Pragmatik Atatürk
Taha AKYOL
10 Kasım 1999-Milliyet
ATATÜRK ve arkadaşları Şükrü Kaya, Recep Peker, Reşit Galip, Mahmut Şevket, Ahmet Hamdi Başar 11 Kasım 1930 Pazar günü Ankara'dan trenle Anadolu gezisine çıkarlar.
Atatürk, halkın neden CHP'yi değil de, ömrü ancak üç ay sürebilen Serbest Fırka'yı desteklediğini anlamak istemektedir.
Atatürk trende sorar:
- Serbest Fırka'yı feshetmekle hata mı ettik!
Atatürk bu şekilde kendi kararını sorguladığı gibi, sorular da sorar:
- Şükrü Kaya Bey, zatı aliniz iktisadi doktrinler konusunda uzmansınız. Bize liberalizmi anlatır mısınız?
Çünkü liberal Serbest Fırka'nın siyasi hürriyetler ve ekonomi alanında halkın karşısına "bir fikirle, bir programla" çıktığı, CHP'nin ise "ne istediğinin belli olmadığı" düşünülmektedir.
Trende giderken işte bu ihtiyaçla "6 ilke" tesbit edilir. (A.H. Başar, Atatürk'le Üç Ay, sf. 42 vd.)
Recep Peker bunu "6 ok" yapar.
* * *
6 OK, Atatürk'ün gözünde Türkiye'nin geleceğine de hükmedecek bir doktrin değil, bir parti programıdır. Zaten bunlardan anayasa hukuku kavramı niteliğinde olan, sadece Cumhuriyet ve laikliktir.
1930'ların başlarında "devletçilik" ilkesini benimseyip bunu Anayasa'ya da koyduran Atatürk, dogmatik düşünceli olmadığı için, değişen şartları gözeterek, 1930'ların sonlarında yeni bir siyasete yönelmiştir.
Prof. Osman Okyar'ın belirttiği gibi, Atatürk, 1937'de "mutedil devletçi" İsmet Paşa'yı başbakanlıktan uzaklaştırıp yerine "daha liberal olan" Celal Bayar'ı getirmiştir. "Devletçi" görüşleri savunan "Kadro" dergisini kapattırmıştır.
"İktisatta bu gelişmeler Atatürk'ün doktrin adamı olmamasından, fertlerin faaliyetlerini katı ideolojik cenderelere sıkıştırmak istememesinden ileri geliyordu." (Osman Okyar, Fethi Okyar'ın Anıları, sf. 180 - 181)
* * *
1934 yılı, 3 Eylül... Ülkemize gelen İsveç Kralı Adolf şerefine verilen yemekte Atatürk konuşuyor:
"Avrupa'nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar..." (Söylev veya Demeçler II, sf. 277)
Attila İlhan'a göre, dil çalışmaları "akla durgunluk veren bir uydurmacılığa dönüşmüş", ve Atatürk "bir çıkmaza saplanmışızdır" diyerek hatadan dönmüştü. (Cumhuriyet, 15 Ocak 1999)
Ve Atatürk 11 Kasım 1937'de konuşuyor:
"Millete yepyeni bir program bildirdiniz. Bu program benim millete vaadettiğim hususlardır. Celal Bayar ve arkadaşları benim millete vaat ettiklerimi yapacaklarını bana ve millete vaat ettiler..." (Söylev ve Demeçler, III, sf. 141)
1930'ların başlarıyla sonları arasında Atatürk'deki bu değişimler, gözlem ve analize önem veren doğru bir bilim sezgisinin ifadesidir...
Bir de 1930'ların başlarındaki Kemalizm'i 2000'lerin Türkiye'sine dogma olarak dayatmak isteyenleri düşünün!
Ben Atatürk'ü üç 'değişmez' ilkenin simgesi olarak seviyorum: Misak - ı Milli, üniter devlet ve muasır medeniyet...
Bugünkü "muasır medeniyet"in liberal demokrat olduğunu da biliyorum.