10 Kasım...
Hasan CEMAL
10 Kasım 1999-Milliyet
Dünyada altmışa yakın İslam ülkesi var. Bunlardan yalnız Türkiye demokrasi. Demokrasi çıtamız yeterince yüksek mi? Hayır. Çıtayı yükseltmeye tarih engel değil.
Atatürk hiç değil!
O, tarihimizin en gurur verici sayfalarını yazmış. Bundan sonrası artık bize ait!
Bir 10 Kasım günü düşünceleri...
Atatürk hala ayakta! Çünkü, bir imparatorluğun küllerinden kurduğu devlet, Türkiye Cumhuriyeti kalıcı oldu.
Buna karşılık Atatürk'ün bir çağdaşı, Lenin'in kurmuş olduğu devlet, Sovyetler Birliği yıkıldı.
Biri, 75 yıldır yaşıyor.
Biri, 74 yılda tarih oldu.
Niye?
Atatürk'ün kurduğu devlet değişime açıktı. Koyduğu hedef, tarihin akışı yönündeydi.
Lenin'inki öyle değildi.
Proletarya diktatörlüğü, tarihin demokrasi ve özgürlük yolundaki yürüyüşüne tersti. Onun için kendi eliyle kendi sonunu hazırladı.
Atatürk, tarihin nereye doğru aktığını iyi gördü. Çağdaş uygarlık düzeyini, Batı'yı örnek aldı.
Dedi ki:
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın, ilmin gelişimini inkar etmek olur. (Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, 1. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Yayını, 1984, sayfa 289).
Dedi ki:
"Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk. Demokrasinin bütün icapları sırası geldikçe tatbikata konmalıdır."(Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar, Türk Tarih Kurumu, 1959)
Dedi ki:
"Biz öyle bir idare, öyle bir rejim istiyoruz ki, bu memlekette bir gün padişahlığa taraftar olanlar dahi bir fırka (parti) kursunlar." (Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, Yapı Kredi Bankası Yayınları, 1973).
* * *
Atatürk'ün hedefi açıktı:
Önce laik Cumhuriyet...
Sonra demokrasi...
Bunun için önce demokrasinin altyapısını oluşturan laiklik atılımı gerçekleştirildi. Öğretim birliği ile eğitim seferberliği başlatıldı. Kadın - erkek eşitliğini öngören hukuk devrimi yapıldı. Aile, miras ve ceza hukukunun dini kurallarla bağı koparıldı.
Niye yapıldı bütün bunlar?
Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan bu uzun yürüyüşe niçin çıktı Atatürk? Örnek aldığı Batı nerede duruyordu?
Demokrasi durağında değil mi?
Atatürk de Türkiye trenini demokrasi durağına götürmek için yola çıktı. Kendi sağlığında bu durağa varamadı.
Ancak rayları döşemeye başladı. Demokrasinin yükseleceği altyapıyı oluşturdu. Çünkü laiklik olmadan demokrasi olmayacağını biliyordu.
Türkiye'nin laik demokratik cumhuriyet yolundaki yürüyüşünü, yani tarihi tersine çevirmek isteyenler var. Atatürk olmasaydı, Türkiye bugün daha demokratik olurdu diyenler de var.
Birincilerin buna gücü yetmez.
İkinciler ise tarihin yorumuyla spekülasyonuyla uğraşmaya devam edebilirler.
Ama yaşanan yaşanmıştır.
Kimse geçmişi yıkamaz!
Yaşanan da gösteriyor zaten: Türkiye, başta İsmet İnönü olmak üzere Atatürk'ün dava arkadaşlarının eliyle demokrasi virajını almıştır.
* * *
Demokrasi kolay değil.
Atatürk'ün Müslüman bir ülkede radikal bir uygarlık projesiyle laik cumhuriyet için yola çıktığı dönemde, dünyada demokratik ülkeler ancak bir elin parmakları kadardı. Bu öylesine bir dönemdi ki İtalya Mussolini'yi, Almanya Hitler'i, İspanya Franko'yu, Rusya Lenin'i, Stalin'i tarih sahnesine çıkardı.
Demokrasi güç iş!
Demokrasi için gerekli siyasal kültürün oluşumu, diyalog, uzlaşma, hoşgörü gibi kavramların hayata geçirilmesi bir anda olmuyor. Bunun için ağır bedeller ödeniyor. Yalnız yasa değil, bundan daha güç olan kafa, yani zihniyet değişikliği uzun zaman alıyor.
Bugün dünyada altmışa yakın İslam ülkesi var. Bunlardan yalnız biri, Türkiye demokrasi. Ama demokrasi çıtası yeterince yüksek mi? Hayır. Aklı başında hiç kimse iddia etmiyor bunu.
Ancak demokrasi çıtasını yükseltmeye tarih engel değil. Geçmiş engel değil.
Atatürk hiç değil!
O, ilk ve radikal adımları atmış. Bence tarihimizdeki en gurur verici sayfaları yazmış. Bazı aşırılıkları, yanlışları olmuş ama hedefi doğru koymuş...
Bundan sonrası artık bize ait!
-------------
Bir not: Dünkü yazımda "...tarihin önüne konan set" diye yazmışım. Bir okurum uyardı. "Kuş konar, set konulur" dedi. Teşekkür edip düzeltiyorum.