ATATÜRK MAKALELERİ

 

YÖNETİMİ ETKİLEYEN ANAYASAL İLKELER

< align="right"> ÖNER SAMANLI
Öğretim Görevlisi
S.M.M.M

 Hukukun üstünlüğü ilkesini, içerisine sindirmiş, en yüce yargı makamından, başkentimizin yüksek rakımlı Çankaya'sına adım atan, 10'ncu Cumhurbaşkanımız, Ahmet Necdet Sezer'in bu bağlamda ülke gündeminde, yakın geçmişimizdeki siyasal kökenli Cumhurbaşkanlarından farklı bir gözle ve hukuk anlayışıyla Anayasal İlkeleri yönetsel yetkilere yansıtacağı ve anayasal öz ile örtüşmeyen hususlarda da, ülke gündemini meşgul etmeyeceği, attığı her imzanın da, Atatürk İlke ve İnkılaplarından ödün vermeyecek şahsiyetinde bütünleşeceği, hukuken ve şahsiyeten arkasında olacağı inancı, geciken bir şans olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 2000' li yıllarının gündeminde doğru yerini bulmuştur.

Yönetim çok anlamlı kavramlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimi kez teşkilat-örgüt çabaları, yönetsel etkinlikler, idari faaliyetler-uğraşılar, kimi kez de sevk ve idare olarak da tanımlanan yönetme anlamlarında kullanılmaktadır.

Gerek 1961 Anayasasında, gerekse de 1982 Anayasasında, Yönetim geniş anlamlarla ele alınmıştır.

Anayasanın 125. Maddesi, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." Anlatımıyla, örgütlenmeyi anlatmakta, 126. Maddesi "İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır." Anlatımıyla da, yönetsel etkinlik anlatımını ortaya koymaktadır. Yönetim hukukumuzun özündeki anlayış ve temel ilkelerin biçimsel anayasalarımızdan esin aldığı görülmektedir. Bu özden hareketle de yönetim hukukumuz anayasal nitelikleriyle bir bütün oluşturduğu gözlemlenmektedir.

Yönetimi etkileyen, yön veren birçok kural, özellikle 1961 ve 1982 Anayasalarında yer almıştır.

Anayasa Mahkemesi de verdiği kararları ile, gerek yönetim hukukunu, gerekse de içtihadı ile yönetim hukukunu somutlaştıran Danıştay'ı da etkilemektedir.

Mülk devleti anlayışından, polis devleti anlayışına, polis devleti anlayışından hukuk devletine doğru uzanan süreçte, demokratik rejimleri oluşturan ve bu rejimler içerisinde yer alan insanların daha iyi yönetim/yönetilme istemleri içerisinde bulunmaları, en doğal haklarıdır. Bu hak isteminin oluşmasını sağlayabilecek tek etmen de, temel hukuk kavramlarına yön veren anayasaların sağlıklı olarak toplumsal süreçte hak ve özgürlüklere açık destek verir boyutlarda düzenlenip düzenlenmediği gerçeği ile somutlaşabilmektedir.

Hukuk devleti açısından önemli gelişmeler Cumhuriyet döneminde olmuştur. Cumhuriyet dönemi kendi içerisinde üç bölümde Anayasalarla şekillenmektedir.

1924-1961-1982 Anayasaları dönemleri ile karşılaştırmalı irdelendiğinde, kimi haklar sınırlandırılırken, kimi haklar genişletilmiş, kimileri de tamamen kaldırılmış olarak ülke gündeminde yerlerini almışlardır.

Sonuç olarak; Yönetimin hukuka bağlı olduğu ilkesi özellikle demokratik yapılanmaların geçerli olduğu ülkelerde söz konusu olmakta, bu ülkelerde ise anayasal ilkeler yönetimlere yön verebilmektedir.

Bu nedenle de; Çağdaş ve demokratik ülkelerde yöneten/yönetilenlerin ülke de geçerli bulunan hukuk düzeni içerisinde ve anayasal ilkeler buyruğunda, hukuka uygun olarak görevlerini yürüttükleri, yönetimleri sürecinde de, anayasal ilkelerin objektifliğinden hareketle geniş yetki elde ettikleri, yetkilerini gerektiğinde çekincesiz devir ettikleri gözlenmektedir.

Hukukun üstünlüğü ilkesini, içerisine sindirmiş, en yüce yargı makamından, başkentimizin yüksek rakımlı Çankaya'sına adım atan, 10'ncu Cumhurbaşkanımız, Ahmet Necdet Sezer'in bu bağlamda ülke gündeminde, yakın geçmişimizdeki siyasal kökenli Cumhurbaşkanlarından farklı bir gözle ve hukuk anlayışıyla Anayasal İlkeleri yönetsel yetkilere yansıtacağı ve anayasal öz ile örtüşmeyen hususlarda da, ülke gündemini meşgul etmeyeceği, attığı her imzanın da, Atatürk İlke ve İnkılaplarından ödün vermeyecek şahsiyetinde bütünleşeceği, hukuken ve şahsiyeten arkasında olacağı inancı, geciken bir şans olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 2000' li yıllarının gündeminde doğru yerini bulmuştur.

Cumhuriyet Türkiye'miz için kutlu olsun, kutlu çalışmaları ile Çankaya'dan ülkemizin gönençli günlerine imzalar koysun.

Mersin, 28 Mayıs 2000

 

| Önceki Sayfa |