İNSAN kim olursa
olsun bazen gülüyor, coşuyor, eğleniyor, bazen de kızıyor. Ya
da kızdırıyorlar.
Atatürk de bazı
olaylarda kızıyor, azarlıyor, tavır koyuyor... Çünkü o da
insan.
Bugün size Ahmet Hamdi Başar'ın
‘‘Atatürk'le Üç Ay’’ isimli kitabından bir bölüm
aktaracağım. Başar o yıllarda devlet memuru. Atatürk
kendisini zaman zaman çağırıp fikirlerini soruyor ve
1930 yılında, yurt gezilerine götürüyor. Bu gezilerden
birinde, Samsun'a gidiliyor.
O sırada Serbest Fırka
kapatılmış. Gericilerin toplandığı, cumhuriyet rejimine
karşı odakların yuvalanmaya başladığı parti, bir emirle
faaliyetine son vermek zorunda kalmış.
Atatürk
ve ekibi, Amasya'dan Samsun'a geliyor. Samsun Valisi
Kazım Dirik Paşa, Atatürk'ün yakın silah ve
çalışma arkadaşlarından biri. Fakat Atatürk ona kırgın.
Samsun'da belediye başkanlığı seçimini kapatılan Serbest
Fırka adayı, CHP adayı karşısında kazanmış, Vali de
bu açıdan yardımcı olmuş.
Şimdi Başar'ın
kitabından, olayları özetle izleyelim:
‘‘Samsun'a
vardığımızda akşam saat 21 olmuştu. Hiç görmediğimiz bir
manzara karşısında kaldık. Çok büyük güvenlik önlemleri
alınmıştı. Halk, süngülü asker kordonlarının arkasına
sinmişti. Gazi ve bizler, bir düşman şehrine giren kumandan
gibiydik. O Samsun ki, 1919 yılında Gazi'nin vatanı kurtarmak
için ilk adım attığı yerdi. Bu manzara Atatürk'ü müthiş
sinirlendirdi.’’
Saat 22 oluyor, sofraya
oturuluyor. Atatürk belediye reisinin nerede olduğunu
soruyor. Reis bulunuyor ve geliyor.
‘‘Gazi, Reis'i
soluna aldı ve kadehini ona doğru kaldırarak ‘İçelim' dedi.
Reis önündeki su bardağını kaldırınca ‘Ne o Reis beyefendi,
yoksa rakı günah diye içilmiyor mu?...' ‘Hayır efendim, yemek
yemiş bulundum da...' ‘Yaaa, demek bizim geleceğimizi
bilmiyordunuz, öyle mi...' ‘Yok efendim, teşrif-i devletinizi
bütün halkla birlikte ben de bekliyordum...' ‘Şu halde beraber
yemek yiyeceğimizi düşünebilirdiniz...' ‘Evet efendim,
bendeniz de o şerefe nail olmak ümidindeydim. Fakat
çağrılmadım.'
Gazi, Vali'nin yüzüne baktı. Vali önüne
bakmayı, lafa karışmamayı tercih ediyordu. Gazi sordu: ‘Vali
Beyefendi, geleceğimizi ve bu akşam beraber yemek yiyeceğimizi
Reis beyefendiye niçin haber vermediniz?'
Verilecek
cevap yok. Sofra devam ediyor... Sofrada söz diğer konularda
dolaştıktan sonra Serbest Fırka'ya intikal
ediyor.’’
* * *
Atatürk bu konuda
görüşlerini, anılarını anlatıyor ve Belediye Reisi'ne dönerek
‘‘Zatıaliniz de fesh edilmiş bir partinin belediye reisi
olarak vazifenize devam etmek istemezsiniz değil mi? İstifa
ediniz, yeniden seçim yapılsın. Belki yine zatıaliniz
seçilirsiniz’’ diyor.
‘‘Fakat Reis öyle
yapmadı. ‘Bu seçim, halkın şahsıma bir güvenidir. Eğer istifa
edersem, halkın bu güvenini kötüye kullanmış olurum. Eğer
bendenizin bu görevde kalması arzu buyurulmuyorsa, hükümetin
elinde kuvvet vardır. Seçimi fesheder, ben de halka karşı
mahcup vaziyette kalmam' dedi.
Bu beklenmedik cevap
Gazi'yi sinirlendirmedi. Sakin bir sesle ‘Düşündüğünüz doğru.
Arzu ettiğiniz gibi olsun' dedi.
Sofrada konu eski
anılara, günlük konulara doğru yayılıyor. Görünürdeki bu
sessizliğe rağmen, yakında bir fırtına kopacağı hissediliyor.
Bunu Belediye Reisi de hissetmiş olacak ki, biraz sonra, yarın
önemli işleri olduğu bahanesiyle Gazi'den izin istiyor ve
‘Buyurunuz' emrini alınca sofradan kalkıp
gidiyor...’’
Eyvah, fırtına patlamak üzere... Çünkü
bu yapılan, korkunç bir saygısızlık. Ahmet Hamdi Başar,
anlatımını sürdürüyor:
‘‘Bir iki dakika nefes
bile almaktan korkarak sustuk. Sonra Gazi'nin sesi
gürledi:
‘Vali Paşa hazretleri, Belediye Reisi diye
seçtiğiniz bu adamın yaptıklarını gördünüz mü? Her şeyden önce
terbiyesiz. Şehirlerine misafir geliyoruz, soframıza yemek
yemiş geliyor. İçki ikram ediyoruz, içmiyor. Sonra da, bir
cumhurbaşkanı sofrasından, biz kalkmadan def olup gidiyor.
Reisinizin hareketlerini beğendiniz mi?...'
Kazım Dirik
Paşa'nın haşlanması ve konunun devamı sabaha kadar sürdü.’’
Vali, iki gün sonra görevden alınıyor.
‘‘Bu hadiselerden sonra yine Samsun'da bir gece
sofrada, şaka olsun diye şunları söylüyorum:
‘Bakınız
Paşam (müfettişlerden) Necati Bey'in yaptıklarına!
Misafir olarak geldiğimiz bir şehrin valisine işten el
çektirmiş.'
Gazi bu konuda şakaya izin vermiyor.
‘Onu bizim emrimizle yaptı' diye konuyu kesiyor.’’
Atatürk de insan. Bazen kızıyor.
Kızdırıyorlar.
Bazen de gülüyor, eğleniyor. Paşa
Kazım onu eğlendiriyor. Kim bu Paşa
Kazım?
Onu da pazar günkü yazımda anlatacağım.
‘‘Kızan İnsan Atatürk’’ten sonra, o yazıda ‘‘Gülen
İnsan Atatürk’’ü göreceksiniz.