BASINDA ATATÜRK

 

Taha AKYOL
3 KASIM 2005
MİLLİYET

Atatürk ve Şeyhülislam

        

        ATATÜRK yaşasaydı, yabancı bir şirkete, "tekel olma imtiyazı" verir miydi? Çevremde bir mini anket yaptım, hemen herkes "hayır" dedi.
Aslında Atatürk veya başka bir siyasi, felsefi, dini önder yaşasaydı hangi konuda ne yapardı, bilemeyiz.
"Yaşasaydı şöyle yapardı" diye çok konuşmamızın sebebi, zihnimizdeki "Atatürk" imajı açısından bugünkü olaylara bakmamızdır.
Demek ki, "zihnimizdeki Atatürk" imajı "yabancılara imtiyaz vermiyor".
        Benzer bir mantıkla, mesela Yekta Güngör Özden, Anayasa Mahkemesi Başkanı iken "Özelleştirme Atatürkçü ekonomiye aykırıdır" diye hukuki görüş yazmıştı!
Düz mantık: 6 Ok'un bir maddesi "devletçilik"tir, öyleyse özelleştirme "Atatürkçü ekonomi"ye(?!) aykırıdır!

        ŞİMDİ zihnimizdeki imajı bırakıp 'reel'e bakalım. 2 Haziran 1929, "Kibrit ve Çakmak Tekeline Dair Kanun" ile kibrit ve çakmak üretimi devlet tekeline alınıyor.
Bu arada Ankara "Merkez Bankası"nı da kurmaya çalışıyor. Bunun için birçok "yabancı uzman" getiriliyor! İnönü ile Bayar'ın görüşleri çatışıyor, falan...
Sonunda bir modelde karar kılınıyor. Ama Merkez Bankası'na 25 milyon (evet milyon) dolar sermaye lazım. Elde avuçta yok; üstelik kriz dönemi...
Bakın Prof. İlhan Tekeli ve Selim İlkin, "Merkez Bankası" adlı kitaplarında ne yazıyor?
        "Merkez Bankası'nın dış finansman ihtiyacının büyük bir bölümü ise, The American-Turkish Investment Corporation (ATIC) ile yapılan kibrit imtiyaz anlaşması neticesinde sağlandı. Bu Amerikan şirketi, dünya kibrit piyasasının o dönemdeki en önemli firmalarından biri olan Swedish Match Company adlı İsveç şirketinin alt kuruluşlarından biriydi..."
        Böylece:
        "Türkiye; kibrit, çakmak ve benzeri tutuşturucuların üretim, ithal, ihraç ve satış haklarını, 1 Temmuz 1930 tarihinden itibaren, 25 yıl için ATIC'e vermekteydi..."
        Karşılığında kredi alıyorduk, ATIC İstanbul'da bir kibrit fabrikası kuracak, ayrıca yılda 1 milyon 750 bin dolar kira ödeyecekti. (Sf.305-311)
İmaj ve realite farkı!

       OSMANLI İslami kuralları uyguluyordu; öyleyse 'faizsiz ekonomi' vardı! Acaba öyle mi?
İllegal tefecilik ayrı bir mesele... Şeyhülislam Ebussuud Efendi faizle çalışan para vakıflarını onayladığı gibi, yüzde onu aşmayan faize de cevaz vermişti. Dogmatik İmam Birgivi de dini çiğniyor diye Ebussuud Efendi'ye saldırmıştı! Tarihteki meşhur tartışmadır bu.
Çok önemli bir zihniyet sorunu: Hayatın ve tabiatın gerçekleriyle, zihnimizdeki imajların farklı oluşu!
       Bir "kurgulanmış Atatürk" vardır, ideolojiktir, adeta metafiziktir! Bir de "tarihteki Atatürk" vardır; reeldir, pragmatiktir. Birincisi "doktrin", ikincisi muazzam bir "tecrübe"dir. Bizim için ikincisi daha öğretici, daha ufuk açıcıdır.
Fuat Köprülü de "fıkıh kitaplarındaki İslam"la, "tarihteki İslam"ın farkına dikkat çekerdi.
Bilimsel düşünce zihnimizdeki şu veya bu imajı evirip çevirip tekrarlamak değildir.
      Bilimsel düşünce, "zihnimizin dışındaki" reel olguları, verileri ve meçhulleri araştırmaktır; bu da hoşgörü ve özgürlük gerektirir; militanlıktan uzak, ihtiyatlı bir dil ile mümkündür.
  
Bağnazlıktan, militanlıktan uzak, hoşgörülü, açık ufuklu yarınlar için bayram sevinci diliyorum. Bayramınızı kutluyorum.

| Önceki Sayfa |