ATATÜRK MAKALELERİ

 

Krizi Yaşarken Değişimi, Atatürk'ü Düşünmek!


Hasan CEMAL 10 Kasım 2001-Milliyet

     Bir yanda değişim isteyenler, öbür yanda değişime direnenler... Bu kavga yaşamın ta kendisi. İnsanlık tarihi boyunca bu hiç değişmedi. Tarihin sonu gelmediğine göre elbette devam edip gidecek değişim için mücadele...
      Bugün Türkiye krizde.
     Ancak değişim mücadelesi de gittikçe keskinleşiyor. Daha ilginci, krizi yaratanlar aynı zamanda bazı bakımlardan değişime de katkı yapıyorlar. Değişimin bazı kapılarını araladıkları, açtıkları da oluyor.
     Evet, çelişik bir durum.
     Ama gerçek.
     Belki de bizim siyasete mahsus bir abukluk!
     Bugünkü koalisyon hükümeti, Türkiye'yi tarihinin en ağır ekonomik krizine soktu.
     Yoksullaştık.
     Geçim derdi müthiş ağırlaştı.
     Bununla birlikte aynı hükümet, Türkiye'nin ekonomik gündeminde yıllardır yılan hikayesine dönmüş olan bazı yapısal reformları da gerçekleştirdi. Kendi eliyle siyaset sınıfının rant dağıtma kapılarını kapatmaya başladı.
     Bunun gibi, sivil bir iktidar olarak parlamentoyla birlikte siyasi tarihimizin en köklü anayasal değişikliğini yapan da bu hükümet oldu.
     Bunların önemi de vurgulanmalı.
     Ama aynı iktidar ve siyaset kurumu birçok açıdan değişime ayakbağı olmaya devam ediyorlar. Değişim ve yenilenmeyi iliklerine kadar hisseden Türkiye'nin önü açılamıyor, tıkanıyor.
     Direniyor statüko!
     Bu nedenle siyasete güven yok.
     Siyasette yeni yüzler, yeni oluşumlar bunun için isteniyor. Siyaset meydanında arayışların gitgide yoğunlaşması bu yüzden. Mevcut siyasal partilere dönük güvensizlik oranının yüzde 50'nin üzerine çıkabilmesi, krizin Türkiye'yi nasıl yangın yerine çevirdiğinin çok yalın bir göstergesi değil mi?
     Kriz, değişim anası olabilir.
     Toplumların yaşadığı büyük çalkantılar, kopuşlar aynı zamanda büyük atılımların liderlerini, oluşumlarını da sahneye çıkarabilir. Bizim tarihimizde bunun en anlamlı örneği biliniyor:
     Atatürk.
     Ve Cumhuriyet Devrimi.
     Bir büyük savaşın ertesinde, çöken koca bir imparatorluğun küllerinden doğdu Türkiye Cumhuriyeti. Başta laiklik ve hukuk devrimi olmak üzere atılan devrimci adımlar, demokrasi açısından olmazsa olmaz bir 'altyapı'nın temel taşlarıydı.
     Toplum ve devlet düzeninin yukarıdan aşağı radikal biçimde değiştirilmesini öngören Cumhuriyet Devrimi belki de geçen yüzyılın en iddialı 'uygarlık projesi'ydi.
     Ve başarılı oldu.
     Daha önemlisi, Türkiye'yi dondurmadı, reformcu bir raya oturttu. Türkiye'yi reforme edilebilir bir ülke yaptı.
     Türkiye için Atatürk'ün şu sözleri bir yerde değişimin bayrağıdır:
     "Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyet'i kurduk. Cumhuriyet, demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe tatbikata koymalıdır."
     Atatürk'ün çektiği çağdaş uygarlık çizgisi böyle. Ve Türkiye inişli çıkışlı da olsa bu çizgiden sapmış değil.
     Sapacağını da sanmıyorum.
     Evet, bugün kriz çok ağır. Ama iyimserim. Türkiye yine değişimin yolunu açacak.
     Onun için karanlığa küfretmek yerine bir mum yakalım. Ve umudu temsil eden bir sap çiçek alıp bir 10 Kasım günü Atatürk'e selam çakalım.
     

 

| Önceki Sayfa |