamında buna bir engel bulmak zor. Gerçi onları sürekli çalıştırmak
yoluyla meşgul etmek akla gelebilir. Pek güzel; o kadar ciddi ve yorucu
işten sonra, son dönemin ilerleme ve uygarlığının ışığıyla bilinci
aydınlanmış bir erkek, işinden doğru evine gelip kapanmak suretiyle
yarın için gereken çalışma arzusu ve gücünü kazanabilir mi? Biraz hava,
biraz müzik, biraz tiyatro, kısacası bir hayat arzu etmez mi?"
Mustafa Kemal, sorunun bam teline işte burada dokunuyor: "Peki (erkek)
bu doğal ve uygar gerekleri yerine getirirken yanında karısı bulunmazsa,
bu eksiği gidermek gerekmeyecek mi? Çünkü bir erkek için kadın
huzurundan, kadın sözünden, kadın refakatinden yoksun kalmak bir
eksikliktir, bu mutlaka giderilir."
Ya kadın?..
Kemal Paşa, bu soruya o dönem için son derece cesur sayılacak bir cevap
veriyor: "Evde erkeksiz kalacak kadın için (de) erkek gereksinimi
aynıdır. Ruh ihtiyacıdır ve önemli olan budur."
KADIN TECRÜBESİZSE...
Şimdi gelen bölümü dikkatli okuyun, şapka çıkaracaksınız: "Bu derece
sıkı kurallara bağlı yaşayacak kadınımızın, hayat, uygarlık, hürriyet
hakkındaki düşüncesi, uzmanlığı ne olabilir?
Erkek gibi kadın da kadınlığını ortaklaşa birçok hatalardan, sevaplardan
sonra takdir edecek ve dengesini bulabilecektir. Sorun bu bakış açısıyla
incelenirse; bir erkeğin hayatının her döneminde yaptığı veya yapma
eğiliminde olduğu yanlışların, geçerli ahlaki kurallara aykırı
hareketlerin, onu fazilet ve ciddiyet sahibi bir adam olmaktan
çıkarmadığı, tersine bu hareketlerin hayatta tecrübe sayıldığı ve ancak
böyle bir adamın, kadını tanımak, mutlu etmek ve bir kadınla mutlu olmak
yollarını en iyi bilebileceği dikkate alınırsa, aynı tecrübeyi
geçirmemiş bir kadının, kocasının bütün ruhi, hissi, maddi ihtiyacını
tatmin etmesi nasıl mümkün görülür?"
BIRAKIN AÇILSIN
Tartışmanın sonunda Mustafa Kemal "Artık bugün, kadınları
büyükbabalarımızın müthiş nazarları altında sinmiş olduğu gibi
bulunduramayacağız" diyor ve çözüm önerisini açıklıyor: "Kadın
meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım. Açılsınlar. Onların
bilinçlerini ciddi bilim ve sanatla süsleyelim. Namusu, bilimsel ve
sağlığa uygun biçimde açıklayalım. Şeref ve onur sahibi olmalarına
birinci derecede önem verelim. Sonra kişisel ilişkiye gelince,
kişiliğimize ve ahlakımıza uygun eş arayalım. Onunla evlilik
koşullarımızı açık ve kesin kararlaştıralım. Buna uymakta kusur edince
gereğini yapalım. Kadın da böyle hareket etsin."
İşte aldatma konusuna "Atatürkçü çözüm"!
|