|
Melih AŞIK
20 EKİM 2005
MİLLİYET
Atatürk
Nobel'de
Nobel Ödülü için belirli yetkin kuruluşlar Nobel Ödül Komitesi'ne aday
bildiriyor. Bu aday adayları elenerek 5 kişilik son bir aday listesi
oluşturuluyor. Ödül bu 5 kişiden birine veriliyor. Kimlerin aday olduğu
ancak 50 yıl sonra açıklanıyor. (Yaşar Kemal veya Orhan Pamuk'un aday
olup olmadığı ancak içerden gizlice alınan bilgilerle öğrenilmiştir.)
Adaylığı kesinleşmiş ve açıklanmış bir Türk var mi? Evet; Atatürk...
1934 yılında Yunan Başbakanı Venizelos, Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne
aday göstermiş... Savaşta yenilmiş bir ülkenin Başbakanı'nın galip ülke
liderini aday göstermesi... Herhalde dünya tarihinde ender rastlanan bir
olay olsa gerek... Bu arada Venizelos'un Atatürk'ü aday gösterdiği o
yıllarda kesinlikle açıklanmamış, sonraki yıllarda öğrenilmiştir.
Nobel Õdül Komitesi'nin resmi sitesi "nobelprize.org"da 1934 yılında
Venizelos'un Mustafa Kemal'i aday gösterdiği kayıtlı. Ancak isim Mustafa
Kemal veya Atatürk olarak değil, "Kemal" olarak kaydedilmiş. İnternet
sitesindeki ismin Mustafa Kemal Atatürk olarak düzeltilmesi
gerekmektedir. Acaba Stockholm Kültür Ataşeliğimiz bu konuyla ilgilenir,
bize de bir yanıt vermek lütfunda bulunur mu?
ANAVATAN'ın yeni logosunda yeşil renk kullanılmış.
Bu kez de dincileri, çevvrecileri ve Amerikan dolarlarını
kucaklayacaklar galiba...
-Haldun Ertem-
Pazar
edebiyatı
Pazarlama konusunda daha aktif olan kişi Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan... Ve Unakıtan'dan inciler:
Sümerbank için;
"Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de
kaldırıyoruz."
SEKA için;
"Stratejik yer imiş. Ne stratejisi! Önemli olan müşteri bulmak. Müşteri
gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri."
Şeker fabrikaları için;
"Kâr edeni de, zarar edeni de satacağız."
TÜPRAŞ için;
"Parayı veren düdüğü çalar. TÜPRAŞ'ı Ruslara satar mısın diyorlar.
Satarım arkadaş."
Tekel için;
"Babalar gibi satarız."
Limanlar için;
"Ne banka bırakacağız ne fabrika ne de işletme. Liman da bırakmayacağız.
Hepsini satacağız."
Petkim için; "Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar. Gelsinler
işgal etsinler."
Irak'taki anayasa referandumunda, bazı bölgelerde seçmen sayısından
çok "evet" çıkmış.
İzahı: Oy kullanma işi bazı seçmenlerin çok hoşuna gitti, tekrar
tekrar oy kullandılar...
Açıklama ve...
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'la
ilgili dünkü "Van Cumhuriyeti" başlıklı yazımızda iddialara hedef olan
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bir açıklama gönderdi. Sayın Çelik
özetle diyor ki:
"Ben iki dönemdir Van'ı, milletvekili olarak temsil ediyorum. Bakan
olarak da Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ediyorum. Türkiye'de başka bir
özerk cumhuriyet de yok.
Sayın Aşkın, 1999 yılında rektör oldu. Ben ondan önce milletvekili bile
değildim. Nasıl oluyor ki, ağabeyim Ramazan Çelik'le birlikte Van bizim
"Özerk Cumhuriyet"imiz haline gelmişti. Bütün personel hareketleri,
tayin ve terfiler bizden geçiyordu da Sayın Yücel Aşkın, rektör olunca
mı bunlara son vermiş? Eğer milletvekili ve bakan olarak benim
üniversite üzerinde hâkimiyet kurmam söz konusu ise, Sayın Aşkın'ın
rektör olmasından sonra bunu yapmış olmam lazım, önce değil. Çünkü benim
milletvekili olmam Sayın Aşkın'ın rektör olmasıyla aynı günlere rastlar.
Hal böyle iken nasıl oluyor da Sayın Aşkın rektör olunca bizim "Özerk
Cumhuriyet"imize son veriyor.
Yazınızda konuştuğunuz hayali öğretim üyesinin iddiaları da ciddiyetten
uzak çelişkilerle doludur..."
Bakan Çelik'in olaylarla ilgisinin olmaması bizi de sevindirir.
YÖK'e dönersek... Rektörler Komitesi, olayın ardında bir komplo
gördüğünü dün açıkladı.
Rektör'ün görevden aldığı Mali İşler Daire Başkanı'nın savcılık
tarafından bilirkişi olarak görevlendirilmesi dahil, yargı sürecindeki
birçok nokta esrarını koruyor... Hele rektörün kelepçelenmek istenmesi
ve ayakta 10 saat sorgulanması. Hiçbir vicdana sığmıyor...
|