ATATÜRK MAKALELERİ

 

WAP. TEKNOLOJİNİN YÜZYILDAKİ EVRİMi BİLGİ ÇAĞINDA TÜRKİYE

ÖNER SAMANLI
Öğretim Görevlisi- S.M.M.M
Çevre ve Siv.Top.Örgütleri ile
İlişkiler Komisyonu Üyesi

21. Yüzyıl, insanoğlunun yaradılışından bugüne tarihsel süreçte kaydettiği bir dönem, BİLGİ ÇAĞI. Yenibinyıl ile, tüm farklı ve yeni teknolojiler birleşiyor. İnsanoğlu gizeminden gelen dürtüyle, yaşamın kısa olduğunu, aynı süreçte çok işler yapmanın gerektiğini, bu istemin yepyeni istemleri beraberinde sürükleyeceğini keşfediyor.

1923 de; "YURTTAŞLARIM KISA ZAMANDA ÇOK İŞLER YAPTIK" diye meydanlarda halkına seslenen Büyük Atatürk'ün söylemi esasında, Dünya insanının da neler yapabileceğine ileti, yani bugünleri görmek, bu günleri hissedebilmek. Türk Halkının olanaksızlıklar içerisinden yakın geleceği görebilmesine yönelik eline tutuşturulmuş gece/gündüz dürbünü gibi bir şey, bir pencerenin aralanması.

Sık sık olagelen ekonomik ve siyasi devrimler artık yok, devrim denilen olgu teknolojide. Hiçbir kablo ve bağlantı gereci olmaksızın havadan gözle görülmez sinyaller yoluyla birilerine yada bir yerlere bağlanabilme, teknolojinin son devrimi.

Bu teknolojinin adı, WAP. Teknolojinin yüzyıldaki evrimi.

Wireless Application Protocol, bu kelimenin açılımı. Kablosuz internet ulaşımı, Wap ile oluşturulan sitelerde, ekonomi, dünya spor ve politika haberleri, hava durumu, borsa, döviz, altın vb. konularda bilgiler sürekli gelişmekte ve genişlemekte.

1980 li yıllarda birçok köyde telefon yok iken, geçen yirmi yıl sonrasında, çobanlar (adlarını teknolojiye uyumlayarak, besi hayvanlarını besleme ve koruma uzmanları olarak değiştirsek) şehirler arası yol boylarında da birçoğumuzun gördüğü üzere, GSM şebekeleri üzerinden haberleşebilmekte. 1994 yılında 80.500 olan GSM. Abone sayısının, aralık 2000 de 16.000.000'u aşacağı tahmin ediliyor.

WAP, temel olarak internet bağlantınızı kablolara bağlı kalmadan kurmanızı sağlayan bir protokol, nerede olursanız olun, bu hizmeti veren bir İSS ile (İnternet Servis Sağlayıcı) kullanabileceğiniz bir cihaz üzerinden internete ulaşabiliyorsunuz.

Yakın süreçte internet bağlantılarının kesinlikle kablolu aygıtlardan çok kablosuz aygıtlarla sağlanacağı da ortada. 1921'de Detroit Polisinin başlattığı, izleyen yıllarda mobil haberleşme adıyla yavaş yavaş ama kararlı adımlarla ilerleyen ilk cep telefonu fikrinden bugünkü telekominikasyona erişim.

ABD' Senatosu, yılık çalışma programının %60'ını yarınki süreçte insanoğluna yönelik çaba ve çalışmaların gelişim teknolojisine ayırıyor. "EFENDİLER BEN O MECLİSİ GİDİN MİLLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE SİYASİ PAZARLIKLAR YAPIN DİYE Mİ KURDUM" diyen Mustafa Kemâl' in o günlerden gördüğü gerçekler. Gereksizliklerle ve yeterince yapılamayan çalışmalarla, siyasi kavgalarla yitirilen süreçlerle gelinen 2000 li yıllarda, hızla dış alımına soyunduğumuz, WAP teknolojisi, sonrasında özellikle gençlerimizin çağdaş mekânlar sandığımız internetcafelerde chatlaşarak yitirdikleri süreçler. Burada, Avrupa Birliğine girme yolunda oyalanan Türkiye'nin, somut gerçeğini vurgulamak, kraldan çok kralcı olup; serbest rekabet ortamının her şeyi geliştireceğini düşünerek, hiçbir teknolojik önlem alınmaksızın dışalım yolunu benimsemek, sonrasında da AB 'nin teknoloji üretmeyen ülkesi olarak kalmış olmaktan söz edebilmek.

Salt; tekstil, tarım ve düşük teknolojili sanayi ürünleri ihraç ederek veya batılı büyük firmaların üretim taşeronluğunu yaparak veya bu yıl olduğu üzere ballandıra ballandıra turizm hizmetleri vererek (geçtiğimiz yılı da anımsayalım) bunların karşılığında da, uçak, helikopter, silah, elektronik sistemler veya yazılım, yani yüksek teknolojili ürünler satın alarak bu ülkenin 100 Milyar doları aşkın borcunu ödeyebilme(me)k de, yukarıdaki siyah puntolarla yazılı M. Kemal'in anımsatmasıyla mı yoksa, paragrafın başındaki ABD Senatosunun çalışma sürecinin %60'ı ile mi ilgili düşünme süreci yaratmakta, iyi düşünülmesi gerekli.

Türkiye; bir yandan Avrupa Birliği'nin bir üyesi olma yolunda çabalarken, diğer yandan da ulusal teknoloji gelişimini destekleyici çaba ve çalışmalarını, siyasi pazarlıklar yaparak süreçleri yitirmeden, geliştirebilmelidir.

1947'de ABD'de, AT&T Şirketi, Federal Haberleşme Komisyonu'na Mobil Telefonlar için geniş bir radyo frekans aralığı tahsis edilmesini öneriyor. Bu önerme derhal kabul görüyor, 1969'da ise ülkesel bazda, IMTS olarak bilinen Geliştirilmiş Mobil Telefon Sistemi kuruluyor. Aynı Şirket 1971'de FCC'ye (Federal Haberleşme Komisyonu) cep telefonları ile nasıl haberleşme yapılacağı konusunda teknik bir rapor sunuyor, 1978 yılında ise Chicago'da analog sistem üzerinden (bu sistem bugün de kullanılmakta) iki bin şanslı azınlık cep telefonu kullanabiliyor.

Oysa aynı dönemlerde, Türkiye'mizin Meclisinde, 1946 sonrası başlayan çok partili siyasal yaşam sonrasında, Atatürk ilkelerinden öden verme(me) kavgaları ile süreçler geçiyor, 1950 seçiminden bir ay kadar sonra Haziran 1950'de, Türkçe'nin resmi dil olarak Anayasasında yer aldığı ülkemizde, ezanın Arapça'ya dönüştürülmesi, bugünkü dinsel devlet özleminin temellerinin atılmasına ön ayak oluyor.

1996'ya gelindiğinde üç farklı dijital standart Kuzey Amerika kıtasında kullanılmaya geçirilmiş, Ulusal Amerikan Şirketleri oluşturdukları konsorsiyumlarla farklı ses sinyalleri de verse telefon aboneleri için farklılık yaratmayan bu teknolojik kazanımı ülkesel ve dünyasal bazda ekonomilerine girdi olarak kazandırmışlardı. Cep telefonlarının temelini oluşturan bu teknolojik boyutlu çabaların sonrasında 1900 Mhz'den çalışan cep telefonları servislerinin devreye girmesiyle de, voice mail, faks,gönderme, SMS gibi hizmetlerde kullanıcılara sunulan seçenekler arasına girdi. Tüm bu gelişimlerin sonrasında, sağlanan bu alt yapı WAP için atılmış temellerden başkaca bir şey değildi.

"Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır", "Vergi kalkınmanın temelidir" gibi söylemlerinin asılı bulunduğu Mali kuruluşlarımızın inanıyorum ki her gözle görülen yerinde de farklı farkı güzellikleri ve özellikleri bulunan Ulu Önderimizin resimleri de asılıdır. Trilyonlarca vergilendirilmiş kazanç bulunmasına rağmen, sürecinde tahsil edilebilmiş midir ?

1998'de Kanada'nın Otttowa kentinde Türkiye'nin de üyesi olduğu OECD (Ekonomik İşbirliği ve Geliştirme Örgütü) tarafından gerçekleştirilen konferansta, elektronik ticaretin gelişimi, vergilendirilmesi vb .konulardaki uzman görüşleri rapor edildi, raporlar incelendi, sonuçlar kamuoyuna açıklandı.

Görünen o dur ki, önümüzdeki on yılda geniş bantlı ve taşıyıcı güvenilirliği olan internete kavuşanlar kazanacak, diğerleri kaybedecek. Elektronik ticaretin ilk safhası yoluna girmekle birlikte, birçok sorunda beraberinde yürümekte. Eğitim altyapısı bulunmayan bir toplumsal düzenek içerisinde yaşam süren asgari 86 Milyon ile yaşayabilirsin kararını meclisinde onamış bir ülke ferdi olarak, e-satın almaları yapmaya da oldukça hazırız, e-satanlar olarak da, hazır olan mali mevzuatlarımız çerçevesinde vergilerimizi ödeyebileceğimiz, ödemelerimizin de e-tahsil edileceğine olan inancımız da sonsuz.

Nortel Networks tarafından temin edilen ve Avrupa'da geliştirilen optik şebekeleme ekipmanlarıyla saniyede 6,4 terabite ulaşan hızlar, şu anda tek bir fiber üzerinden ilerletilebiliyor. Yani yüz milyon telefon çağrısının aynı anda bir saç teli kalınlığından haberleşmeye karşılık olması gibi bir şeyler.

SONUÇ: Bilgi çağı ile, pek çok şey yaşamımızda farklılaşacak, bu kesin ve geriye de dönülmez. Yakın süreçte, yeni bir eve taşındığınızda, servis şirketinize gidip bir kara kutu alabileceğinizi, bu kutuyu evinizde kuracağınızı, onun sayesinde elektriğinizi, suyunuzu, internetinizi, telefonunuzu tek bir yerden sağlayacağınızı ve tek bir fatura ile bulunduğunuz yerden sıraya girmeksizin ödeyebileceğinizi, ailenin fertlerinin ayrı ayrı bilgisayarlarının olacağını, bu var olma savaşımı içerisinde ulusal arenada teknolojik dış alımlarla nerelere varılabileceği, enerjilerini depolayıp koşanların yanı sıra, yürümeye çabalayanların bulunduklarını, anayasalarındaki temel hak ve özgürlükleri geliştirme modelleri ile süreç kaybedenlerin, teknoloji satımcıları ülkelerle, alımcısı ülkelerinde aynı küre üzerinde var olduklarını, küreselleşme olgularını, ABD' Senatosunun, yılık çalışma programının %60'ını yarınki süreçte insanoğluna yönelik çaba ve çalışmaların gelişim teknolojisine ayırdığını, "efendiler ben o meclisi gidin milletin gözü önünde siyasi pazarlıklar yapın diye mi kurdum" diyen Mustafa Kemâl' in o günlerden gördüğü gerçeklerin bugünlerdeki konumun ne olduğunu, siyasi kavgalarla yitirilen süreçlerle gelinen 2000'li yıllarda, halâ başkaca ülkelerden, Cumhuriyetimizin ilan edildiği dönemlerdeki yasalardan alıntı mevzuatlarla yönetildiğimizi, dış alımına soyunduğumuz, WAP teknolojilerine ne denli altyapıda hazır olduğumuzu, bilgisayarları bulunmayıp da, müfredatında bilgisayar dersleri bulunan eğitim ve öğretimimizi, Avrupa Birliğine girme yolunda oyalanırken, "bizi asla Avrupa birliğine almazlar" diyen Bedrettin Dalan'ın bu söyleminin ne ölçüde gerçek olduğunun altının çizilmesini, somut gerçeklerimizi vurgulayalım derken, maçlar sonralarında olduğu üzere birbirimizi vurduğumuzu, insan öldürmenin en kolay yolu olan trafik canavarı olma özlemlerimizin hızla süregeldiğini, serbest rekabet ortamının her şeyi geliştireceğini düşünerek, hiçbir teknolojik önlem alınmaksızın dışalım yolunu benimsemekten ne vakit vazgeçeceğimizi, en gelişkin yapılanmalardan biri olan ordu, dört yılda bir Genelkurmay Başkanını değiştirirken, siyasetimizde ister seçim kazansın, ister seçim kaybetsin, ömür boyunca genel başkansın, yazgımızdan ne şekilde vazgeçebileceğimizi, sonrasında AB 'nin teknoloji üretmeyen ülkesi olarak kalmış olmaktan kurtulmanın yordamını nasıl bulacağımızı, salt; tekstil, tarım ve düşük teknolojili sanayi ürünleri ihraç ederek veya batılı büyük firmaların üretim taşeronluğunu yaparak, şansa bağlı olarak turizm hizmetleri vererek, bunların karşılığında da, uçak, helikopter, silah, elektronik sistemler veya yazılım, yani yüksek teknolojili ürünler satın alarak bu ülkenin 100 Milyar doları aşkın borcunu nasıl ödeyebilme(me)kde olacağımızı, ve halâ Atatürkçülük ile Putperestliği birbirine karıştırmak isteyenlerle mücadeleyle kaybedilen çok değerli süreçleri nasıl geri alacağımızı, toplu sözleşmeli ancak grev hakkı olmaksızın dernekçi sendikacılık yapma izinleriyle mi bir yerlere Waplıyacağımızı eğri oturup doğrumu düşünelim onu da "bir bilen"e mi soralım ne dersiniz ?

Mersin - 20 Eylül 2000

 

| Önceki Sayfa |