|
Taha AKYOL
30 EYLÜL 2004
MİLLİYET
Atatürk
ve Mucize
ANKARA'NIN Haymana ilçesine bağlı Ataköy adlı köy... Üç dört yüz sene
önce kurulmuş bir Kürt köyü. Merkezi bir köy, çevredeki dört beş köyün
çocukları "taşımalı sistem"le bu köyün okuluna geliyor. Türk, Kürt
demeden çocuklar kaynaşıyorlar, büyüyünce bazıları birbirleriyle
evleniyor.
Köyde genelde kız çocukları beşinci sınıftan sonra okutulmuyordu. Milli
Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'le köye gittik, CNN Türk'te yayın yaptık.
Bakan Çelik ailelerle görüştü. Kızların çoğu okula başladı.
Bu vesileyle okulu gezdim. Bütün okullarımız gibi bu okulda da "Atatürk
Köşesi" var. Renkli olarak basılmış "Atatürk'ün doğadaki mucizevi
görüntüleri" başlıklı afiş dikkatimi çekti. Üç fotoğraf yer alıyor bu
afişte:
Yozgat Lisesi'nde bayrak töreni yapılırken Atatürk bulutlarda gözükmüştü...
Dumlupınar Çalköy şehitliğinde Atatürk'ün gözleri yine bulutlarda zuhur
etmişti... Ve Ardahan'da Gündeş Yaylası'nda güneş batarken Atatürk'ün
gölgesi dağa yansıyordu...
12 Eylül'den sonra okullarda çok yaygınlaştırılmış bir afiş!
SÜREKLİ hareket halinde olan bulutlar, bilmem kaç milyon yıldır
katrilyonlarca şekiller oluşturuyor. Bu şekillerden bazıları tesadüfen
bazı şeylere benzeyebilir.
Böyle tesadüfi tabiat olaylarından 'mesaj' çıkarmak, bilim felsefecisi
Karl Popper'in dediği gibi, "astroloji"den öteye değer taşımaz.
Yani Ortaçağ'ın "ilmi nücum" mantığı!
Kaldı ki, afişteki fotoğraflardan sadece Gündeş Yaylası'ndaki gölge
Atatürk'ün stilize resimlerine benziyordu. Yozgat Lisesi'nden gözüken
bulutlardaki 'şişman' siluet, sanatçı Kayahan'ı andırıyordu bana göre!
Çatalköy şehitliğinin üzerindeki bulutlarda ise kimsenin gözleri
gözükmüyordu!
Hepsi benzese bile, böyle tesadüfi şekilleri Atatürkçülük gayretiyle
mucize sanmak veya bilmem kaç katrilyon balıktan birkaçının pullarında
"Allah" yazılı olduğunu sanmak, tıpatıp aynı zihniyettir!
İkisi de hem bilime, hem 'kitabî' İslama aykırıdır.
HALBUKİ Atatürk'ün bize bıraktığı mirasın "ilim ve akıl" olduğunu
söylemiyor muyduk? Bunun "Hangi ilim?" ve "Hangi akıl?" gibi dev
sorulara yol açarak zihnimizde felsefi bir merak ışığı yakmasını
beklemiyor muyduk?
Atatürk'ü yücelteceğiz diye, onu tarihteki işleviyle ve fikirleriyle 'incelenecek'
bir realite olmaktan çıkarmışız, 'itikat' edilecek bir metafizik haline
getirmişiz!
"Şeyh uçmaz, müritleri uçurur!"
1930'larda Atatürk'ü ilahlaştıran şiirler, hatta "Atatürk mevlidi" bile
yazılmıştı. Bunu anlamak mümkündür. Üç asırdır mağlup olan bir millet
onun liderliğinde büyük bir zaferle istiklalini kurtarmıştı. Ayrıca,
1930'larda her şey Atatürk'e bakarak belirlendiği için, "mukayeseli
düşünme" imkansızdı.
Ama aradan bunca zaman geçtikten sonra, hâlâ Atatürk'ü bir "mucize",
Atatürkçülüğü de bir "siyasi itikat" olarak çocuklara anlatmak,
kesinlikle "akıl dışı"dır.
Atatürk, liderliğiyle tarih ilmi, düşünceleriyle de felsefi okullar
açısından "mukayeseli" olarak incelenmelidir. 'Manevi' açıdan ise "itikat"
olarak değil, bayrak gibi milli bir değer olarak görülmelidir.
Atatürk "pozitivist şeyh" değildi, milli kahraman ve reformatördü.
|