|
NÖBETÇİ MİLLET (*)
Yaradan hey yaradan.
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki,
Ey yanımızdaki
Beş-on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey.
Yeni kıyılar bulur, yeni yaralar kazardın
Sen hep köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın.
Bakışların inanmayanı ezerdi:
Sağ kolun bir orağa benzerdi;
Başlardı yurt tarlasında fikrin ve hissin hasardı.
Cümlelerin de ösden kalkardı
Ya çıkardı kından.
Başak saçların sakardı harmandan alnından:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi rizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Köhne kanaatler köhne küreler gibi
Sözünde çarpışır düşerdi.
Tam sustuğun an kıyamet oldu,
Tam konuştuğu anlarsan mahşerdi:
Rab, gökte dinleyin derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kovuşurdu yeni denizlerine.
Şimdi nöbetçi olmak için anıt-kabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet.
Bu millet;
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan,
Bu, üç kıtayı atının nalıyla damgalayan,
Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u,
Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u,
Bu, seni yetiştiren ulu millet,
Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyandık tetik
Anıt-kabrinde tutuyor nöbet.
Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dolaşıp
Ergeç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.
Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri;
İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan;
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansıyan,
Sen dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.
Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öyle dünya davalarındansın...
O ışık saçların, o alev sözlerinle sen.
Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!
Ey asırlardır dul bayrağın eşi,
Ey gece yarılarımızın güneşi,
Ey ışık saçlar,
Ey yele kaşlar,
Ey çekilmiş hançer bakışlar,
Ey fikri döven şakaklar,
Ey kalem parmaklar,
Ey ay-yıldız el,
Ey en güzel
Ey en büyük
Ey en büyük
Ey Atatürk!
Getir dudaklarını, bir anlımıza koy,
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oyy...
İrkilmez Ata çocuğu irkilmez;
Zaptedilmez Ata'm zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları,
Bakışlarımız kılınç uçları,
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun,
İsterse refah kahrolsun,
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize;
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin ellimize;
Helal gelmez bizim ateşimize...
Dünya düşse peşimize,
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz ne senin eserinden.
BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR
(*) Şiirde formun ve ahengin esas olduğuna inandığım için
serbest nazım yazıyorum. Bu şiirim, Atatürk'ün ölüm yıldönümünde
okunmak için bir manzum hitabe olsun diye bu şekilde yazılmıştır.
|