|
Osman ULUGAY
13 KASIM 2005
MİLLİYET
Londra'da Atatürk'e Bakarken
Londra'da, Madame Tussauds Müzesi'nde düzenlenen resepsiyonda, Koç
Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un, açılış konuşmasını
dinlerken aklım ve gözüm hemen arkasındaki perdeli bölümde. Atatürk'ün
müzede sergilenecek olan yeni balmumu heykelini görmek için
sabırsızlanıyorum. Yeni heykelin "Atatürk'ün hem görsel heybetini ve
yakışıklılığını, hem de karizmasını ve ışığını yansıtabilmesi için her
çabanın harcandığını" belirten Mustafa Koç konuşmasını bitirince,
perdeli bölüm açılıyor ve heykelin sağında durduğum için ilk olarak
profilden görüyorum Atatürk'ü.
Karşımdaki Atatürk, içinde bulunduğumuz basık tavanlı mekanın ve belki
de zamanın sınırlarını hiçe sayan bir ifadeyle ileriye, çok ileriye,
adeta sınırsız bir ufka bakıyor sanki. 1980 sonrasında biraz da
işportaya düşürülen "vizyon" sözcüğünün asıl anlamını yansıtan bir
ifadeyle bakıyor Atatürk. Yazıyla anlatılamayacak bir ifade bu.
Atatürk'ü algılama
Büyük bir ekip çalışmasıyla yaratılan bu heykelin öyküsünü kendisinden
de dinledikten sonra, bu algılamamı aktararak, "Bu bakışı, bu ifadeyi
nasıl yakaladınız?" diye soruyorum heykeli yapan Steve Swales'e. Bu
soruyu sorduğuma memnun oluyor Madame Tussauds'un baş heykeltıraşı,
çünkü onu en fazla uğraştıran şey bu ifadeyi yakalama çabası olmuş.
Türkiye'ye gelerek Anıtkabir'i ziyaret eden, iki bine yakın Atatürk
fotoğrafını ve çoğunu abartılı bulduğu birçok Atatürk heykelini
inceleyen, onunla ilgili belgeselleri izleyen, Andrew Mango'nun hacimli
kitabı dahil, Atatürk'le ve dönemiyle ilgili bir çok şey okuyan,
anlatılanları dinleyen ve ölümünden bunca yıl sonra Türkiye'de Atatürk'e
gösterilen sevgi ve saygıdan müthiş etkilenen Swales, Atatürk'ün ne
yapmak istediğini ve neden bu kadar önemsendiğini anlamaya çalışmış.
Atatürk'ü anlamaya çalışırken Batı'da ve hatta bazen Türkiye'de
rastlanan sığ değerlendirmelerin ötesine geçmeyi başarmış Swales.
"Bizim, kendi ülkemizde, yüzyıllarca süren demokrasiye geçiş sürecinde
yaşanmış olanları hatırlayınca, Atatürk'ün Türkiye'yi kısa sürede
iddialı bir hedefe ulaştırmaya çalışırken kullanmak zorunda kaldığı kimi
yöntemleri farklı bir gözle değerlendirmenin daha doğru olduğunu
düşündüm" diyor. Atatürk'ün, ülkesinin içinde bulunduğu şartların
belirlediği çerçevenin dışına çıkarak çizdiği vizyonu gerçekleştirmenin
ne kadar zor bir iş olduğunun farkında.
Atatürk'ü gerçeğe yakın bir şekilde heykele dönüştürmek isteyen Swales,
Türkiye'de kendisine sunulan malzemeyle de yetinmemiş, girdiği
mekanlardaki Atatürk portrelerini ve fotoğraflarını da incelemiş.
Örneğin, Ankara'da girdiği bir bakkal dükkanında karşılaştığı bir
Atatürk fotoğrafının, Atatürk'ün çene yapısını daha iyi yansıttığını
fark edince sahibinin izniyle bu fotoğrafın bir fotokopisi alınmış ve
böylece çenenin aslına daha uygun hale getirilmesi sağlanmış.
Zor iş başarılmış
Atatürk'ü 1930'ların başındaki haliyle yansıtmayı amaçlayan heykelin
yapımında ayrıntılara gösterilen özen ve titizlikle ilgili olarak
yazacak daha çok şey var ama biraz da bu iddialı projenin nasıl
gerçekleşebildiğini anlatmak istiyorum. "Bu konuyla ilgili kabarık bir
dosya var elimizde" diyor, Londra Büyükelçimiz Akın Alptuna. Atatürk
heykelini yenileme girişimlerine daha önce kayıtsız kalmış olan Madame
Tussauds yönetimi bu kez de gönülsüz davranmış ama her halde projeyi
destekleyen Koç Grubu'nun da etkisiyle baş heykeltıraşı Swales'i
Türkiye'ye göndermeyi kabul edince, işin rengi değişmiş. Bunun yapmaya
değer bir iş olduğuna onlar da inanmış ve bu iş başarılmış. Sonuçta,
kesinlikle görülmeye değer bir eser çıkmış ortaya. İnsanı görsel olarak
etkilemekle kalmayan, çok boyutlu düşünmeye zorlayan bir eser.
|