Tezler çürütülecek mahçup olacaklar
23 Ocak
2005 Pazar
Türkiye Gazetesi
ANKARA -
Türkiye, sözde soykırımın yıldönümünde Türk Tarih Kurumu Ermeni
Araştırmaları bölümünün kitaplaştırdığı, tarihe dayalı yeni ve çarpıcı
belgelerle bütün dünyaya tokat gibi gerçekleri açıklayacak. Bu kitabın
hazırlanmasında büyük emek harcayan Türk Tarih Kurumu Ermeni
Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, eserle Osmanlı gibi
büyük bir ulusa yapılan soykırım iddialarını belgelerle
çürüteceklerini söyledi.
Tepkimiz
sert olacak
Kitap için sabırla çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Özdemir, “Bu sene
çalışmalarımızın hepsini Türkçe ve yabancı dillerde yayınlayacağız.
Türk bilim adamları kendi ülkesinin kendileriyle ilgili suçlamalara
elbette tavır koyacaklardı” dedi. Bu asılsız iddialara karşılık Türk
bilim adamlarının refleksinin sert olacağını ifade eden Özdemir,
“Bunun manası şudur ki, biz fiziki manada kaba güçle bir şey yapacak
değiliz. Biz, bilim adamıyız, kalemimizle bir şey yapacağız, bu
tepkimiz sert olacak” diye konuştu. Prof. Özdemir, Ermeni bilim
adamları ile Ermenilerin tezinin haklı olduğunu düşünen kişilerle her
platformda belgelerle tartışmaya hazır olduklarını belirterek bu
görüşme için davette bulundu.
Sözde soykırım iddialarını ‘koca bir imparatorluğun mirasçıları olan
ulusun tarihi boyunca hak etmediği ve hak etmeyeceği korkunç bir itham
ve suçlama ile karşı karşıya olması’ olarak özetleyen Özdemir,
açıklanacak tarihe dayalı belgeler sonrasında Türkiye’ye ithamlarda
bulunanların mahçup olacağının altını çizdi.
Temel
Osmanlının paylaşımı
Meselenin temelinde Osmanlı İmparatorluğu’na ait toprakların
paylaşılması mücadelesi olduğunu vurgulayan Özdemir, “Birinci Dünya
Savaşı için söylüyorum. Bu paylaşımda Rusya, Doğu Anadolu’daki
Ermenilerin hamiliği rolünü üstlenmiştir. Sadece Rusya değil Fransa,
İngiltere, ABD’de de bu rolü üstlenmek istemiştir” diye konuştu.
Özdemir, Osmanlının o döneminde misyonerlerin faaliyetleri sonucu
yetişen gençlerin silahlı ve ayrılıkçı Ermeni hareketi için devreye
girdiğini hatırlatarak, savaş öncesinde Osmanlı topraklarının nasıl ve
kimler tarafından paylaşıldığını içeren haritaların Türk Tarih
Kurumunda bulunduğunu açıkladı. Bu haritalara göre, İstanbul ve
çevresinin Rusya’ya, İzmir’in Yunanistan’a bırakıldığını, Doğu’da 6
ilin ve Çukurova’nın da Ermenistan’a bırakıldığını belirten Prof. Dr.
Özdemir, “Türk Tarih Kurumu olarak Birinci Dünya Savaşı ve ilgili
konular hakkında yayınlayacağımız bilimsel eserlerde bu haritalar
yayınlanacak” dedi.
Yarısı
Rusya’da yaşıyordu
Birinci Dünya Savaşı’nda Ermenilerin dağılımını anlatan Özdemir, yüzde
50 nüfusun Rusya ve Kafkaslarda yarı nüfusun da Osmanlının kontrol
ettiği topraklarda yaşadığını söyledi. Bu dağılımın Ermenileri büyük
dram ve trajedi ile karşı karşıya bıraktığını ifade eden Özdemir,
sözlerini şöyle sürdürdü: “Savaşın başlamasıyla birlikte Kafkasya
tarafında Rusya kontrolündeki Ermeni nüfus, Osmanlıya karşı askere
alınıyor ve savaşıyor. Bizim yaptığımız araştırmalara göre 1. Dünya
Savaşı’nda Rusya ordularında hayatlarını kaybeden Ermenilerin nüfusu
200 bindir. Osmanlı kontrolündeki bölgedeki Ermenilerin yani Doğu
Anadolu’da yaşayan Ermenilerin durumu çok zordu. Bir taraftan
asırlardır birlikte yaşadıkları Müslüman bir toplum var. Onlarla zaman
zaman belki problemleri olmuş olabilir fakat esas olarak çok iyi
diyalogları var. Diğer taraftan kendilerine bağımsız bir devlet vaat
eden Çarlık Rusyası ve Çarlık Rusyasındaki Ermeni askerler ve Ermeni
toplulukları var.”
Gönülden
bağlılar da vardı
Ermeni entelektüellerinin Osmanlı tebasında yaşayan Ermenilere
bağımsız devlet projesinde birleşmeyi tavsiye ettiklerini vurgulayan
Özdemir, “Gerçekten olaylara hiçbir şekilde katılmayacak olan
ayaklanmalara hiçbir şekilde katılmayacak olan Ermenilerin durumu çok
zordu. Bütün Ermenilerin durumunun aynı olmadığını anlatmak için
söylüyorum” diye konuştu. Özdemir, o dönemde Osmanlı içerisinde
bütünüyle ayaklanma fikrine yatkın olmayanların yanı sıra Osmanlı
idaresine bağlı olanların varlığına işaret ederken, Meclisi Mebusan’da
Ermeni mebusların görevlerine devam ettiklerine de dikkat çekti. Prof.
Dr. Özdemir, milli mücadeleye katılan Ermeni vatandaşların varlığını
da hatırlattı. O dönemdeki Ermeni olaylarına topyekün gözle bakmamak
gerektiğini belirten Özdemir, Türk Tarih Kurumu’nun yaptığı araştırma
ile hedefini, ‘1915’te gerçekten ne olduğunun ortaya çıkarılması’
olarak değerlendirdi.
Amerikalı yetkililer hiçbir olumsuz belge bulamadı
Türkiye’nin Ermeni meselesiyle ilişkin bütün belgeleri yok ettiği
iddialarına açıklık getiren Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları
Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Mondros mütarekesinden sonra
Osmanlıdaki bütün belgelerin bu suçlamaları yapan ülkelerin ellerinin
altında olduğunu kaydetti. O dönemde bazı Ermenilerin soruşturma
açılsın taleplerinin kabul edildiğini, buna ilişkin ABD
yetkililerinden bile belge istendiğini dile getiren Özdemir, olumsuz
hiçbir belgenin bulunamadığına dikkat çekti. Osmanlı Hükümeti’nin o
dönemde Hollanda, İsviçre ve Danimarka’ya ‘Geliniz uluslararası bir
yargıçlar, soruşturmacılar kurulu kuralım, bunlar araştırma yapsın’
teklifinde bulunduğunu hatırlatan Özdemir, bu davetin de karşılıksız
kaldığını ifade etti.
Özdemir savaş döneminde Osmanlının güvenlik sebebiyle uyguladığı
tehcir (göç ettirme) dönemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda da
bulundu. Tehcir sırasında Ermenilere iyi davranmayan yöneticilerin
cezalandırıldığını belirten Özdemir, bu konuda en çok suçlanan Talat
Paşa’nın talimatıyla başlatılan soruşturma sonucunda, idamların bile
gerçekleştirildiğini vurguladı. Savaş içerisinde olan Osmanlının
Ermenilerin yer yer işgalcilerle birlikte hareket etmesi sebebiyle
tehcir (göç ettirme) edildiğinin altını çizen Özdemir, tehcir
kararlarının savaşla ilgili olmayan yerlerde uygulanmasına da açıklık
getirdi. Özdemir Eskişehir gibi savaş dışı yerleri güllük gülistanlık
gibi düşünmenin hata olduğunu belirterek tehcir kararının uygulandığı
Eskişehir’in ulaşım hatlarının ortasında olduğunu hatırlattı.
Fransa
arşivini incelesin
Özdemir, o dönemde Osmanlının hem işgalcilere karşı hem de içeride
işgalcilerle birlikte olanlara da karşı savaş verdiğini ifade ederek
konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mesela 1919, 1920, 1921 Maraş, Antep,
Urfa. Fransızlarla birlikte Maraş’ı işgal eden Fransız ordusunda yer
alan Maraşlı Ermeniler değil miydi? Antep’i işgal eden Antepli
Ermeniler değil miydi? Şimdi o Ermenilerin Fransız ordusunda nasıl
eğitim gördüklerini, nerede eğitim gördüklerini kaç kişi olduklarını
nasıl orada işgal faaliyetinde görev aldıklarını Fransız ordusu
üniforması ile nasıl görev yaptıklarını Fransız belgelerine dayalı
olarak Fransa Parlamentosu önüne koyamaz mıyız? Fransa Dışişleri
Bakanlığına, ‘siz bizim tarihimizle yüzleşmemizi istiyorsunuz ama
sayın bakan sizin de yaptığınız şu durum var bunu hatırlamıyor
musunuz?’ diyemez miyiz. İşte, bilimsel refleksimiz beklenildiği gibi
sert olacak derken bunu kast ediyoruz.” Özdemir, Türkiye’ye temelsiz
iddialarda bulunan Fransa’nın önce kendi arşivlerini incelemesi
tavsiyesinde bulundu.
Parlamentolar karar veremez
Türkiye’nin AB sürecinde karşısına çıkarılan asılsız soykırım
iddialarının birtakım parlamentolarda kabul edilmesini de
değerlendiren Özdemir, parlamentoların böyle bir tarihi olaya ilişkin
karar veremeyeceğini dile getirdi. Özdemir Türk-Ermeni savaşında
Türkleri katleden General Adranik’in hayatını anlatan hem de övücü
niteliklerin yer aldığı kitabın Türkiye’de basıldığını, bunun da en
güzel hoşgörü misali olduğunu dile getirirken Talat Paşa’nın objektif
olarak anlatıldığı bir kitabın Ermenistan’da basılmasının söz konusu
bile olamayacağının altını çizdi.
Kimdir?
Prof. Dr. Hikmet Özdemir; Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında
sürdürdüğü danışmanlık ve başdanışmanlık görevlerinin ardından;
Kırıkkale, Başkent ve Kocaeli üniversitelerinde tam zamanlı öğretim
üyesi olarak çalıştı. Yurt dışında British Chevening bursuyla Londra
Üniversitesi’nde, Fulbright bursuyla Washington DC’de Georgetown
Üniversitesi’nde, İngiliz ve Amerikan arşivlerinde ve Cenevre’de
Birleşmiş Milletler arşivinde incelemeler yaptı. Halen, Türk Tarih
Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı olarak çalışan Prof. Dr. Hikmet
Özdemir’in Türkiye’nin siyasi tarihi ve kurumları üzerine yayınlanmış
16 kitabı var.
Ayaklanmalar planlıydı
Bunun dışında savaş başlamadan Ermenilerin Kars-Ardahan bölgesinde 70
bin Müslüman’ı ilk anda öldürdüğünü hatırlatan Özdemir, “Rus Ordusu,
Doğu Anadolu’ya doğru ilerlerken Ermeniler, Rus ordusu ile birlikte
hareket ediyorlardı. Ayaklanmalar yapıyorlardı. Bu ayaklanmaların
hepsi planlı programlı ayaklanmalardı. Bunların hepsini belgeleri ile
ortaya koyuyoruz” diye konuştu. Zeytun’da, Maraş’ta, Sivas’ta,
Kayseri’de Ermenilerin çok ciddi hazırlıklar içinde olduklarının
belgelerle ortaya konulduğunu vurgulayan Özdemir, İngilizlerin de
savaşın ilk dönemlerinde Ermenilerin destek vereceği planıyla
İskenderun bölgesine çıkarma yapmayı hedeflediğini açıkladı. Özdemir,
“Daha savaş başlamadan Zeytun’daki Taşnak komitesinin başkanlarının
Pektersburg’a gönderdiği, ‘biz burada, bu bölgede ayaklanma yapacağız,
gerekli silah yardımını yapacaksınız’ mesajları var elimizde” şeklinde
konuştu.
Yer değiştirme hukuki
Osmanlı hükümeti ve Ordusunun o dönemde savaşı yönetmek zorunda
olduğunu belirten Özdemir, “Savaşa karşı akla gelebilecek her türlü
tedbiri almak durumundadır. Nitekim bugün aklı başında otoriteler,
bilim adamları Osmanlı hükümetini tehcir kararı aldığı için
suçlamıyor” şeklinde konuştu. Özdemir, 2. Dünya Savaşı’nda ABD’nin de
Japon asıllı ABD vatandaşlarına karşı tehcir kararını uyguladığını
hatırlatarak, “Çünkü o hükümet ülkesinin güvenliğini sağlamak için en
temel kararları almaya mecburdur. Bu bir kriz yönetimidir. Kriz
döneminde bütün kararları alırsınız tabii ki, Anayasaya ve hukuka
bağlı olarak. Nitekim Osmanlı hükümetinin aldığı ve uyguladığı tehcir
kararı, Anayasasına, yürürlükteki maddelerine, Osmanlı hukuk düzenine
uygundur” dedi.