|
ATATÜRK İÇİN
Resimlerinden tanıdım seni
Gözlerindeydi tanrı,
Mânalıydı...
Sesini dinledim plâktan:
Bir ses ki rüzgara benzer;
Öyle engin, öyle duygulu...
"Yurtta sulh, cihanda sulh" isteyen
Bir ses ki içerimde hâlâ...
Neydi o topların değmesi Conkbayırını?
Olmasaydı sağ cebinde saatin
Göğsünden vurulurdun
Mustafa Kemal'im!
Samsuna çıkamazdın...
"Ya istiklal, ya ölüm!" diyemezdin
Halâsı hakiki isteyenlerin parolasını;
İnönün de, Sakarya da, dumlupınarda
Tarihe hükmedemezdin kitaplarda...
30 Ağustos, Afyon civarı...
Güneş zaferi müjdeliyor dağlara...
İnsanlar ölüvermiş ortalıkta
Zorla veya kolayca,
Ya şu devrilen araba;
Tekerleği boşuna dönmekte...
Nedense şu an
Sık sık korna çalmada otomobil,
Büyük karargâhtan olmalı.
İşaretli,
Selâm veriyorlar...
Şu başı kalpaklı,
Şu bir kağnı dolusu şalvarlı,
Kucakta çocuklar ağlamaklı...
Bir şeyler sezilir gidişinden
Rüzgâr mı desem,
Kuş mu desem...
Ben bu gidişi anlatamam Paşam!
Yine bir şeyler yapacaksın,
Düşünceli hâlin tavrın...
Saat 9 da
İzmir demiryoluna yakın.
Birinci Ordu Karargâhında...
Dürbününe lüzum yoktu.
Mermiler tepesi, Zafer tepeydi bu!
Saat 14...
Bacaları tütmüyor Çalköyü'nün,
Dumanlar içinde
Meşale sanki zaferden
Yansın varsın...
Bozkır yanığı güneş
Uzun bir süngü şimdi ortalıkta
İşte bitiverdi gün.
Hey yıldızlar! Her gece
Bu kadar mânalı mısınız bilmem?
Şu düşen yüzbaşının
Belki son bakışlarıdır size.
Siz her şeyden uzak, her şeye yakın,
Bir bakışlık mesafede,
Barut kokulu mektuplardan bihaber...
"Zafer!" zafer! mi diyor dağlar?
Gün mü başladı tepelerde?
Nedir bu yakan şey içerimi?
Belki de aramızdadırlar.
Öylesine yakınız ki
Rüzgâr gibi, güneş gibi,
Selâmsız geldiler belki
Kahramanlar...
Nasıl sevilmez kahraman?
Bir eli dizginde,
Bir eli Ak denizde...
At kımıldamaz,
Kımıldamaz at; fakat
Tunçtan olduğunu bilsem
Koşturacak...
Bu, ilk hedeftir, ileri!
O'nun gösterdiği yere...
"Ne mutlu Türküm diyene..."
Nasıl unutulur büyük kahraman?
Ey hürriyetin ta kendisi!
Hilkatin neticesi mi nedir,
Ölüverdin nedense?
Ağlamak neye yarar Atatürk'üm?
Fakirliği içre zengin Türk iyem,
Senin yolunda, alnın teriyle...
Omuzlarımızda kadersin,
Emret yine içimizde kalan seninle,
Ölelim!
NURAN YULUĞ
(Ülkü, nr. 36, Aralık 1949, s. 12.)
|