11 Eylül
saldırısı gerçekten de dünya için önemli bir dönüm noktası
oldu.
Kalkınmış ülkeler, terörizm
konusunda yıllarca bizim kanımızı donduran ‘‘Bana
dokunmayan yılan bin yaşasın’’ anlayışının kendileri için
de, insanlık için de ne büyük felaketlere yol açtığını
gördüler.
Koca Amerika birkaç saat içinde 7 bine yakın
insanını yitirdi. Hem de en dramatik şekilde.
Olayın
şokunu atlattıktan sonra facianın büyüklüğünü daha da iyi
anlayan Batı, Türkiye'nin yıllardan beri bıkmadan usanmadan
söylediği ama bir türlü inandıramadığı gerçekleri kavramaya
başladı.
Ve daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti'ni
yaratan Mustafa Kemal Atatürk'ün dehasını bir kez daha
keşfetti.
Atatürk'ün yaptığı reformların,
‘‘Yurtta sulh, cihanda sulh’’ kuramının insanlığın
bugün geldiği noktada ne kadar yaşamsal olduğunu anladılar.
* * *
O büyük reformistin Doğu ile Batı
uygarlığının buluşmasını, uyum içinde birlikte yaşamasını
sağlayan büyük bir kuramcı olduğunu gördüler.
Şimdi
Batılı bilim adamları, 1923'te, yüzyıllarca dini kurallarla
yönetilmiş bir ümmet toplumundan nasıl çağdaş, uygar,
demokratik, laik bir cumhuriyet çıkarabildiğini inceliyorlar.
Onun doktrinini çözmeye çalışıyorlar.
Biz
Atatürk'ü Batı'ya iyi anlatabilseydik, O'nun en
muhteşemi cumhuriyet olan devrimlerini tanıtabilseydik belki
de dünyanın başına böylesi bir felaket gelmezdi.
Yapamadık bunu. Hep nutuk attık. Zannettik ki
attığımız nutuklar yeterli olacak. (Yeterince kitap yazmadık,
belgeseller, filmler yapmadık.)
Şimdi şimdi anlıyor
dünya Atatürk'ü.
Küresel barışın ancak onun
bulup uyguladığı sentezde yattığını şimdi şimdi görüyorlar.
Özal Nutuk'u Çankaya'da okudu
ÖZAL'ın çok yakınında bulunan bir
işadamı anlatmıştı:
‘‘Biliyor musunuz Özal
NUTUK'u Çankaya'ya çıktıktan sonra okumuştu. Bir gün bana
‘Ben Nutuk'u okuyorum. Okudukca Atatürk'e hayran oluyorum.
Yahu hakikaten Atatürk çok büyük adammış' dedi. Ondan sonra
da Atatürk'ü ağzından düşürmedi. Her konuşmasında
Atatürk'ten bahsedip ‘Büyük Atatürk'ün dediği gibi...
Büyük Atatürk'ün yaptığı gibi...' dedi hep... Dikkat edin,
Çankaya'ya çıkmadan önceki ve sonraki konuşmalarını tarayın,
bu gerçeği göreceksiniz.’’
Bu öyküyü anlattıktan
sonra bugünkü Atatürk karşıtlarına ve düşmanlarına
Özal'ın yaptığını yapmalarını öneriyorum. Eğer Nutuk'u
okurlarsa onlar da Atatürk'ün büyüklüğünü
anlarlar.
Bunlar da Atatürk
çocuğu...
DERVİŞ'in ‘‘Bakanlar
Kurulu'nda karşımda 36 tane erkek bakan görünce içim
daralıyor. Aralarında bir tane kadın bakan yok. Oysa Türkiye
kadınlara haklarını 1930'lu yıllarda vermişti’’ sözlerine
bakın nasıl tepki gösterdiler:
Hüsnü Ziya
Gökalp (MHP'li Tarım Bakanı): Benim içim
açılıyor. Ben çok memnunum.
Mehmet Bekaroğlu
(SP): Terapiste gitsin. Zaten Türkiye'ye
alışamadı.
Mehmet Gül (MHP): İçi
daralıyorsa gitsin kafelere otursun.
Suat Pamukçu
(SP): Amerika'dan bakan getirsin.
İlhan Aküzüm
(ANAP): Popülizm yapıyor.
Mehmet Zeki Okutan
(SP): Kabinede bayan bakan bulunması yalnızca tebessüm
vesilesi olur.
Herhangi bir yoruma gerek var
mı?