Kendisini yakından tanıma onuruna ve şansına sahip olanlar Büyük Atatürk'ün bulunduğu her mecliste ilgilerin odak noktasına oturduğunu söylerler:
Güçlü bir kişilik üstüne inşa edilmiş müthiş bir liderlik...
Ölümü üzerinden 61 yıl geçti.
Hálá ilgilerin ve tartışmaların ortasında O var.
O'nu bitirmek için çok uğraştılar. Eserlerinin altında ezilince kişiliğini hedef alan iftira kampanyaları açtılar. Nesebini karalamak için uydurma mahkeme kararları yayınladılar. Hiçbir mahkemeden böyle bir karar çıkmadığı ortaya çıkınca yalanlarından utanmadılar.
Bazıları tarihi tahrif ettiler. Örneğin İstiklal Mahkemeleri'nin 120 bin kişiyi idam ettiğini ileri sürdüler. Tam rakamın bunun yüzde 2'si civarında olduğu suratlarına çarpılınca özür dileyecek kadar dahi insani bir belirti gösteremediler.
Karşı çıkmanın işe yaramayacağını görenlerden bazıları ‘‘ondan yana’’ imiş gibi davrandılar. En hızlı Atatürkçü kesildiler. O kadarının kimse tarafından yutulmayacağını görenler yüzleri kızarmadan ‘‘Yaşasaydı o da şimdi bizim saflarımızda olurdu’’ dediler.
Dıştan Atatürkçü içten düşman olanlar, onun eserlerine sahip çıkıyormuş gibi görünürken, devletin en önemli organlarını Atatürk düşmanlarının eline teslim ettiler. Devlet dairelerini Atatürk düşmanlarıyla doldurdular. Bol bol Atatürk düşmanı öğretim üyesi yetiştirdiler. Türkiye'nin ihtiyacının on misli kapasiteye sahip İmam Hatip Liseleri açtılar. Bununla bir de iftihar ettiler.
Türkiye'yi iki buçuk yıl öncesinin 28 Şubat'ına işte böyle getirdiler.
Ama işte görüyorsunuz, O'ndan bir kıymık bile koparamadılar.
Koparamazlardı, çünkü Türk halkının yüzde 99'unun ne Atatürk'le bir sorunu var, ne de Atatürk'e hücum etmek için kullandıkları Müslümanlıkla...
Göremedikleri basit gerçek şu:
Türk halkı, -bir avuç yobazla onların etrafında kümelenmiş meczuplar güruhu hariç- Atatürk'ün getirdiği hayat tarzından (life style) memnundur. Çünkü o insan tabiatı ile zıtlaşmamaktadır. Daha doğrusu o, geleceğe umutla bakmayı, üretmeyi, açık zihinli olmayı, mutlu yaşamayı, insan onuru ile dolu bir yaşam sürmeyi öğütlemektedir, kabristana göz dikmeyi değil.
İnsan tabiatıyla zıtlaşan hiçbir doktrin, hiçbir inanç egemenliğini sonsuza kadar sürdüremez. Sürdürseydi, insan aklının koyabildiği en ciddi ve en iddialı toplumsal düzen olan komünizm 70 yıllık bir uygulamadan sonra Rusya'da yıkılmazdı.
İnsanlık kuşkusuz ki ilerlemek için büyük liderlere muhtaçtır. Ama bu büyük liderler arasında aynı zamanda hem iyi asker, hem büyük komutan, hem ihtilalci, hem ciddi devlet adamı ve hem de büyük bir diplomat olanını bulmak kolay değildir. Zaten Atatürk'ü sadece Türk ulusunun değil tüm insanlık áleminin iftihar ettiği bir kıymet haline getiren de bu gerçektir.