ATATÜRK MAKALELERİ

 

Atatürk ve vizyon

Şakir SÜTER
10 Kasım 2000-Akşam

Bugün Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 62. yıldönümü...

10 Kasım'larda ah'lı, vah'lı yazılar yazmayı sevmiyorum.

Tıpkı, öğrenciliğimin 10 Kasım'larında ağlama taklidi yapılmasını sevmediğim gibi...

Bazı vicdansızlar gibi 'davul-zurna çalınsın' dediğimiz yok...

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun ölümünden duyulan üzüntünün her yıl tekrarlanması kadar doğal bir şey olamaz.

Ama işin bir yönü daha var.

Böylesine değerli bir devlet adamının 'anılmasına' da vesile oluyor 10 Kasım'lar...

Biz, son yılların 10 Kasım'larında Atatürk'ü 'yabancı gözüyle' anıyorduk sütunumuzda...

Bu kez Atatürk'ün 29 Ekim 1933'deki bir konuşmasına dikkat çekmek istiyoruz.

Sık sık duyduğumuz 'vizyon' sözcüğünün ne anlama geldiğini de daha iyi anlatmak için...




Atatürk, ölümünden yıllar önce ABD Kara Kuvvetleri Komutanı McArthur'u Ankara'da kabul ediyor.

McArthur, bu kabulden ve Türkiye'den ayrılırken Atatürk'ün öngörülerini dinledikten sonra adeta sarhoş olmuş, aklı karışmıştır.

Bu Amerikalı askerdeki akıl karışıklığının, Atatürk'ün öngörülerinin tek tek gerçekleştiğini gördükten sonra yerini 'hayranlığa' bırakmış olması tabiidir.

Atatürk daha o tarihlerde McArthur'a, Mussoli'nin bir büyük savaşa neden olacağını, çıkacak büyük bir savaşta faşistlerin yenileceklerini...

Bu savaştan Sovyetler'in kazançlı çıkacağını söylüyor.

Bu söyledikleri bilindiği gibi tek tek çıkıyor.

Ama Atatürk'ün 1933'deki konuşması 'vizyon' adına muhteşemdir.

Atatürk o tarihte 'Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez' diyerek devam ediyor:

'..Tıpkı Osmanlı, tıpkı Avusturya ve Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından kaçabilirler. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü, susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır.'

Sadece 'hazırlanmak lazımdır' demekle kalmayıp, yöntemini de gösteriyor büyük önder:

'..Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Onların (Dış Türkler'in) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...'




Şimdi anlaşılıyor mu Atatürk'ün büyüklüğünün nedeni?

Sadece 8-10 yıl değil, 57 yıl sonrasını görebilmek bir 'vizyon' değilse nedir?

Böylesine değerli bir devlet adamına sahip olduğumuz için ne kadar övünsek azdır.

Ve 10 Kasım'larda böylesine bir değeri yitirdiğimiz için de, tabii ki üzülmeliyiz.

Ama Atatürk bize 'ardımdan sadece ağlayın' demiyor; dediği şu anlama gelmez mi?

-Sizi yönetmeye talip olanları seçerken, vizyonsuz olanları eleyin!

Türk halkı 'sıradan insanlar' tarafından yönetilmeyi haketmiyor!

Nur içinde yat büyük Ata'm...




Seyirlik vak'a!

Fransa'ya Ermeni tasarısını engellemek için giden Türk parlamenterler, ama oylamayı TV'den seyretmişler.

Ne var bunda?

Olayı 'seyirlik' görmüşlerdir!..




Yerler numaralı mı?!

'..Beni Alaattin Çakıcı ile Mehmet Ali Ağca'ya komşu yapmayın.'

H Hayyam Garipoğlu - Sümerbank'ın eski sahibi.




Kutlama yarışımız var!

Ne kadar meraklıyız Amerika'ya 'kutlama' yapmaya!

Sözde Ermeni soykırımı tasarısını 'bizim' değil, sadece ve sadece 'kendi çıkarları açısından' Senato'da reddini sağlayan Bill Clinton'a dört elden, alelacele 'kutlama' yapan biz...

Seçim sonuçları net biçimde ortaya konulmadan yine kutlama yarışına giren yine biz...

Yahu!

Kutlamak için bir saat daha bekleseler, komik duruma düşmeyecekler.

Ama başta Başbakan olmak üzere, tüm siyasiler yarışta:

-Tebrikler sayın Bush!

Biz de sizleri kutlarız sayın acullar!..




'Biri salak, öteki beceriksiz!'

ABD'deki seçim sonuçları malumunuz, evlere şenlik vaziyette!

Seçim öncesi gerek George W.Bush, gerekse Al Gore için yenilir yutulur gibi olmayan sözler söylendi ama olsun!

Demek ki ABD halkı için fark etmiyor!

Tıpkı bizim için ABD'ye kimin başkan olacağının farketmemesi gibi!..

Bizce, Amerika'daki seçim öncesi en çarpıcı tanımlamayı ünlü sanatçı Woody Allen yapmış:

'..Biri beceriksiz, öteki de salak... Ama benim oyum Gore'a..'

Şimdi meraklarda olabilirsiniz:

-Woody Allen hangisine 'salak, hangisine beceriksiz' dedi!

Sizin için farkeder mi efendim?

Yoksa sizin tercihiniz de, tıpkı Allen gibi 'beceriksizden' yana mıydı?

Hem herkesin salağı kendine mi?!




NOKTA

Vatan savunmasına ait gerçek görevlerden daha önemli, daha mukaddes görev olamaz.

(Atatürk)




Övgü-Sövgü

Cafer komandodur, yanında da karısı oturmaktadır. Cafer, karısına gözleri nemli nemli bakıp, kısık sesiyle şöyle der:

-İlk işimden kovulduğumda, yanımda sen vardın. İflas ettiğim gün de oradaydın.

Karısı takdir edilmenin mutluluğu ile dinlemede, Cafer de devam etmektedir:

-Trafik kazası geçirdiğim günlerde de gözlerimi açtığımda başucumda yine sen vardın.

Ve Cafer karısına 'Şimdi komandoyum, vuruldum, yanımda yine sen varsın' dedikten sonra 'çok geç oldu ama' diyerek sesini yükseltir:

-Yahu, sen ne uğursuz karısın!..

 

| Önceki Sayfa |