BASINDA ATATÜRK

 

Hasan CEMAL
7 HAZİRAN 2003
MİLLİYET

Atatürk Yolu Demek!

 

     Bankacılıkta geçerli bozuk düzen nedeniyle bu ülkenin 40 milyar doları dipsiz kuyularda, hortumlarda yitip gitti.
     Pazar ekonomisi yüzünden mi?
     Hayır, tam tersine.
     Pazar ekonomisinin kurallarına uyulmadığı için... Bankacılık düzeni gerekli hukuksal çerçeveye bir türlü kavuşturulmadığı için... Türkiye'de bankacılık reformu en az on yıl geciktirildi. IMF ile Avrupa Birliği bastırmamış olsa daha da gecikebilirdi.
     İhale düzenine gelince...
     Burada da durum farklı değildi. Bozuk ihale düzeni, hem devlet kaynaklarının, yani halkın parasının hortumlanmasına, hem siyasetin yozlaşmasına yol açıyordu.
     Nedeni, pazar ekonomisi miydi?
     Hayır, tam tersine.
     Pazar ekonomisi kurallarının gerektirdiği hukuksal çerçeve olmadığı için bozuktu ihale düzeni. Ve reformcu adımlar yıllar yılı savsaklandı. Kaç skandal, kaç yolsuzluk olayı yaşandıktan sonra, o da ancak Avrupa Birliği ve IMF zoruyla çıkabildi yeni İhale Yasası...
     Telif hakları, fikri haklar alanına gelince, yine bin yıldır felaket bir bozuk düzen geçerlidir. Emek hırsızlığı, korsan yayıncılık, taklitçilik alıp başını gitmiştir.
     Pazar ekonomisi yüzünden mi?
     Hayır, tam tersine.
     Pazar ekonomisi kurallarına uyulmadığı için... Hukuk devleti kuralları uygulanmadığı için... Bu alanda da Türkiye'ye Amerika'yla Avrupa bastırdı. 1980'li yıllardan başlayarak Washington'a giden her Türk cumhurbaşkanıyla başbakanının önüne bu fikri haklar yasası konulmuştur. Örneğin ABD Başkanı Bush'un Turgut      Özal'a bu konuyu Beyaz Saray'da bizzat açtığı bilinir. Sonra, AB'nin baskıları devreye girdi. Sonunda reformcu bir adım atılıp, iyi bir yasa geçti parlamentomuzdan...
     Ama o da uygulanmıyor.
     Ya enflasyon belası...
     Pazar ekonomisi yüzünden mi?
     Hayır, tam tersine.
     Oyun yıllardır kuralına göre oynanmadığı için... Reformcu programlar hep yarıda bırakılıp, reçeteler sulandırıldığı için... KİT kamburunu yok edecek, her türlü yolsuzluğun kaynağındaki 'kamu bankacılığı'nı tarihin çöp tenekesine atacak özelleştirme programları rafa kaldırıldığı için...
Sonunda Türkiye, ekonomide de reformcu raya yine krizlerle, IMF ile AB'nin zoruyla girdi.
İyi de yaptı.
     Pazar ekonomisiyle ilgili olarak, oyunu kuralına göre oynatacak hukuki ve ekonomik çerçeve kuruldukça, hukuk devleti işleyip yerli yerine oturdukça, ekonomide devlet küçüldükçe, yani iş dünyası Ankara'dan kurtuldukça Türkiye'nin önü açılacak.
     Devam ediyorum.
     Türkiye NATO'ya girmemiş olsaydı, Türk ordusu bugün tapon bir Üçüncü Dünya ordusu olarak kalırdı.
     Türkiye Avrupa Konseyi'ne üye olmasaydı, bu ülkenin hukuk sistemi dahil birçok alandaki standartları çağdaşlığın çok gerisinde kalırdı.
     Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olmasaydı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargısını kabul etmeseydi, demokrasi ve insan hakları açısından yine tapon bir Üçüncü Dünya ülkesi olurdu. Türkiye, Avrupa yolu Atatürk yolu demeyip AB yolundan yürümemiş olsaydı, demokrasi ve hukuk devletinin gerektirdiği birçok çağdaş adımı atmamış olurdu.
     Türkiye, 1950'lilerin başında OECD üyesi olmasaydı, IMF'ye, Dünya Bankası'na katılmasaydı, AB ile Gümrük Birliği'ne girmemiş olsaydı, Türk ekonomisi bugün tapon bir Üçüncü Dünya ekonomisi olarak kalırdı.
     Türkiye UEFA'ya üye olmasaydı, futbolda bugün nal toplardı.
     Atatürk, Cumhuriyet Devrimi'nin altına imzasını atarken, gözünü Avrupa'dan ayırmamış, Batı'yı işaret edip çağdaş uygarlığı hedef göstermiştir. Üniter ve laik      Cumhuriyet Devleti'ni kurarken de 'Fransız modeli'ni benimsemiş, Almanya'dan Ticaret Yasası'nı, İsviçre'den Medeni Kanunu'nu, İtalya'dan Ceza Yasası'nı getirmiş ve nihai hedefi demokrasi olan çağımızın en iddialı 'uygarlık projesi'ni Avrupa'yı örnek alarak yukarıdan aşağı giydirmiştir Atatürk...
     Demokrasinin yolu böyle açıldı.
     Ama Türkiye'de demokrasiyi bin yıldır içine sindiremeyenler de var. Hala genç subaylar edebiyatıyla suları bulandırmak istiyorlar. Bir zamanlar Türkiye'yi nasıl      Atatürk'ü kendilerine ideolojik alet yaparak Üçüncü Dünya sularına çekmek istedilerse, şimdi de anti - küreselleşme bayrağını sallayarak aynı şeyi yapabileceklerini, bu kez Türkiye'yi AB'den koparabileceklerini sanıyorlar. Kıbrıs'ta taş koyarak, demokratikleşme adımlarını köstekleyerek AB yolunu kesmeye çalışıyorlar.
     Ne yazık!
     Anlaşılan hevesleri kursaklarında kaldı.
     Geleceği hala geçmişte, 1930'larda, devletçilik ve komuta düzeninde arıyorlar.
     Küreselleşme, evet, eleştirilecek yanları elbette var. Ama bunu yaparken oyuna gelmemek lazım. Ekonomi ve siyasette serbest rekabet düzenini geliştirmektir doğru olan yol. Türkiye 'Batı değerleri'ni bunun için benimsemiş, tarihi yürüyüşüne böyle çıkmıştır.
     Özellikle Avrupa yolu Atatürk yolu diyenlerin, 'küreselleşme oyununda' - oyuna geleceklerine ihtimal vermiyorum ama - yine de dikkatli olmalarını diliyorum.
Bu da Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın geçenlerde yaptığı Küreselleşme ve Uluslararası Güvenlik başlıklı konuşmasıyla ilgili

| Önceki Sayfa |