Sezer: Yas tutmayalım, tartışalım
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından
düzenlenen panelde konuşan Cumhurbaşkanı Sezer, “Atatürk’ü yas tutarak
değil, yapmamız gereken şeyleri ne ölçüde gerçekleştirdiğimizi tartışarak
anmak doğru olacaktır” dedi.
Ankara, AA
10 Kasım— Atatürk’ün ölümünün 62’nci yılı dolayısıyla,
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından bir panel düzenlendi.
Cumhurbaşkanı Sezer, panelin açılışında yaptığı konuşmaya, “Bağımsızlık
savaşımızın önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük komutan,
eşsiz devlet adamı Atatürkümüzü sonsuzluğa uğurladığımız günün 62’nci
yılında, büyük anısı önünde saygıyla eğiliyorum” diyerek başladı.
Toplumların; tarihlerine yön veren, uygarlıklarını biçimlendiren
ve geleceklerini aydınlatan liderlerini hiçbir zaman unutmayacağını
kaydeden Sezer, “Tarihte öyle liderler vardır ki, onlar ölümsüzdürler;
insanlığa malolan yapıtlarıyla her gün yeniden doğarlar; yüksek ülküleri,
düşünceleri ve ilkeleriyle yol gösterici olmayı, düşüncelerde ve yüreklerde
yaşamayı sürdürürler. İşte Atatürk böyle bir liderdir” dedi.
Cumhurbaşkanı Sezer, şöyle devam etti: “Atatürk, insanlığın tarih boyunca
yetiştirdiği en büyük liderlerden biridir. O, bilgisi, sevgisi, hoşgörüsü,
barışçılığı ve demokrat kişiliği ile tüm insanlığın saygı duyduğu örnek
bir liderdir. Atatürk’ün en büyük zaferi, yenilmiş bir İmparatorluk’tan
çağdaş bir devlet yaratmasıdır. Ülkenin ve halkın içinde bulunduğu olanaksızlıklara
boyun eğmemiş, kararlı ve dirençli tutumuyla Türk halkını bağımsız Türkiye
ülküsü doğrultusunda yönlendirerek zafere ulaştırmıştır. Atatürk’ün
ikinci büyük zaferi, Kurtuluş Savaşı’nda tüm halkı aynı ülkü etrafında
toplayarak ulusal birliği gerçekleştirmiş olmasıdır. Ulusal birliğin
sağlanmasında, yurttaşlar arasında ırk, din, mezhep, sınıf ve cinsiyet
ayrımı yapılmaması da önemli rol oynamıştır.”
İçinde yaşadığı toplumun yapısını çok iyi bilen Atatürk’ün, bilimsel
değerlendirmeler ışığında Türk Ulusu’na en uygun yönetim biçiminin “Cumhuriyet”
olduğunu gördüğünü ve bu yönetim biçimini yeğlediğini ifade eden Cumhurbaşkanı
Sezer, Cumhuriyet’in ilanının, Türk toplumu için tarihin en büyük dönüşümlerinden
birisi olduğunu vurguladı. Kapalı ve totaliter rejimlerin güçlendiği
bir dönemde, demokratik açılımları olanaklı kılacak Cumhuriyet rejiminin
kurulmasının, Atatürk’ün engin ileri görüşlülüğünün ve bireyi temel
alan çağdaş düşüncesinin siyasal bir yansıması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı
Sezer, şöyle konuştu: “Cumhuriyet rejiminin kabulü, Türk toplumunun
çağdaşlaşma istek ve kararlılığını ortaya koymuştur. Geçtiğimiz günlerde
kutladığımız Cumhuriyet’in 77’nci yıldönümünün yurdun her yerinde büyük
bir coşku ve sevinç yaratması, Ulusumuzun bu rejimle bütünleşmesinin
anlamlı bir göstergesidir. Egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusa ilişkin
bulunduğunu belirten Yüce Önder, Türk Ulusu’na yurttaşlık bilincini
ve özgüvenini kazandırmıştır.
Atatürk, Türk Ulusu’na her zaman güvenmiştir. Savaşın ilk günlerinden
en sıcak çatışma dönemine kadar her aşamasında, halk temsilcilerinin
düşüncesini almaya ve kararlarına dayanmaya özen göstermiştir. Bu özen
O’nun, aynı zamanda demokratik yönetime olan inancını göstermektedir.
Elinde her türlü olanak varken, daha da önemlisi Batı’lı ülkelerin birçoğu
totaliter rejimlerle yönetilirken, Yüce Önder, koyduğu ilkeler ve uygulamalarıyla
demokratikleşme sürecini başlatmıştır.”
Cumhurbaşkanı Sezer, demokrasi kültürünün yerleşmesi ve toplum katmanlarına
yayılması için uygarlığın tüm araçlarını başarıyla kullanan Atatürk’ün,
başta eğitim ve sosyal yaşamda gerçekleştirdiği devrimlerle, uygarlığın
değerlerini özümseyen ve yaşamında uygulayan bireyler yaratmaya çalıştığını
anlattı.
ÇAĞDAŞ UYGARLIK FELSEFESİ
Çağdaş uygarlığın temel felsefesinde bireyin özgürlüğü ve kendi geleceğini
belirleme hakkı bulunduğunu kaydeden Sezer, şunları söyledi: “Bu temel
felsefeyi özümseyen Yüce Önder, bireyin, üzerindeki dini baskılardan
kurtarılarak özgür olmasını ve yaratıcı gücünü ülke ve insanlık yararına
kullanmasını sağlayacak yapısal dönüşümü gerçekleştirmiştir.
Yapısal dönüşümün en önemli temeli laiklik ilkesinin benimsenmesi olmuştur.
Dünya yaşamını din kurallarının etkisinden kurtarıp bilim ve aklın egemenliğine
bırakan laiklik ilkesi, uyruk olan bireyi yurttaş konumuna yükseltmiştir.
Türkiye’nin çağdaş uygarlık yarışına katılabilmesi için yüzyıllarca
cesaret edilemeyen dönüşümler gerçekleştirilerek, ekonomik, siyasal
ve toplumsal alanda köklü devrimler yapılmıştır. Atatürk bu devrimleri
yaparken çetin savaşımlar vermiştir. Değişim ve çağdaşlaşma karşıtı
gruplarla savaşımı, bağımsızlık savaşı kadar zor geçmiştir. Büyük Atatürk’ün
bilgisizliğe, dogmalara ve geri kalmışlığa karşı açtığı savaş, Ulusumuzun
evrensel değerleri özümsemesi ve çağdaş yaşamı kısa sürede benimsemesiyle
kazanılmıştır. Savaştan çıkmış, olanaksızlıklar içindeki bir ülkenin
çağdaşlaşma çabaları, tarihin en büyük aydınlanma hareketlerinden biri
olmuştur.”
Atatürk’ün, ülkenin kurtuluşu ve çağdaşlaşmasında oynadığı rolün, tarihin
akışına yön verecek nitelikte olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Sezer,
“Atatürk, düşünceleri, eylem ve devrimleriyle dünyayı derinden etkilemiş,
Ulusumuza olduğu kadar insanlığa da malolmuştur. Türk bağımsızlık savaşı
ve devrimleri, birçok ülkenin bağımsızlık arayışlarına örnek oluşturmuştur”
dedi. Atatürk’ün yalnız bir asker ve ileri görüşlü bir devlet adamı
değil, aynı zamanda büyük bir “devrimci ve düşünce adamı” olduğunu belirten
Sezer, O’nun, olanaksız gibi görünen düşünceleri yaşama geçirerek, kuramların
nasıl uygulamaya dönüştürülebileceğini kanıtladığını söyledi. Atatürk’le
ilgili yazılan kitapların, bilim adamlarının yaptığı akademik araştırmaların,
O’nun düşünce sisteminin derinliğini ve evrenselliğini gösterdiğini
bildiren Sezer, düşüncelerinin evrenselliği ve sistematik bütünlüğünün,
Atatürkçülüğü bilimsel bir öğreti durumuna getirdiğine işaret etti.
Sezer, “Atatürk’ün düşünceleri, kaynağını akıl ve bilimden aldığı için
dinamik bir yapıya sahiptir. ‘Yaşamda en gerçek yol gösterici ilimdir’
diyen Atatürk, birçok konuşmasında, aklın ve bilimin Ulusumuza bıraktığı
en büyük mirası olduğunu vurgulamıştır. Atatürk’ün yıllar önce açıkladığı
düşünceleri, bu yüzden güncelliğini korumakta ve çağdaşlık yürüyüşünde
yolumuzu aydınlatmaktadır” diye konuştu.
GERİCİLİĞE VE YOBAZLIĞA KARŞI SAVAŞ
Atatürk’ün barışa da önem verdiğini ifade eden Sezer, “Savaşmak zorunda
kaldığı tüm devletlerle daha sonra barışçı ilişkiler kurmuştur. O’nun
asıl ve sürekli savaşı geriliğe ve yobazlığa karşı olmuştur. O, ölümüne
kadar yaşamının her evresinde hep geleceği düşünerek ileriye bakmıştır.
Geçmişe takılıp kalmanın geleceği kurtarmayacağını bilerek, gelecekle
ilgili planlar yapmış, kararlar almıştır” dedi. Atatürk’ün, söz söyleme
sanatının ve zengin Türk dilinin inceliklerini de en iyi biçimde kullanarak
toplumun her kesimi ile etkili bir iletişim kurduğunu belirten Sezer,
sözlerini şöyle tamamladı: “Atatürk, ulusal birliğimizin, ülkenin bağımsızlığının
ve çağdaşlaşmasının simgesidir. Atatürk devrimleri ile yönünü çağdaş
uygarlığa çeviren Türkiye, yolundan sapmadan emin adımlarla geleceğe
doğru yürümektedir. Tüm yaşamı boyunca hep bir şeyler üretmek ve Ulusuna
yararlı olmak için savaşım veren Büyük İnsan’ın yaşamı hepimize örnek
olmalıdır. Yaşadığı çağı aşarak geleceğe ışık tutan Yüce Önder, yüzyıla
değil binyıla damgasını vurmuştur. Yüzlerce yılda bile başarılması zor
olan eylemleri kısacık yaşamına sığdırmıştır. Türk Ulusu’nun kurtarıcısı,
çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, eşsiz devlet adamı ve büyük
devrimci Atatürk, sonsuza kadar gönlümüzde yaşayacak, ilke ve devrimleri
ülkemizin geleceğine yön vermeyi sürdürecektir. Yüce Önderimizi sonsuzluğa
yolcu ettiğimiz günlerde, O’nu yas tutarak değil, yapmamız gereken şeyleri
ne ölçüde gerçekleştirdiğimizi, eksiklerimizi nasıl gidereceğimizi tartışarak
anmak en doğru yol olacaktır. Sanırım bu tutum O’nu da hoşnut edecektir.
Bu bağlamda, Yüce Önder’in erek olarak öngördüğü çağdaş uygarlık düzeyine
erişebilmek için, hukuk devleti, insan hakları ve demokratikleşme konularındaki
eksiklerimizi hızla gidermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yine bu bağlamda,
yurttaşlarıma, Atatürk’ün en büyük eserim dediği laik, demokratik, çağdaş
Türkiye Cumhuriyeti’ni, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün olarak
sonsuza kadar koruma ve yaşatma sorumluluğunu anımsatmak istiyorum.”
BAHÇELİ’NİN KONUŞMASI
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli de, yaptığı konuşmada,
10 Kasımlar’ın, “Atatürk’ün aramızdan ayrılışının, anma ve matem günü”
olmaktan çıkarak, “bıraktığı eserlerin zenginleştirilmesi ve yeni nesillere
daha iyi anlatılmasına vesile” olması gerektiğine dikkati çekti. Atatürk’ün,
“dünyanın tanıdığı büyük liderlerden biri, 20’nci yüzyılın ise en büyük
lideri” olduğunu kaydeden Bahçeli, şöyle dedi: “Mustafa Kemal Atatürk,
herhangi bir kimsenin veya topluluğun tekelinde değildir. Çünkü bütün
milletimizin bağlı olduğu ve sevdiği bir tek Atatürk vardır. O’nu sevmek,
O’nu anlamak ve O’nun prensiplerini milletimizin idrakiyle örtüştürmek,
milletin her ferdinin hakkı ve vazifesidir. Milli egemenliğine ve onuruna
doğrudan doğruya sahip olmanın kıymetini iyi bilen ve anlayan büyük
Türk milleti, bu mukaddes hakkına yönelecek her türlü tehlikeyle başedecek
güçtedir.”
Panele, TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz,
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın,
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet
Nuri Yılmaz ve Ankara Valisi Yahya Gür de katıldı.
|