Artık her şey TBMM ordularının başarılı olmasına bağlıydı. Yunanlılar, Bursa ve Uşak üzerinden 23 Mart 1921 günü ilerlemeye başladılar. İsmet Paşa komutasındaki Batı Cephesi birlikleri Eskişehir'in kuzeybatısında toplanmıştı. Daha önce yapılan planlarda çarpışmanın İnönü mevzilerinde kabul edilmesi kararlaştırılmıştı. Düşman 26 Mart akşamı İsmet Paşa'nın birliklerini yerleştirdiği mevzilerin sağ kanadından yaklaştı. Ertesi gün çarpışma başladı. Yunanlılar 28 Mart'ta sağ, ertesi günü de iki kanattan saldırdı. 30 Mart gününe dek çarpışmalarda Yunanlılar üstünlük sağladılar. Sıra İsmet Paşa'daydı. 31 Mart günü genel saldırı emrini verdi. Ertesi günü, TBMM'ye şu bilgiyi veriyordu: "Saat 18:30 Metristepe'den gördüğüm durum. Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olduğu sanılan bir düşman birliği sağ kanat gurubunun saldırısı üzerine, dağınık olarak çekiliyor. Yakından kovalanıyor. Hamdiye yönünde çatışma yok. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza bırakmıştır. Batı Cephesi Komutanı İsmet." M. Kemal'in bu tele yanıtı ise şöyle diyordu: "İnönü Savaş Meydanı'nda Metristepe'de, Batı Cephesi Komutanı ve Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa'ya, Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Savaşları'nda yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır... Siz orada yalnız düşmanı değil ulusun ters yazgısını da yendiniz."