ATA: Keman ve tenis
Güneri CIVAOĞLU
10 Kasım 2001-Milliyet
3 yıl kadar önce Fransız Senatosu Clemenceau salonunda yaptığım "Atatürk'ün Mirası" konulu konuşma için notlarıma göz atıyorum.
Bazı seçmeler yansıtayım.
Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand'ın yeğeni Frederic Mitterand, "Sanat Çevresi" adlı TV programlarından birini Atatürk'e ayırmıştı.
Frederic Mitterand'a göre; "Atatürk, yüzyıla damgasını vuran dünya lideriydi... Vitrine rastlantıların çıkardığı adam değildi."
Mitterand, anlatımında "Atatürk'ün tarihi değiştirmek için doğduğu ve tarihi değiştirecek donanımla yetiştiği" mesajını veriyordu:
"Sadece ekonomik, askeri ya da politik kitapları değil... Balzac, Flaubert, Voltaire ve diğer klasikleri de okurdu.
Kültür yelpazesi 360 dereceydi."
Karizma Mitterand sürdürüyor: "Çok yakışıklıydı. Çarpıcı fiziki güzelliğe ve inanılmaz bakışlara sahipti.
O devrin filmlerini izlediğimiz zaman, çevresindeki bütün insanların arasında onun fiziği öne çıkar. Etkileyicidir.
Ondaki fazladan birşeyi, belirgin karizmayı hissedersiniz.
Heykel gibiydi ama heykel gibi uzak, mermer, bronz soğukluğunda değildi.
Erişilebilirdi. İnsanlara çok yakındı.
Onu takip etmeyi - zorunluk - değil - içten arzu - haline getiriyordu."
Gerçekten...
Köylülerle çayır üzerinde bağdaş kurmuş söyleşirken... Dizindeki bir çocuğu okşarken... Katıldığı baloda bir genç kadınla dans ederken... Traktörün üzerindeyken ya da plajda mayoyla halkın arasındayken fotoğraflarını anımsayınız...
Bunlar, Atatürk'ün kendi insanlarıyla gönül harmanıdır.
Atatürk'ün kitapları Gürbüz Tüfekçi, Atatürk'ün okuduğu kitaplar için harikulade bir araştırma yapmıştır.
Daha önce de değinmiştim...
"1800 dolaylarında kitap okumuş.
200 bin dolaylarında satır altı çizmiş.
Binlerce kenar notu ve dipnot yazmış.
Binlerce çarpı işareti koymuş."
Bir o kadar da, tek kelimelik "önemli" diye not düşmüş.
Yani tarihin akışını değiştiren bir lider olmak için, politikacı ve lider ölçütlerinin çok üstünde kültür düzeyi...
Atatürk ve İslam Atatürk ve İslam boyutuna da bir not...
İngiltere'ye eğitime gönderdiği Behçet Kemal Çağlar'a Kuran'ın Türkçe tercümesini şiirsel bir söylemle yeniden yazdırması, harikulade hizmetti.
Dönemin en sevilen sesleri olan Fahire ve Refik Fersan'a okutmuş ve taş plaklar halinde topluma sunmuştu. Ne yazık ki bu çalışma, yarım kaldı.
Atatürk'ün laisizme yaklaşımında, L.Caetani'nin yazdığı "İslam Tarihi", katkı yapmış olabilir.
Şu satırların altını çizmiş:
"Çölün haşin ve acımasız yaşamı, hiçbir değişim kabul etmez... Çöl öyle bir damgadır ki, yalnız bir tür insan meydana çıkarır ve yüzyılların gelip geçmesine karşın bu türü değişmez biçimde saklar."
Atatürk, devrimleriyle modern Türkiye'yi kurmuş ve Laisizm ile değişmez insan türü çizgisini, çölün sert kalıplarını kırmıştır.
Atatürk, Beyaz Saray'ın da psikolojik danışmanlığını yapmış olan Vamık Volkan'a göre; "Pozitif enerji yüklüydü."
Mutluluk ve başarı, sık kullandığı kelimelerdi.
"Ne mutlu Türküm diyene" ve "Az zamanda çok işler başardık" söylemleri, bunun ifadesidir.
Şu satırların da altları Atatürk'ün kalemiyle çizilmiş:
"İnsan başarılı ve mutlu olmayı, tıpkı keman ve tenis öğrenir gibi öğrenir."
Daha 1930'ların, savaş sonrası bozkır ve çarık Türkiyesi'nde, ulusa "keman" ve "tenis" söylemi!..