Atatürk, milletin tarihî seyrini değiştirebilecek üstün meziyetleri
sayesinde, memleketi askerî ve siyasî zaferlerle uçurumun kenarından
kurtarmıştır. Dünya tarihinde, her türlü imkânsızlığa rağmen inandığı
fikri tatbik sahasına dökmüş. "Ya istiklâl, ya ölüm!" parolası ile bir
Millî Mücadele kazanmış, arkasından yepyeni hüviyette bir çağdaş millet
ve devlet yaratmış adam azdır. İçinde bulunduğu şartları değerlendirmede,
engelleri ortadan kaldırmada gösterdiği büyük başarı Atatürk'ün ayrı
bir özelliğini teşkil etmektedir. Diyebiliriz ki Atatürk, Türk toplumunda
sadece çağdaşlaşma gereğini gördüğü için değil, bu çağdaşlaşmayı en
kısa zamanda gerçekleştirecek yolu gösterdiği için ve nihayet çağdaşlaşmaya
engel olan etkenleri cesaretle bertaraf ettiği için büyüktür. Esasen
"Modern Türkiye'nin Kurucusu" sıfatını da işte bu büyüklüğünden almaktadır.
Büyük Nutkun sonlarında, Türk gençliğine hitaben çizdiği tablo, aslında,
kendisi mücadeleye atıldığı zaman, memleketin içinde bulunduğu tablodur.
Atatürk, en güç şartlar altında bile, herşeyin bitti zannedildiği bir
zamanda bile, Türk milletine güven hissinin kaybolmaması gerektiği gerçeğini,
eseriyle ispatlamış bir millî kahramandır; onun için sembol olmuştur,
onun için bayrak olmuştur.
Atatürk,
-Muzaffer Başkomutan olarak İzmir'e girdiği gün, önüne serilen düşman
bayrağını, "Bayrak bir milletin bağımsızlık alâmetidir; düşmanın da
olsa saygı göstermek gerekir!" diyen,
-Çanakkale'de kendisine karşı savaşırken bir kolunu kaybeden ünlü Fransız
Generali Gouraud'ya, yıllar sonra Ankara'da karşılaştıkları zaman -Generalin
boş kolunu. işaret ederek- : "Türk topraklarında yatan şerefli kolunuz,
memleketlerimiz arasında son derece kıymetli bir bağdır!"diyen ,
- Çanakkale şehitleri törenine konuşma yapmak üzere giden bir Bakanına,
harpte ölen diğer millet askerleri için de: "Bu memleketin toprakları
üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız.
Huzur içinde uyuyunuz!" diye not yazdıran,
Büyük bir şahsiyet ve eşsiz bir askerdir.