ATATÜRK MAKALELERİ

 

Orgeneral Fahrettin Altay’ın anılarıyla Afgan Kralı’nın Türkiye ziyareti
Atatürk hayranı Kral

Yılmaz ÇETİNER
10 Kasım 2001-Milliyet

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hükümdar ziyaretçisi, Türkçe konuşan Afgan Kralı’ydı. Atatürk’ün cenazesine krallıktan düşürülmesine rağmen gelmişti. Kral’a general Altay mihmandarlık yapmıştı

     Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk resmi misafiri, ilk devlet başkanı kimdi biliyor musunuz? Afganistan Kralı Emanullah Han. 1928 yılının 30 Nisan’ında Rusya yolu ile Kâbil’den önce İstanbul’a gelecek olan Kral ve eşi Kraliçe’ye mihmandar olarak ordu kumandanlarından Fahrettin Altay atanmıştı.
     Mustafa Kemal ile İsmet İnönü, Paşa’yı kardeş Afganistan’a Genelkurmay Başkanı, başkumandan olarak göndermeyi düşünüyorlardı. Zaten orada Türk subayları Afgan ordusunu eğitiyordu. Fahrettin Altay, Atatürk’ün yakınında görev almıştı. Aynı şekilde İsmet Paşa’nın da... Bakınız 40 yıl önce yazdığı anılarında Afganistan’ı ve Emanullah Han’ın Türkiye’yi ziyaretini nasıl anlatıyor Fahrettin Paşa...
     "- Kral ve Kraliçe’ye eşimle beraber mihmandar tayin edildiğim emrini alınca, derhal bu ülke hakkında bilgileri alıp okudum ve sonra Atatürk’ün huzuruna çıktım. Ankara’ya ilk defa bir hükümdar geleceği için Paşa çok neşeliydi. İsmet Paşa da yanındaydı, Paşa bana döndü şöyle, söyledi:
     Afgan Kralı’nın halini müsait görürsek onunla konuşup seni Afganistan Genelkurmay Başkanı ve başkumandan yapmayı düşünüyoruz...
     Ben böyle düşündüklerinden dolayı onur duyduğumu söyledim ve ancak sağlık durumum nedeniyle böyle bir göreve gidemeyeceğimi anlattım.
     Atatürk’ün yanından ayrılırken;
     Kral Hazretleri’ne selam ve muhabbetlerimi söyle dedi.
     Biz de, eşim ve 2. mihmandar Korgeneral Naci Eldeniz ve eşi ile beraber 14 Mayıs 1928’de İzmir vapuru ile Rusya’ya Sivastopol’a gittik... Dört gün sonra Kral ve Kraliçe Süreyya ile tanıştık, sonra onları bizim vapura alıp Türkiye’ye hareket ettik."
     
TÜRKÇE BİLİYORDU
     "Kral Emanullah sivil giyinmiş, esmer, kara kuru ve kara gözlü yakışıklı bir gençti. Kraliçe nazik ve güzeldi. İkisi de tam bir Avrupalı gibi giyiniyor. Süreyya’nın annesi Şamlı imiş. Kral Türkçe konuşuyor, meramını anlatabiliyor, Kraliçe ise Farsça. İki geceyi vapurda hep beraber eğlenerek geçirdik. 19 Mayıs günü kaptan köşkünde Kral ve Kraliçe beraberiz. Kral, Atatürk’ün Milli Mücadele’deki başarısından hayranlıkla söz ediyor. İzmir vapuru, İstanbul Boğazı’ndan içeriye girerken halk mendil sallayıp alkışlayarak tezahürat yapıyor. Kral ve Kraliçe, Boğaz’a hayran kalıyorlar."
     
KRAL AVRUPALI GİBİ
     Orgeneral Fahrettin Altay, 40 yıl önce bu anılarını tatlı tatlı anlatmaya devam ediyor. Afgan Kral ve Kraliçesi, İstanbul’da kalmadan doğru Ankara’ya gidiyorlar. Orada onlara görkemli bir törenle karşılama yapılıyor. Atatürk ile Emanullah Han’ın bu ilk bir araya gelişlerinde sarmaş dolaş olmaları orada bulunanları hayli heyecanlandırıyor, misafirler bir hafta kalıyorlar Ankara’da. Balolar, davetler, gezintiler, nihayet dönüşlerinde trenle Sakarya’dan geçerken Fahrettin Paşa savaşın verildiği yerleri, tepeleri Kral’a göstererek izahat vermeye çalışıyor ama Kral ha bire konuşur. Fahrettin Altay misafirler gittikten sonra Atatürk’e şöyle anlatıyor intibalarını:
     Anladım ki, Kral Hazretleri bir şey öğrenmek değil, yaptıklarıyla övünmek heveslisidir. Atatürk gülüyor;
     
ATATÜRK HAYRANLIĞI
     Afgan Kralı birkaç yıl sonra bir darbe ile düşürüldü. Buna rağmen Atatürk’e bağlı, ona hayran bir devlet adamı olan Emanullah Han onun cenaze töreninde bulunmak için İtalya’dan İstanbul’a gelmiş, Dolmabahçe’den Sirkeci’ye kadar cenazenin arkasından yürümüştü... Yıllar sonra da Roma’da ölmüştü.
     
AFGANİSTAN'A GİDİŞ
     Atatürk İstanbul’daydı. Yanında İsmet Paşa da vardı, Dolmabahçe Sarayı’na Fahrettin Altay’ı çağırmıştı. Paşa hemen huzura çıktı. Kendisine İsmet Paşa tarafından şöyle bir teklifte bulunuldu.
     İran ile Afganistan arasında sınır anlaşmazlığı var, bunun halli için bizden bir hakem istiyorlar. Seni göndermek istiyoruz, herhangi bir sağlık engelin var mı?
     
ÇOK ŞÜKÜR KÖTÜ BİR ŞEY YOK
     Atatürk de bu işin önemli olduğunu anlatıyor ve ilave ediyor:
     Başarabileceğinden eminiz. Dünya karşısında yeni Cumhuriyetimize bu şekilde güven gösterilmesi bizim için ayrı bir güçtür. Önce İran ve Afgan arasında yapılan protokolü oku.
     Fahrettin Paşa bu protokolü okuyunca düşünür ki, iki tarafı da memnun edecek bir formül bulunması gerekmektedir. Bir büyükelçi, bir albay, iki haritacı subay, iki emir ve şifre subayı, bir şoför, bir asker aşçı, iki tercümandan kurulan heyetle yola çıkılır.
     
ÜÇ KARDEŞ DEVLET
     Türk heyeti yol üzeri önce İran’a uğrar, Rıza Şah Pehlevi kendi yaveri General Cihanbani’yi bizimkilere mihmandar olarak verir. Bir süre İran’da kalıp tetkiklerini yaptıktan sonra Şah, Türk heyetini kabul eder ve şöyle söyler.
     Afganlarla hoş geçinmek hiçbir anlaşmazlık bırakmamak istiyoruz. Bu amaçla Türkiye’nin hakemliğini istedik. Kardeş 3 İslam devletinin bütün işlerde birlik olmaları en büyük arzumdur. Gazi Mustafa Kemal’de gördüğüm kudret benim ümidimi artırdı. Onun itimadı olan size bizim de itimadımız vardır.
     
AFGANİSTAN'DA
     Fahrettin Paşa anlatıyor... "İran’dan sonra Afganistan’a gittik. Afgan heyetinin başında Orgeneral Abdürrahim Han vardı. İranlıların kendilerinden toprak istediğini ileri sürdüler.
     İran sınırından Kâbil’e 350 kilometre yolu ancak üç günde aşabildik. Afgan Kralı Zahir Şah bizi yemeğe alıkoydu, babası Nadir Şah’ın öldürülmesi sırasında İsviçre’de okuyormuş, bırakmış gelmiş. Amcası Haşim Han başbakanlığını yapıyordu. Biz Kandahar’a kadar yüzlerce kilometre bir tek ılgın ağacından başka ağaç görmedik. Her taraf kum, toprak köyler hiç yok gibi.
     
ANLAŞMA YAPILIYOR
     Kâbil’de güzel bir villada misafir edildik, oraya gidene kadar yol boyu köyler hep Türk isimlerini taşıyordu. Fransızca konuşan Zahir Şah (ki hayatta olan ve halen tahta çıkmak isteyen, İtalya’da oturan kral), amcası başbakan ile köşkünde görüşmemizi istedi. Orada toplandık, konuyu müzakere ettik. Onlar da hep haysiyet meselesi ileriye sürüyorlardı. Geçmiş olaylar ortaya atılıyordu. Biz iki tarafı da kırmayacak şekilde sınır çizgisini Afganlara güçlükle kabul ettirdik.
     Ayrılmazdan önce heyetimizi meşhur filleriyle ördek avına davet ettiler. İran’a döndük ama Afganlara zorla kabul ettirdiğimiz anlaşma teklifini İran heyetine kabul ettirmek çok güç oldu, bir hayli uğraşmadan ve yeni tespitlerden sonra meseleyi 4 ay içerisinde halletmiş olduk..."
     

 

| Önceki Sayfa |