ATATÜRK MAKALELERİ

 

Atatürk'ün vasiyeti

Emin PAZARCI
10 Kasım 2000-Akşam

Bugün 10 Kasım.

Atatürk'ün ölüm yıldönümü.

Bugün, herkes Atatürkçü! Anma toplantıları düzenlenecek. Atatürk'le ilgili nutuklar atılacak. Aralarında dövünenler bile çıkacak...

Hep, alıştığımız beylik lafları dinleyeceğiz:

- O, çok büyük adamdı!

Devam edecekler:

- Keşke biraz daha yaşasaydı.

Hepsi bu kadar!

Mesela, AB'nin Kıbrıs dayatmasına Atatürk'ün gözüyle bakmak herhalde kimsenin aklına gelmeyecek.

Bari biz anlatalım:

Atatürk, Harp Okulu öğrencileriyle birlikte bir manevradaydı.

Öğrencilere sordu:

- Söyleyin bakalım... Türkiye'nin dış dünya ile bütün bağları kesilse, ikmal yolu neresi olur?

Herkes bir cevap verdi...

Kimi, Trakya'dan bahsetti.

Kimisi, Kafkaslar'ı gösterdi.

Baktı ki olmuyor, doğru cevabı kendisi verdi.

'Unutmayın beyler' dedi:

- Türkiye'nin bütün yolları kesilse, tek ikmal yeri vardır. O da Kıbrıs Adası'dır.

Daha fazla ayrıntı isteyenler varsa tavsiye ederim. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı dinlesinler. . . . . . . . . . .

Atatürk, aynen böyle diyordu.

Elimizden Kıbrıs'ın gitmesi, Türkiye'nin elinin kolunun bağlanması, kıpırdayamaz hale gelmesi demek.

Ama, her fırsatta 'Atatürkçüyüm' diye ortaya çıkanlar, bugün AB'nin Kıbrıs dayatmaları karşısında sessiz ve tepkisizler.

Tersine...

İçlerinde öyleleri var ki, Kıbrıs'ı sırtımızda yük göstermeye çalışıyorlar. Utanmasalar, neredeyse 'Acilen Yunanistan'a verip, kurtulalım' diyecekler!

Kim bilir...

Belki de bugün onlar bile 'Atatürkçülük' nutukları atacaklar!

Ne demişti Atatürk:

- Sevr, bizim için bir idam fermanıdır?

Peki bugün ne oluyor?

AB'nin Katılım Ortaklığı Belgesi'nde, Sevr'deki gibi bir 'azınlık' yaratılmaya çalışılıyor. Çok net bir şekilde 'Azınlık haklarından' söz ediliyor.

Kastedilen kimler?

Atatürk'ün 'idam fermanı' dediği Sevr'de 'azınlık' olarak 'devlet kurması' istenen Kürtler.

Biz ne yapıyoruz?

Kendisine 'Atatürkçü' ya da 'bilmemneci' adını verenleriyle, hep beraber bayram ediyoruz:

- Ne güzel! Belgede açıkça 'Kürt' ifadesi kullanılmıyor!

Kendine 'Atatürkçü' adını verenlerin biri bile çıkıp, 'olmaz' diyemiyor:

- Bu ifadeler Sevr'in bir başka versiyonudur!

Dün, TBMM Başkanı Ömer İzgi'nin makamındaydık. Katılım Ortaklığı Belgesi'ni konuştuk.

İzgi, Atatürk'ün kurduğu Meclis'in Başkanlığı'na yakışır bir tutum takındı.

Türk Milleti'nin hassasiyetlerinden bahsetti. Kıbrıs'tan taviz verilemeyeceğini ortaya koydu. Bu tür 'baskı' ve 'şartların' olumlu karşılanamayacağını anlattı...

Katılım Ortaklığı Belgesi'nde özellikle 'Güneydoğu' ayrımının yer almasının altını çizdi:

- Bu Güneydoğu ayrımı, sanki Sevr'i çağrıştırıyor. Türkiye, böyle bir ayrımı kabul edemez. Bu tür ifadeler, Türkiye'yi 50 yıl 100 yıl sonra bölünmeye götürecekse, burada AB'nin Türkiye'ye getirisine de bakılmaz.

Ardından ekledi:

- AB, eğer Yunanistan'ı Kıbrıs'ın sahibi olarak görüyorsa, bizimle uzlaşması mümkün değildir.

. . . . . . . . . .

İzgi, 'Sevr haritası'na dikkati çekti...

O dönemde sadece Hakkari ve civarının ayrı bir devlet olarak dayatıldığını hatırlattı. Bugün ise, bütün Güneydoğu'nun Türkiye'den koparılmaya çalışıldığını anlattı.

Çok net bir dil kullandı:

- Bugünkü dayatmalar Sevr'den bile beter!

. . . . . . . . . .

Sabah gazeteleri okuyunca moralimiz bozulmuştu. Kendine 'Atatürkçü' adını verenlerin tavırları karşısında şaşkına dönmüştük. Ama, TBMM Başkanı Ömer İzgi yüreğimize su serpti.

 

| Önceki Sayfa |