|
SÖYLEMLERİ DOĞRU ÇIKAN
FALCININ SÖYLEMİ
Uzaklaşmalısın mutluluğundan alıkoyanlardan
Uzaklaşmalısın ardına bakmamacasına
Nasıl ki sahipsiz değil gökyüzünde ki binlerce yıldız
Kimi çok kimi az ışık verse de, onların adları yıldız
Kimi yakın olsa da aya, kimi uzak, sanmayasın sahipsiz
Yaşam uzun, uzundan öte, varılacağı durağı sonsuz
Uzak ve güçsüzsen, üstelik tez yorulacak kadar varımsız
Doğum denen sevinçten, ölüm denen üzünce kadar
Uzaklaşmalısın mutluluğundan alıkoyanlardan
Yada seğirtmeç kovalamalısın
Sersefillik ne ki, açlık ne ki, üstsüz/başsız dedikleri hele
Ne ki, mutsuz olmanın yanı sıra, soğukta buzdan yatak
Sıcakta ateşten kor olması önlenemiyor da adı mutsuzluk
Uzaklaşmalısın alıkoyan ne varsa mutsuzlaşan/laştıran
Olsa da adı sevda, olsa da beklentilerin güzel bir serap
Ardına bakmamacasına, sınırlarında mayınlar döşenmiş de
Eli silahlı eşkiyalar bassa da köylerini, yerlerini, yurtlarını
Kaçmalısın onurun karanlık bir tecavüze uğramadan
İster doğsun ay, ister doğmasın güneş aydınlık/karanlık
Farkeder mi yüreklerde olmadıkça sevdalar, içemedikçe
Neye yarar, inek memelerinde sütler, pınarlarda sular
Dağ/bayır, ova/tepe koşmalısın yakalamak için
Kaçmalısın yakalanmamak mutsuzlanmamak için
Avuç içlerini açtığında gökteki maviliklerin derinliklerine
Tanrım beni sev/sevdir/sevindir dedikçe
Sürekli, yılmasız ve öncesiz/sonrasız
Yangına körükle gider gibi, cesaretli ve kararlı
Ereklerinin erik ağacının dallarında göv erik olmadığı
Doğum denen sevinçten ölüm denen üzünce kadar
Yılmadan usanmadan, kararlı ve arlı
Mutluluklarından uzaklaştırmak için gölge edenleri
Ya yok etmelisin, ya da seğirtircesine kaçmalısın
İster göçer kuşlar gibi, ister uzay çağındaki gibi ışınla
Sonuç ta, diktiğin çiçekleri sulamalısın
Sonuç ta, ektiğin tohumlar çoğalamıyorsa,
Sonuç ta, suladıkça kuruyorsa çiçeklerin,
Sevip/sevdirip/sevindirdiğin yeşerttiğin dikenli kaktüsleri
Bırakıp yepyeni bir dünya bulmalısın.
ÖNER SAMANLI
Mersin, 19.08.1998
|