ATATÜRK MAKALELERİ

 

Atatürk demişti ama...

Hasan PULUR
10 Kasım 2000-Milliyet


       SİVAS Kongresi, (8 Eylül 1919) Atatürk'ün yakınları bile, gelir ve kaynaklarımızın yetersizliği, kısırlığı nedeniyle, bir başka ülkenin yardımı, güdümü olmadan, düşmanla başa çıkılamayacağını ileri sürüyorlar ve güdümün bir başka deyimle "manda"nın bağımlılık sayılamayacağını söylüyorlar. Konu gündüz oturumunda tartışılıyor, karara bağlanamıyor, gece toplantı sonrası dinlenme sırasında Mustafa Kemal'in odasında aynı konu görüşülüyor, Sivas Kongresi'ne Askeri Tıp öğrencileri adına katılan "Hikmet" adındaki bir genç, Mustafa Kemal Paşa'ya şöyle diyor:
       "Paşam, temsilcisi bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya bağımsızlık davamızı başarmak yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdiler. Güdümü kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar kim olursa olsun, şiddetle reddeder ve kınarız. Diyelim, güdüm düşüncesini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcı değil, vatan batırıcı olarak adlandırır ve lanetleriz."
       Gencin bu sözleri herkesi duygulandırıyor, Mustafa Kemal Paşa coşkuyla şunları söylüyor:
       "Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk ulusal yapısındaki soylu kanın ifadesine dikkat edin... (...) Evlat, için rahat olsun. Gençlikle övünüyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak da güdümü kabul edemeyiz. Parolamız tektir ve değişmez; ya bağımsızlık, ya ölüm!"
       * * *
       ULUSAL zafer kazanılmıştır. Aradan dört yıl geçmiştir. Atatürk, İzmir'de toplanan "Türkiye İktisat Kongresi"nde konuşuyor, (17 Şubat 1923) zaferi anlatıyor ve "Ama..." parantezini de açıyor:
       "Ama baylar, tam bağımsızlık için şu ant vardır, ulusal egemenlik için şu yasa vardır, şu büyük başarılarımız, kazançlarımız ortada duruyor demekle yetinemeyiz ki! Söz buraya gelmişken bir gerçeği daha hatırlatmak zorundayız: Böylesine kutsal erekler, yalnız kağıt üzerindeki antlarla, yasalarla korunamaz. Olduğumuz yerde istemeler, dilemelerle gerçekleşemez. Bunların sağlanabilmesi için biricik güç, gerçek temel, ekonomidir! Siyaset ve askerlik alanındaki zaferler, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik kazançlarla taçlandırılamazlarsa, ortaya çıkan zaferle ayakta kalamaz, tutunamazlar, az zamanda sönüp giderler. Bunun içindir ki en parlak zaferimizin de sağladığı, sağlayabileceği meyveleri toplayıp onlardan yararlanabilmemiz için, ekonomimizin, ekonomik egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sağlanması ve pekiştirilmesi gereklidir." (x)
       * * *
       ATATÜRK gerçek bağımsızlığın ne demek olduğunu, ne demeye geldiğini anlatırken, sanki IMF'ye bağımlı, herkese el açan bugünkü Türkiye'ye gönderme yapıyor.
       * * *
       BUNLARI okuduktan sonra bir düşünün, Atatürk'ün çizdiği bağımsızlık tablosunda ne haldeyiz?
       "Bağımsızlık" kavramını içi boş bir çerçeve sandık.
       Eğer bu çerçevenin içini Atatürk'ün öngördüğü gibi doldurabilseydik, bugün ne Avrupa "Kıbrıs'ı satın, sonra gelin!" diyebilirdi, ne de elindeki Cezayirli kanına rağmen Fransa senatosu, soykırım iftirasıyla bizden hesap sormaya yeltenebilirdi.
       ----------
       (x) Atatürklü Günler - Derleyen: Vural Sözer / Barajans Yayınları.

 

| Önceki Sayfa |