10 Kasım— Cumhurbaşkanı Sezer,
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Atatürk’ün ölümünün
63. yılı dolayısıyla düzenlenen anma toplantısı ile “Türkiye ve Dünya’da
Atatürkçü Düşünce” konulu panele katıldı.
Sezer, panelde yaptığı
konuşmada, bugün toplumsal yaşamda Atatürk’ün yokluğunun daha fazla
duyumsandığını söyledi. Sezer, “Ülkenin her köşesinde ona olan özlemimizi,
bağlılığımızı ve sevgimizi yüksek sesle bir kez daha dile getiriyoruz” dedi.
Yurttaşların Atatürk ilke ve
devrimlerine bağlılıklarının, Türk ulusunun Atatürk’e olan gönül borcunun,
sevgisinin ve saygısının en anlamlı göstergesi olduğunu vurgulayan Sezer,
şöyle devam etti: “Tarih boyunca ulusunun yazgısını değiştiren, tarihin
akışına yön verebilen ve dünyanın biçimlenmesinde önemli rol oynayan çok az
lider vardır. Onlar ölümsüzdürler, ülküleri, düşünce sistemleri, yaşam
biçimleri, geride bıraktıkları yapıtlar ile uluslarının yüreklerinde
yaşamakta ve gelecek kuşaklara yol gösterici olmayı sürdürmektedirler.
Ulusal birliği sağlayarak sonuçlandırdığı Kurtuluş Savaşı ve kurduğu
Cumhuriyet ile başka uluslara da örnek olan Atatürk, dünya tarihine
damgasını vurmuş, tüm dünyada saygınlık kazanmış büyük ve ölümsüz bir
liderdir. Bu nedenle, Yüce Türk ulusu tüm insanlığa mal olmuş Büyük Önderi
Atatürk ile ne kadar övünse azdır. Atatürk’ü ölümsüz ve büyük kılan yalnızca
yaşamı boyunca gerçekleştirdikleri değil, tüm insanlığa ışık tutabilecek
evrensel düşünce sistemidir. Bugün ulus olarak yapmamız gereken, Yüce
Önder’in yaşamını, düşünce sisteminin temel ögelerini, ilke ve devrimlerini
tüm yönleriyle çocuk ve gençlerimize öğretmektir. Atatürk’ü anmanın ve
anlamanın sanırım en güzel yolu budur.”
Ata'nın naaşı Anıtkabir'de
Cumhurbaşkanı Sezer, Atatürk’ün düşünce yöntemini her alanda gelişmenin ve
çağdaşlaşmanın, ancak aklın ve bilimin ışığında gerçekleştirilebileceğini
temel kabul ettiğini, bu temeli Atatürkçü düşünce yönteminin dinamik bir
yapıya kavuşmasını sağladığını vurguladı.
BUGÜN HEPİMİZE DÜŞEN GÖREV
Atatürk’ün “Hayatta en gerçek yol gösterici ilimdir. İlim ve fennin dışında
yol gösterici aramak aymazlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır”
sözlerini anımsatan Sezer, bu sözlerin Türk çağdaşlaşma hareketinin yönünü
de belirlediğine işaret etti.
Sezer, şöyle konuştu: “Yaşadığımız dünyanın bilim ve teknoloji alanında her
geçen gün farklı boyut kazanan koşulları, Atatürk’ün günümüzün gelişmelerine
daha o dönemden öngören Türk ulusuna vasiyeti niteliğindeki şu sözlerinin
haklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır: ‘Ben manevi miras olarak hiçbir
ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim
manevi mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi
mirasçılarım olurlar.’
Ata'nın naaşı halkın ziyaretinde
Kaynağını Türk ulusundan ve ülke gerçeklerinden alan Atatürkçü düşünce,
çağdaşlaşma yolunda sürekli gelişme içinde olmamızı zorunlu kılmaktadır.
Atatürkçü düşünce yönteminin benimsenmesi ve yaşatılması, Türkiye
Cumhuriyeti’nin gelişmesinin, her alanda güçlenerek aydınlık yarınlara
ulaşmasının da en büyük güvencesidir. Bugün hepimize düşen görev,
Atatürkçülüğü aklın ve bilimin öncülüğünde geliştirerek geleceğe taşımak,
Cumhuriyeti yüceltecek, atılımları gerçekleştirmek ve ulusal değerlerimizle
birlikte çağdaş uygarlığa katkıda bulunmayı sürdürmektir.”
LAİKLİK
Cumhurbaşkanı Sezer, Cumhuriyet’i bizlere armağan eden Atatürk’ü eşsiz bir
önder yapan, onun büyük asker, öngörülü devlet kurucusu ve büyük politikacı
olmasının yanı sıra, kişiliğini ve eylemlerini uygarlık ve kültür
alanlarında da yoğunlaştırmış olması olduğunu kaydetti.
“Bugün eğer çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti’nden söz edebiliyorsak, bunun
nedeni, siyaset, kültür ve uygarlık kavramlarının birbirinden bağımsız
düşünülmemesidir” diyen Sezer, Cumhuriyet’le birlikte yepyeni bir toplumsal,
ekonomik ve siyasal yapının temellerinin atıldığını, böylece Türk toplumunun
Yüce Önder Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin yol göstericiliğinde çağdaşlaşma
sürecinde önemli ilerlemeler sağladığına dikkati çekti.
Sezer, şöyle konuştu: “Çağdaşlaşma sürecinde atılan en önemli adımlardan
biri de laiklik ilkesinin benimsenmesi ve yaşama geçirilmesi olmuştur.
Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin özü ve değiştirilemez
niteliği, ulusal birliğimizin temel taşıdır. Dünya yaşamını din kurallarının
etkisinden kurtarıp bilim ve aklın egemenliğine bırakan laiklik ilkesi,
çağdaşlaşmanın da vazgeçilmez öğesidir. Ulusumuzu çağdaş düşünce sistemi ve
evrensel bakış açısına kavuşturan Atatürk devrimlerinin büyük bölümü, laik
devlet düzeninin kurulmasıyla sağlanabilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan başlayarak çok kısa süre içinde
gerçekleştirilen Atatürk devrimleri bağlamında, başta Medeni Yasa olmak
üzere çağdaş ülkelerin hukuk sistemini temel alan birçok yasanın kabulüyle
laiklik yönündeki atılımlar pekiştirilmiştir. Bu çağdaş atılımlar, Türkiye
Cumhuriyeti’nin eğitim, hukuk, kültür, ekonomi, siyaset ve diğer alanlardaki
kapsamlı dönüşümlere de olanak sağlamıştır.”
EĞİTİM EN ÖNEMLİ ARAÇ
Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla belirlenen
çağdaşlaşma ereğine ulaşma çabalarında eğitimin, en önemli aracı
oluşturduğunu vurguladı. Sezer, “Devrimlerimiz içinde ayrı önemi bulunan
çağdaş eğitim reformu, Cumhuriyetimizin tüm yurttaşlarımız tarafından kısa
sürede özümsenmesinin ve önemli başarılarla yücelmesinin yolunu da açmış,
Cumhuriyet’i yaşatacak yurttaşlar yetiştirilmesinde yaşamsal öneme sahip
olmuştur. Aklın ve bilimin egemenliğine dayanan çağdaş eğitim, Ulusumuzun
gönenç düzeyinin yükselmesi ve mutlu yarınlara ulaşması yolunda her zaman
önem vermemiz gereken temel öğedir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Sezer, Türk ulusunun, bağımsızlık anlayışından ve kendi
kültüründen ödün vermeden, çağdaş dünyanın insanlığa sunduğu iyiliklerden
yararlanması, bunu yaparken de ulusal tarihini ve öz değerlerini unutmaması
gerektiğini kaydetti. Sezer, sözlerini şöyle tamamladı: “Cumhuriyet’le
birlikte yaşamımıza giren demokrasi kültürünü yaşam biçimi olarak
benimsemeli, ülkemizin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti
olmasının önünde duran tüm engelleri hep birlikte kaldırmalıyız.
Ulusumuzun ışık kaynağı Atatürk tarafından olağanüstü güç koşullarda kurulan
Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm kazanımları ile yüceltmek, Atatürk ilke ve
devrimlerini korumak ve demokrasimizi her koşulda yaşatmak bugünümüze olduğu
kadar geçmişimize karşı da ortak sorumluluğumuzdur. Bu konudaki en büyük
güvencemiz, çağdaşlığı bir yaşam biçimi olarak özümsemiş, Türkiye’nin
aydınlık geleceğine inanan, Atatürk ilke ve devrimlerini yol gösterici kabul
eden ve ülkesi için hiçbir özveriden kaçınmayacağını her zaman gösteren Yüce
Türk Ulusu’dur. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, aydınlık
Türkiye’nin simgesi, büyük devrimci ve düşünce adamı Yüce Atatürk’ün,
Ulusumuzun gönlündeki erişilmez yeri, hiçbir zaman değişmeyecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, aramızdan ayrılışının 63. yılında, Türk Ulusu’nun
yüreğinde ölümsüzleşen Büyük Önder Atatürk’ü bir kez daha saygı, gönül borcu
ve şükranla anıyorum.”