ATATÜRK MAKALELERİ

 

ATATÜRK DİYOR Kİ

Zülfü LİVANELİ
10 Kasım 1998-Sabah

"Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve kaderlerini, hayatlarını, falcıların, büyücülerin, üfürükçülerin, muskacıların ellerine bırakan insanlardan oluşan bir topluluğa, uygar bir ulus gözüyle bakılabilir mi?

Ulusumuzun gerçek niteliğini yanlış bir yolda gösterebilen ve yüzyıllarca göstermiş olan bu gibi adamların ve kurumların yeni Türkiye Devleti'nde, Türkiye Cumhuriyeti'nde çalışmalarına göz yumulmalı mıydı?

Buna önem vermemek, ilerleme ve yenileşme adına en büyük yanılgı olmaz mıydı?

Not: Bu sözlerin söylenişinden 70 yıl sonra Türkiye, Başbakanlık konutunda şeyhlere, müritlere, tarikat liderlerine verilen yemekle sarsıldı. Televizyonlarda zikir ayinleri seyrettik. Üfürükçülerin tecavüz ettiği kızların gözyaşlarına tanık olduk. Havaalanının şeref salonunda soyunup, ihrama giren milletvekillerini izledik.

ATATÜRK DİYOR Kİ:

"Şunu söylemeliyim ki biz, her araçtan, yalnız ve ancak bir ülkü için yararlanırız. O ülkü şudur: Türk ulusunu, uygar toplumlar arasında yaraştığı kata yükseltmek ve Türkiye Cumhiriyeti'ni sarsılmaz temeller üzerinde her gün daha çok güçlendirmek; bunun için de zorbalık düşüncesini öldürmek.

Not: Bu sözlerden yetmiş yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti, çetelerle, mafyalarla ve bunlarla iç içe geçmiş devlet yöneticileriyle boğuşuyor. Yolsuzluk ve rüşvet çarkları tıkır tıkır işlemekte.

***

ATATÜRK DİYOR Kİ:

"Efendiler,

Sizi günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonunda tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür.

Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmişsem kendimi mutlu sayacağım."

Not: Biz de 10 Kasım 1998'de, söylenilen amaçlara ulaşabilmiş olsak kendimizi mutlu sayacaktık. Ama ne yazık ki Türkiye'yi yönetenler, onun eserine layık olamadılar.

10 Kasım 1998 tarihinde, O'nu kaybetmenin acısından da büyük elem budur.

 

| Önceki Sayfa |