Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI (1939-1999)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KEMALİZM ESKİDİ Mİ ?

Ahmet Taner KIŞLALI

Kemalizmin 1920'ler Türkiye'sini çağa taşıyan temelleri attığına kuşku yok. Ama acaba, dünya ve Türkiye 70 yıllık bir değişim geçirdikten sonra da, yeni bir yüzyıla girerken geçerliliğini koruyor mu?


Hiç değilse bazı ilkelerinden vazgeçmek zamanı gelmiş midir?
Kemalist "Ulusçuluk", ulusların eşitliğini ve özgürlüğünü savunur.
Ulus kavramına ne "ırk" ne de "din" öğelerini sokmuştur; ulusu, "ortak geçmiş, ortak dil ve ortak kültür "e dayalı bir olgu olarak tanımlamıştır.

Etnik milliyetçiliğin yarattığı vahşetlerin ve ıstıraplı bölünmelerin yaşandığı; aynı ırktan ve aynı dilden insanların, din ya da mezhep farklarından dolayı birbirlerini öldürdükleri bir dünyada... ve üzerinde 17 dilin konuşulduğu, 28 uygarlığın mirasçısı bir Türkiye 'de...

Acaba Kemalist "Ulusçuluk" eskimiş midir?
Kemalist "Cumhuriyetçilik", özgürlükçü, sivil toplumcu, katılımcı bir "Demokrasi "anlayışını içerir.
Baskı rejimlerinin yıkıldığı, en ileri toplumların "katılımcı" demokrasi anlayışını içerir.
Baskı rejimlerinin yıkıldığı, en ileri toplumların "katılımcı" demokrasi ile yönetildikleri bir dünyada. Ve Atatürk'ün 70 yıl önce oluşturduğu "sivil toplum" örgütlenmelerinin devletleştirildiği demokratik kültürün gerilediği, katılımın zorlaştırıldığı bir Türkiye 'de...

Acaba Kemalist "Cunhuriyetçilik" eskimiş midir?
Kemalist "Laiklik", dine saygılı ama dinin siyasete karıştırılmasına karşıdır. Aklın ve bilimin ışığında sorunlara çözüm arayan bir toplum; akla ve bilime dayalı bir "Milli Eğitim" ön görür.
Bazı kuşakların ise bir din devletinin gereklerine göre yetiştirilmesine karşıdır.

Aklın ve bilimin ışığında ilerleyen toplumların geliştiği, kökten dinciliğin tutsağı olanların karanlıkta kaldığı bir dünyada...
Ve bir din devleti kurmak, toplumu yeniden ortaçağ karanlığına çekmek isteyenlerin giderek seslerini yükselttikleri; laik eğitim gören kuşakların karşısına "şeriatçı" kuşakların çıkarıldığı; "milli" eğitimden içişlerine kadar, devletin "şeriatçı" işgaline uğramaya başladığı bir Türkiye 'de...
 

Acaba Kemalist "Laiklik" eskimiş midir?
Kemalist "Halkçılık", sınıfsal ayrıcalıkları reddeden, seçkinciliğe karşı çıkan, toplumsal düzende emeğe öncelik tanıyan bir "toplumculuk" anlayışı yansıtır.
Demokrasilerin "emek-sermaye" dengesine dayandığı; demokratik toplumcuların "emeği en yüce değer" ilan ettikleri bir dünyada... Ve emeğin anayasa zoru - ile - siyaset meydanının dışında bırakılmaya çalışıldığı bir Türkiye 'de....

Acaba Kemalist "Halkçılık" eskimiş midir?
Kemalist "Devletçilik" ekonomide özel kesime karşı olmayan, hatta destek olan, ama toplum yararının gerektirdiği durumlarda devletin devreye girmesini ve kıt kaynakların akılcı kullanımını devletin göz etmesini ön gören bir temel üzerine oturtulmuştur.

Acımasız ekonomik rekabetin yürürlükte olduğu, bazı büyük devletlerin bile - ulusal ekonomiyi korumak için teknoloji üretimine doğrudan destek vermek gereğini duyduğu bir dünyada...
Ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının ulusal düzeyde "yaşamsal" sorunlar yarattığı, dünyada gelir dağılımını en bozuk on ülke arasında yer alan bir Türkiye 'de...

Acaba Kemalist "Devletçilik" varlık nedenini yitirmiş midir?
Kemalist "Devrimcilik", eskimiş kurumları değiştirip, çağın gereklerine uygun yeni kurumlar oluşturma gereksinmesinden doğmuştur. Koşullar değiştikçe, aklın ve bilimin ışığında sürekli yenilenmeyi, en iyi çözümleri bulup uygulamayı ön gören bir "sürekli devrim" anlayışına sahiptir.

Koşulların çok hızlı değişip, kurumların hızla eskidikleri bir dünyada. Ve son 40 yılını Kemalizm 'e karşı olan, Atatürk 'ün adını ağızlarından düşürmeden Atatürk 'e ihanet eden iktidarların egemenliğinde geçiren; bazı kurumlarına egemen olan zihniyette 1930 'ların bile gerisine düşen bir Türkiye 'de...

Acaba Kemalist "Devrimcilik" eskimiş midir?
Her sorunun yanıtı teker teker, herkes kendi vicdanında vermelidir !..

 
 

| Önceki Sayfa |